1. YAZARLAR

  2. Şeref Oğuz

  3. Odalara mecbur değiliz ki... - Odalar vesayeti
Şeref Oğuz

Şeref Oğuz

Yazarın Tüm Yazıları >

Odalara mecbur değiliz ki... - Odalar vesayeti

A+A-

Odalara mecbur değiliz ki...

19 Temmuz 2013

Ülkedeki 1 milyon 200 şirketimiz, 365 oda ve borsa'ya üye... Bunlar, dernek filan değil. Üye olmam diyemezsiniz.

Eğer şirketiniz varsa, paşa paşa odaya kaydını yaptırmak ve yılda en az 10 bin liralık kamburu sırtınızda taşımak zorundasınız.

Kambur diyorum zira hemen hiçbir değer üretmeden, sırtınızda taşıdığınız yüktür odalar... Sundukları hizmet, kayıttan hisse devrine, aidattan ticari belgelere dek yığınca bürokrasi üretmek... Odalara sorarsanız aldıkları paranın son kuruşuna dek karşılığını veriyorlar.

Ancak sorun; daha köklü yarayı açığa çıkarıyor.

Odalara neden mecburuz ve odaların ürettiği bu evrakı toplamaya neden mecbur bırakılıyoruz? İnternet çağında ticaret siciline oda olmaksızın kaydolmazsak işlerimiz mi yürümez? Şube açılışı için 1.695 lira vermezsek hangi anayasal suçu işlemiş oluruz? Her faaliyet belgesine 5 lira ödemek bir yana kaybettiğimiz zamanın, ekonomiye ne katkısı var?

Söyleyeyim; HİÇ! Osmanlı'nın son yılları ve tek parti iktidarları döneminde, piyasayı tanzim ve kontrol etmek için kurulmuş odalar bugün ticaret ve sanayinin gelişimine sıfır katkı sunmakla birlikte, şirketler için para, insan kaynağı zaman kamburu haline geldiler.

Dünya örnekleri çoktan gönüllü üyelik modeline geçmiş iken bizdeki odaların hiçbir değer sunmadan, aksine gereksiz evrak üretip zaman öğütmesi, işyerlerini zorlamaya başladı. Bilgi üretiyorlar desek o da yok.

Yasal olarak kaydolmak zorundasınız ama üye sayısını dahi bilemeyenler var.
Peki, ne olacak? Sonsuza dek bu değer üretmeyen kurumları sırtımızda taşıyacak mıyız? TOBB'a devrettikleri 50 milyon üzerinden hesapladığımızda şirketlerin sırtından yılda 625 milyon liralık kaynağı emiyorlar.

Çare; odalara üyelik zorunluluğu kalksın. Gönüllülük esası gelsin. Asıl önemlisi, muhtardan nasıl istemiyorsak, odalardan da yığınca gereksiz evrakı talep etmeyi bırakalım.

Oda vesayeti

20 Temmuz 2013

Son 10 yıldır Türkiye, vesayet rejiminden kurtulma başarılarına sahne oldu. Askeri vesayete son verdik. IMF vesayeti de nihayete erdi. Hatta derin devletin vesayeti de... Bir bakıma statükoları yıka geldiğimiz bu süreçte hala önümüzde mücadele edecek alanlar var.

Ne adına mücadele? Tabii ki Türkiye'yi demokrasiden yönetişime, orta gelir tuzağından ilk 10 ekonomiye çıkarmaya kadar pek çok alanda kırmak zorunda olduğumuz statükolarla mücadele.

Odalar, siyasetin ekonomiyi vesayet ile yönetme araçları olarak girdi hayatımıza... Osmanlı'nın son döneminden bu güne, serpile geldiler. Kuruluş amaçları hayli fiyakalı olsa da pratik, bu yönde gelişmedi. Teori; ticari hayatı geliştirme, etik düzenleme ve rekabet oluşturma dedi... Pratik ise siyasete aktör, yöneticisine ikbal, zorunlu üye şirkete ise kambur şeklinde tecelli etti.

Dün "oda kamburu 10 bin TL" başlığıyla duyurmuştuk odaların işletmelerin sırtına yüklediği külfeti... Bugün, 365 odadan en büyük ilk 20'sinin bazı verilerini yayınlıyoruz. Gelecek hafta odaların, hemen hiçbir değer üretmeden iş kültürünün önünü tıkayan eylemlerini örneklendireceğiz.

Bazı okurlarımız, "kalkınma ajanslarına destek veriyor" veya "topladıkları paralarla hayır yapıyor" gibi gerekçelerle, odalara mecburiyeti dile getirdiler. Burada sorun; internet çağında "bu şirket vardır ve faaliyettedir" belgesini almak için milyarlarca liralık külfete neden katlandığımızdır.

Değer yaratmayan süreçler bizi orta gelir tuzağına mahkûm ediyor. Odaların iş dünyası üzerindeki vesayeti de bu tuzağın parçası... Makam, bina ve ikbal saltanatının firmalara yükleniyor olması, Türkiye'nin yarınına dair zaruret olamaz. Bu yüzde odaların vesayeti kalkmalı ve üyelik, zorunlu olmaktan çıkarılmalı...

Sabah

YAZIYA YORUM KAT