Öcalan'la görüşmeyi engelleyen kim?

07.11.2012 13:20

Yasin Doğan

Cezaevlerindeki açlık grevleri biraz daha büyüyerek devam ediyor. Hükümet, talepler çerçevesinde gündeme gelen konuların kendi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ve bu yönde bir kısım çalışmaların sürdüğünü söylüyor, insani duyarlılıkla eylemlerin sona erdirilmesi çağrısı yapıyor.

Başta BDP olmak üzere bazı çevreler ise eylemcilere değil hükümete çağrı yapmayı sürdürüyorlar.

Açlık grevleri ile iki hedefe ulaşılmak istendiği varsayılıyor. Birincisi avukatlar veya BDP'liler üzerinden diyalog köprüsü kurularak sözde tecridin sona erdirilmesi, ikincisi, Öcalan'ın yeniden sürecin baş aktörü durumuna getirilmesi…

Özellikle BDP canibinden alınan hissiyat, bu eylemi sadece Öcalan'ın durdurabileceği, herhangi bir görüşme ile bu talimatın İmralı'dan alınması gerektiği… Bu hesap ise eylemcilerin açlık grevini sona erdirmesine değil, sorunun daha derinleşmesine dayanıyor. Yüzlerce kişinin hayatını riske atan ve hiç de vicdani- insani olmayan bir tezgahla karşı karşıyayız.

***

Peki daha gerçek olan tablo nedir?

Eğer mesele Öcalan'la görüşmenin başlaması ise, hükümetin çağrısına rağmen aile fertleri niçin İmralı'ya gönderilmiyor? Öcalan'la diyalog niçin kesik tutuluyor? Mehmet Öcalan hem Apo'nun kardeşi hem BDP parti meclisi üyesi… Dert Öcalan'la diyalog kapısının açılmasıysa bu neden engelleniyor?

Eğer dert, Öcalan'ın tekrar sürecin içine aktör olarak katılmasıysa, açlık grevleri buna olumlu mu, olumsuz mu etki yapar? Başbakan'ın 'müsteşarımı adaya gönderebilirim' sözünün ardından böyle bir eylemlilik başlatmak, Öcalan'a iyilik yapmak mıdır, yoksa muhtemel süreçleri sabote etmek midir?

Tahminim odur ki, Öcalan bu eylemden rahatsızdır ve bunu bilen örgüt ile uzantıları da aile fertlerinin görüşmesini engelleyerek bu eylemi bitirecek bir çağrının önünü kesmektedir.

Hem Öcalan devre dışı tutulmakta, hem de sürece müdahalesi engellenmektedir.

Tırmandırılan eylem ise Öcalan'ın aleyhine bir durum üretmektedir.

***

Bu arada bir konuya da açıklık getirmek istiyorum. Geçenlerde yazdığım bir yazıda "Ölüm üzerinden hesap yapan sözümona önderlik soytarılarına laf söyleyemeyenler, dönüp hükümete laf söylemeyi demokrasi savunuculuğu zannediyorlar" şeklinde bir ifade kullandım. Başta Demirtaş olmak üzere BDP'liler, terör örgütü ve uzantıları 'Öcalan'a hakaret ediyor' diye yaygaraya başladılar, hızını alamayıp hakaret ve tehdit kampanyası başlattılar.

Oysa onlar da bu eylemi kimin başlattığını, ne yapılmak istendiğini ve bizim lafımızın nereye gittiğini gayet iyi biliyorlar. Eylemi başlatan 'önderlik soytarıları' ifademden Kandil'deki terör baronlarının murad edildiği çok açık. Nitekim Duran Kalkan kimi kastettiğimi hemen anlayıp, "bize önderlik soytarıları diyor, direnişi ve direnişçileri böyle sıfatlandırıyor" şeklinde meseleyi sahiplendi. Öcalan'ı devre dışı bırakan hamlelerinden sonra idarenin kendilerinde olduğunu düşünen Kandil'deki elebaşılar bu lafın kendilerine söylendiğini gayet iyi biliyorlar.

Biz ölüm üzerine hesap yapan kim olursa olsun eleştirmekten çekinmeyiz. Nitekim sık sık Öcalan'ı da eleştiriyorum. Ama bu konuda Kandil'dekilerin şark kurnazlıklarını yutacak veya onların hezeyanlarından çekinecek de değilim.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim