1. YAZARLAR

  2. Haksöz

  3. İdamlar ve ikiyüzlülük

İdamlar ve ikiyüzlülük

Eylül 1995A+A-

Günde ortalama 15-20 kişinin öldürüldüğü, faili meçhul cinayet vakalarının sistematik bir imha hareketine dönüştüğü, intihar etmek isteyen 'sorunlu' şahısların kendilerine mekan olarak ne hikmetse karakolları, şubeleri seçtiği bir ülkede; Suud'da idam edilen 4 vatandaş için sergilenen insani duyarlılık doğrusu göz yaşartıyor! Kirli borazanı medyayı da kullanarak, düzenin geçtiğimiz ay Suud'da gerçekleştirilen infazlar hakkında kamuoyunda oluşturduğu hava kelimenin tam manasıyla bir şamata, bir ikiyüzlülük göstergesiydi.

İnsan hayatının bunca ucuzladığı, düşünceleri ve inançlarından dolayı insanların türlü zulümlere uğratıldığı, insan onurunun her fırsatta ayaklar altına alındığı bir ülkede halka "Ne mutlu size ki Türkiye'de yaşıyorsunuz, bu ülkenin kıymetini bilin" mesajını vermek, bu devletin kurucusu M. Kemal'e bağlılık, minnet ve şükran duygularını pekiştirmek için infazlar konusu bulunmaz bir fırsattı. Üstelik bu vesileyle, ülkesinde İslami hareket mensuplarını vahşice katleden Amerikan işbirlikçisi Suud yönetiminin uygulamaları İslam'a mal edilerek, İnfazlar İslam'a ve müslümanlara karşı bir silaha dönüştürülüyordu. Düzen, geleceği için büyük bir tehdit olarak gördüğü İslam'ın hakimiyetine karşı halkı uyarıyordu. Tabi bu uyarı düzenin kimliğine münasip bir tarzda yapılıyor, şeriat kavramının İslam'dan ayrı bir şeymiş gibi algılandığı görüntüsü verilerek, en rezilane ve alçakça bir tarzda İslam'a sövülüp, sayılıyordu.

Yine bu vesileyle, uzunca bir zamandır kabartılan milliyetçilik, ırkçılık dalgasına paralel olarak Arap düşmanlığına hız veriliyor, düzenin geçmişten beri bu düşmanlığı körüklemek için halk arasında yaygınlaştırdığı motifler tekrar, tekrar kullanılıyordu. Bir taraftan İsrail muhabbetinin dolu dizgin artırıldığı bir vasatta, "pis Araplar", "Osmanlı'yı arkadan hançerleyen Araplar" propagandalarının yoğunlaştırılması göze çarpmaktaydı.

Asıl propaganda konusunu ise elbette "birlik, bütünlük" edebiyatı oluşturuyordu. Son yıllarda hız verilen ve futboldan siyasete, pop şarkıcılarından dini cemaat liderlerine kadar herkesi, her şeyi kullanarak tahkim edilmeye çalışılan milli birlik ve bütünlük söyleminin, Suud'da gerçekleştirilen infazlarla bir kez daha alevlendirilmesi için çaba sarf ediliyordu. Medya, avanta tabak-çanak peşinde her gün " hangi gazeteyi (kuponu) almalı" kararsızlığı içinde bunalan "saygıdeğer kamuoyumuz"a Suud'un katlettiği "zavallı uyuşturucu kaçakçılarımızın yasını tuttururken, bir yandan da iç ve dış düşmanlara karşı safları sıklaştırmanın önemini idrak ettirmekteydi.

Düzen her zaman güttüğü halkı kandırma, halkı aldatma, kendi politikaları doğrultusunda halkı yönlendirme siyasetini bu infazlar konusunda da aynen sürdürmüştür. İdam olayının ilkellik, çağ dışılık olduğu bas bas bağırılırken, yüzlerce kişinin idam dosyalarının bekletildiği, zaman zaman politikacıların terörü engellemek için bekletilen idamların infaz edilme çağrıları yaptıkları, daha kısa bir zaman önce orman yakanlara idam cezası verilmesi için neredeyse kamuoyunun tamamının desteğiyle kanun çıkarıldığı görmezlikten gelinmektedir.

İdamın insanlık dışı bir cezalandırma olduğunu haykıran sol çevrelerin ikiyüzlülüğüne ne demeli? Siz değil miydiniz Sivas sanıklarına 15 yıl ceza verilmesini az bulan ve 146. maddeden ceza almaları gerektiğini söyleyen? Kamhi davası sanığı müslümanlara verilen ağır hapis cezalarını yetersiz bularak idamla yargılanmaları gerektiğine dair Yargıtay'ın bozma kararına alkış tutanların, Suud'daki infazlar hakkında yaptığı yayınlar timsah gözyaşlarının ta kendisi değil midir?

Suud'da infazların kitle önünde gerçekleştirilmesine karşı çıkan ve infaz olayını izleyen topluluğu sadist eğilimler taşımakla eleştirenler; hücre evi olduğu iddiasıyla polis tarafından kuşatılan evlerde sık sık gerçekleştirilen yargısız infazlar sonrasında sahnelenen oyunu nasıl değerlendiriyorlar acaba? Harabeye dönmüş yıkıntılar arasından çıkartılan paramparça cesetler, zafer sarhoşluğuyla havaya şarjör boşaltan polisler ve dışarıda bir yandan polislere sevgi gösterilerinde bulunurken, bir yanda da "ölü ele geçirilen teröristlere küfreden topluluk. Ve en önemlisi de bu kan sever güruhun gösterisini "halkın polise desteği" şeklinde sunan medyanın konumu. Acaba bu güruhu medya nezdinde sadist olmaktan çıkaran şey ellerinde taşıdıkları bayraklar mı?

Suud'daki infazlar vesilesiyle düzenin ve düzene bağlı çevrelerin ortaya koyduğu tutum tam bir ikiyüzlülük olmuştur. İdam silahını en vahşi bir tarzda kullanmasına rağmen düzenin, kendisi gibi Amerikancı Suud yönetimini idam uygulamaları dolayısıyla eleştirmesinin ardında halkı aldatma ve yönlendirmeye yönelik bir dizi politik hesap yatmaktadır. Bununla birlikte, madem ki idam meselesi bu ölçüde kamuoyunun gündemine sokulmuştur, öyleyse düzen ilk iş olarak tutarlı davranmak durumundadır. Madem idam insanlık suçudur, öyleyse bu suç fiilen uygulanmamakla kalmamalı, ceza kanununda da resmen kaldırılmalıdır. Meşru olmayan bu düzenin mahkemelerinin verdiği tüm cezalar adaletsiz, idam cezaları ise bizatihi cinayettir.

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR