1. YAZARLAR

  2. Resul Tosun

  3. Obama'nın kafası karışık
Resul Tosun

Resul Tosun

Yazarın Tüm Yazıları >

Obama'nın kafası karışık

A+A-

Obama'nın İslam Dünyası'na yönelik konuşması Kahire'de gerçekleşti. Konuşan ABD Başkanı olunca, hele de bu başkan demokrat kimliğiyle, siyah rengiyle, Müslüman bir babanın çocuğu olarak Hüseyin ismiyle ve değişim vaadiyle kürsüye çıkıyorsa, herkesin farklı beklentiler içine girmesi gayet tabiidir.

Ve yine gayet tabiidir ki, bir konuşma ile sorunlar çözülmez ve neticeye varılmaz.

Ama böylesi önemli bir şahsiyetin konuşması önemli mesajlar içerir ve fikir verir..

Konuşmayı dinleyemedim ama Beyaz Saray'ın basına verdiği konuşma metnini baştan sona okudum.

Kahire konuşmasının genel olarak, önceki başkanlarınkinden hem çok farklı hem de olumlu olduğu söylenebilir.

Bununla birlikte Obama'nın kafasının karışık olduğu da söylenebilir. Daha doğrusu ben öyle görüyorum. Bu karışıklık Obama'nın yapmak istedikleriyle ABD sisteminin ve politikalarının sonucu da olabilir.

"Müslümanlarla ABD arasında yeni bir başlangıç aramak için geldim." ve "Adalet kalkınma, hoşgörü ve insanlık onuru ortak noktalarımız." gibi söylemleri doğru ve güzel söylemler. Ama acaba ABD İslam dünyasına karşı gerçekten adil, hoşgörü ve insanlık onuruna uygun mu davranmıştır/davranmaktadır? Bu ifadeyi her ne kadar iyimser bulmuş olsak ta, konuşmasının ilerleyen bölümlerinde Gazze'deki insanlık krizine temas ederken adalet unutulmuş gibi görünüyor.

Obama'nın kafası karışık, çünkü okyanus ötesinden kendi güvenlikleri için gelip Müslüman topraklarını işgali mazur görürken, toprağı işgal edilmiş Filistinliyi mazur görmüyor, direnişi bırak diyor.

HAMAS'a kapıyı aralayarak önceki yönetimden farklı olduğunu gösteriyor ama direnişi bırakmasını ve anlaşmalara uymasını söyleyerek kafasının karışık olduğunu anlıyoruz. Çünkü anlaşmalara uymayan taraf Filistin değil İsrail'dir.

Sonra 5 önemli ana başlık açıyor.

Birincisi, aşırılık ve şiddete karşı birlikte mücadeleyi teklif ediyor. Çok güzel de bir sözü var. Diyor ki, "Bir milleti diğerinden üstün tutan evrensel sistem başarısızlığa mahkûmdur." Peşinden de ABD halkını üstün tutan bir açıklama getiriyor. 11 Eylül olaylarında 3 bin kişinin can verdiğini önemsiyor ama Afganistan, Irak ve Pakistan'da ABD politikaları sonucunda hayatını kaybeden yüz binleri es geçiyor.

Hemen arkasından da hatayı itiraf sadedinde, "Irak olayları bize diplomasiyi kullanma zaruretini hatırlatmıştır." diyor.

İkinci başlık, ABD ve Ortadoğu ile ilgili. Obama, "Amerika ve İsrail arasındaki ilişkiler güçlüdür ve bu ilişkiler asla kesilmeyecektir." diyor, hemen peşinden, Yahudilerin kendilerine has bir vatan edinme isteklerinin haklılığını vurgulayarak Avrupa'da uğradıkları haksızlıkları ve zulümleri hatırlatıyor.

Bunu Mısır'da hatırlatmanın ne anlamı var?

Sonra Filistinlilerin sıkıntı çektiğini ama İsraillilerin de aynı sıkıntıya maruz kaldığını söylüyor.

Kafası o kadar karışık ya da kendisini o kadar iki arada bir derede hissediyor ki, işgalci İsrail ile İşgale uğramış Filistin'i eşit konumda görüyor! İsrail kendi sınırları içinde şiddete maruz kalıyormuş! Filistinliler mukavemeti bırakmalıymış, mukavemetle başarı elde edilemezmiş.

Bunları sıradan bir diplomat söylemiş olsa bir şekilde yorumlayabilirsiniz. Fakat isterse İsrail işgalini durdurma gücüne sahip bir ABD başkanı söylediğinde durup düşünmek gerekir. Acaba hiç kimse kendisine "İşgali bitir, BM kararlarını ve yol haritasını uygulamada İsrail'i ikna et sonra Filistinliden şiddeti terk etmesini iste." demedi mi?

Obama'nın HAMAS konusunda da kafası karışık. Bir taraftan HAMAS'ı muhatap almak gibi bir yaklaşım sergiliyor bir taraftan da Filistinlinin demokratik hakkını küçümsüyor. Sanki HAMAS hür seçimlerde Filistinlilerin desteğiyle iktidar olmamış gibi, "HAMAS kimi Filistinlilerin desteğine sahiptir." diyerek Filistin'in demokratik iradesini küçümsüyor. Sonra da sanki HAMAS bozuyormuş gibi anlaşmalara uymaya çağırıyor.

Peşinden Yahudi yerleşimlerinin meşruiyetini kabul etmeyeceğini söz ile ilan ederek Arapların gönlünü kazanmaya çalışıyor.

Obama üçüncü sırada zikrettiği nükleer programlar konusunda da bir taraftan İran'a zeytin dalı uzatırken öte yandan nükleer silah konusunda İsrail'i mazur görerek kafasının karışık olduğunun ipucunu veriyor.

Dördüncü olarak demokrasi konusunda bir başlık açan Obama, "Hiçbir devlet bir başka devlete sistem dayatmamalıdır." diyerek artık devletlere müdahale etmeyeceğini ima ederken bölge ülkelerine rahat olun mesajı vermekten geri durmuyor.

Beşinci sırada dini hürriyetleri ele alan Obama Kuran, Tevrat ve İncil'den ayetler okuyarak dünyaya laiklik dersi veriyor.

Konuşmasının en güzel yeri ise son bölümüydü. 21. yüzyılda petrol ve gazın yerini bilim ve yeniliklerin alacağını bu yüzyılın asıl servetinin bilim ve yenilik olduğunu vurguladı.

Her neyse "Bush'un kafası gibi şerde net olmaktansa Obama'nınki gibi karışık olması daha iyidir." diye düşünsek mi acaba diye kendi kendime soruyorum.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT