Öğretmenlik tarihe karışırken

06.10.2011 09:05

Dr. Sivilay Genç (Abla)

Soru: Sevgili Sivilay Abla, lütfen atama bekleyen öğretmenlerin sorunlarını yetkililere duyurun. Sizden bu konuda yardım bekliyoruz. (Atama Bekleyen Öğretmen Adayları)


Cevap: Öğretmen atamalarıyla ilgili tüm köşe yazarlarına olduğu gibi bana da buna benzer çok sayıda mail geliyor.

Öncelikle öğretmen atamaları bir eğitim sorunu değil, bir istihdam sorunu.

Milli Eğitim Bakanı, hâlâ kendi kendine yetebilen ülke olmayı marifet sayan anlayışla hazırlanmış ders kitaplarının içeriğiyle ilgilenmek yerine bu istihdam sorunuyla meşgul oluyor. Bu konu Bakanlığın gündemini kilitliyor. Enerjisini tüketiyor, imajını aşağı çekiyor.

Hâlbuki; sadece atanmayı bekleyenlerin değil atanmış öğretmenlerin bile üzerine çığ gibi büyüyerek gelen daha büyük bir sorun var. Öğrenmek isteyen ile öğrenilecek bilgi arasında bir aracıya gün geçtikçe ihtiyaç kalmıyor.

Bir öğretmen iki şekilde sınıfında otoritesini kurabilir. Dövebilme ayrıcalığıyla ya da bilgisiyle.

Yakın bir zamana kadar; “öğretmenin vurduğu yerde gül biter” safsatasıyla yumuşatılmış, “dayak cennetten çıkmadır” zırvasıyla meşrulaştırılmış şiddet politikası Türk Milli Eğitim sisteminde kurumsallaşmıştı. Kızılcık sopası neredeyse ders araç gereçleri envanterine girmişti.

Neyse ki artık aileler çocuklarını okula yazdırırken “eti senin kemiği benim hocam” demiyor. Biricik evlatlarına dayak atılmasını değil hoş görmek, psikolojileri bozuluyor diye kaş çatılmasının bile hesabını soruyorlar.

O halde sınıfa hâkim olmak için geriye bir tek şey kalıyor, bilgi.

Peki, Volga Nehri’nin uzunluğunu öğretmen mi daha iyi bilir cep telefonundan sesli aratma bile yapabildiğimiz Google mı? Üstelik Google uzunluğunu söyleyip bırakmıyor, yanında Volga Nehri’nin birbirinden güzel fotoğrafları, Volga üzerine yazılmış şarkılar da hediye.

Yakın gelecekte branşlaşma boyuna değil enine olacak. Matematik, fizik, edebiyat öğretmenlerinin yerini; öğrenciyi öğrenmeye motive eden, metot gösteren bireysel eğitim koçları alacak. Yüksek bahçe duvarlı, loş koridorlu okullar öğrencisizlikten kapanacak. Çocuklar kendilerini en iyi hissettikleri mekânda öğrencilik yapacak.

Kısacası, öğretmenlik mesleği bu dönüşüme ayak uyduramazsa tarihe karışmak üzere. Öğretmenleri bekleyen bu tehlikeyle ilgili hiç mail atan yok.

 


Hüsnü avuntu


Soru: Sevgili Sivilay Abla, ünlü sanatçılar ya da büyük politikacıların röportajlarda “En çok neyi özlediniz” sorusuna cevaben benim gibi ünlü olmayan sıradan insanların gündelik hayatta yaptıkları işleri örnek göstermeleri asabımı bozuyor. Sokakta tavuk döner yemeyi, trafikte araba kullanmayı, belediye otobüsüne binmeyi gerçekten özlüyorlar mı yoksa bize nispet olsun diye mi böyle konuşuyorlar? (Bahtiyar Fuzey)


Cevap: Sevgili Bahtiyar, ünlü ve önemli insanların hayatı da bir süre sonra rutin bir hâl alır. Ünlü ve önemli olduklarını yeniden hissetmek ve hallerine şükretmek için zaman zaman bu tür fanteziler dillendirirler. Sokakta tavuk döner yedikten sonra kalori hesabı yapan özel aşçılarının lezzeti ve görseliyle lezzet şahanesi yemeklerinden ayrı bir lezzet alırlar. Şehir trafiğinde araba kullanarak özel şoförlerinin ve içi televizyonlu, masaj koltuklu geniş araçlarının kıymetini bir kere daha idrak ederler.

Ünlü, önemli ve zenginlerin mutsuz oldukları ve aslında nohut-pilava hasret kaldıkları ise fakir ve sıradan insanların hüsnü avuntusudur.

-

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı

sivilayabla@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim