Öğrencilerin ölümü ile ölen gündem

23.09.2011 13:03

Fatma K. Barbarosoğlu

Ne vakittir örgütlü günlerimiz var bizim.

Otur deyince oturan, kalk deyince kalkanız.

Ne ki kendimizi özgür sandığımız için, emirlere ayarlı kulaklarımız henüz bir yük gibi gelmiyor.

Bu hafta okullar açıldı. Ölümler üzerinden gündem yaratmakta her zaman başarılı olmayan PKK, bu defa tematik davrandı. Öğrenci ölümlerinin çok ses getireceğine odaklandı. Okulların çevresine konuşlandı.

Siirt'te dört genç kız, arkadaşlarını üniversiteye uğurlamadan önce veda yemeği için sözleşti. Veda yemeği son yemek oldu. Onlardan geriye parçalanmış bedenleri, cep telefonu aracılığı ile istedikleri yardım çığlıkları kaldı.

Bitlis'te Polis Koleji'ne saldırdı PKK. Bir polis adayı öldü.

Ankara'da üç kişi öldü. İki genç adam bir emekli kadın. Ölüm piyangosu olarak geçti hafta: "Size de çıkabilir."

Pusuda ölen askerleri, polisleri kayıtlara almıyoruz bile...

Terör şiddetlendikçe haberlerin dili konusundaki savrukluğumuz yaraya kezzap bir hal alıyor.

Soru şu: Haberlerin dili, ölenlerin ardından küçük hikâyenin kalbine odaklanan hikâye dili mi olacak yoksa, resmi ajans dili mi? Bu ikisinin ortasında bir dil, otuz yıllık terör belasına rağmen neden tutturulamadı?

Yazarak mı söndüreceğiz yangını?

Susarak mı?

Kelimeleri yan yana dizerek acının, öfkenin frekansını arttırarak mı atlatacağız bu günleri? Hiç konuşmadan, duamıza dua ekleyerek ve her defasında kalbimiz çıkacakmışçasına âmin diyerek mi?

Oysa ben bugün sizlere bir umut hikâyesi anlatacaktım. Üçüncü sayfa haberleri ile yorulan kalbinize şifa niyetine anlatacaktım.

Güzelliğin mayası diye anlatacaktım. İyiliğin teknesi diye anlatacaktım.

Yazıların da nasibi var. Ve dahi yazanın da kelimelerini yitirişi var.

Evlatlarını kaybeden annelerin yüreğini geniş eyle Rabbim diyorum da başka bir şey diyemiyorum.

Bıçak sırtı soru beynimi oyuyor. Susmak mı hayırlıdır bunca acı karşısında ses tellerini rehin bırakacak kadar bağırmak mı?

Bilemedim.

Ama gönlünüze güzelliğin mayası olsun diye, yine de paylaşayım haberi sizlerle. Zaman gazetesinde yer alan haber şöyle:

Diyarbakır'ın okumaya düşkünlüğüyle bilinen köyü Gürünlü, tek başına bir üniversite gibi. Köye 1949 yılında açılan ilköğretim okulundan mezun olan öğrenciler arasından 66 doktor, 135 öğretmen çıktı. 103 haneli köy, bu yıl da 10 gencini üniversiteye göndermenin gururunu yaşıyor.

Kız çocuklarının okula gönderilmemesi, derslik ve öğretmen sıkıntısı gibi konularla gündeme gelen Güneydoğu'da örnek bir köy Gürünlü. Diyarbakır'ın Eğil ilçesine bağlı köy, bugüne kadar 66 doktor, 135 öğretmen ve yüzlerce hemşire yetiştirmiş. Köy ahalisi, eğitim konusunda o kadar dikkatli ki, gençler derslerinden geri kalmasın diye zamanında kahvehane bile kapatılmış. İlköğretim okulundaki kütüphanede 2 binden fazla kitap olması da bu hassasiyetin göstergesi. Muhtarının da üniversite mezunu olduğu Gürünlü'deki ilköğretim okulunda görevli öğretmenler de aynı köyden. Köyde 62 yıl önce açılan okulun ilk mezunlarından 15'inin öğretmen çıkmasının herkesi özendirdiğini belirten muhtar Ergül Tekeş, bu yıl da 10 öğrenciyi üniversiteye yerleştirmenin gururunu yaşadıklarını söylüyor.

Terörün sapkın yüzünden çocuklarımızı ve gençlerimizi koruyabilmek için iyiliğin dilini bulmamız ve dahi onu korumamız gerekiyor. Her gün, her dakika iyi bir şey bulmak için kalbimizi diri tutalım.

Terör her savunmaya karşı yeni bir yöntem bulabilir. Terörü, iyinin/iyiliğin, şefkatin dilini diri tutukça yenebiliriz. Otuz yıl boyunca; Türkiye insanı olarak biz siviller çok iyi bir mücadele verdik. Son safhadayız. Dağılmadan, kopmadan varalım güneşli günlere.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim