1. YAZARLAR

  2. Ceyda Karan

  3. Obama'nın Afganistan manevrası
Ceyda Karan

Ceyda Karan

Yazarın Tüm Yazıları >

Obama'nın Afganistan manevrası

A+A-

Amerikan ordusunu Afganistan batağından büyük ölçüde çekip çıkarma vaadini tutmak için vakti daralan ABD Başkanı Obama, ikinci dönem başkan adaylığı için lehine çevirebileceği taktik adımlar atıyor. Obama, boşboğazlığı tavana vurdurmuş Afganistan komutanı Stanley McChrystal’ı görevinden kovarak, hem başkomutan olarak otoritesine halel getirmedi hem de söz verdiği üzere Temmuz 2011’de Afganistan’dan ‘çıkış düğmesine basma’ yönünde mühim bir manevra yaptı. Tutar mı, şimdiden bilmek mümkün değil. Bunun için Obama’nın Taliban’la ne yapacağına karar vermesi icap edecek.

Boşboğazlığın böylesi!
Biz Ortadoğu’yla iştigal ederken, Afganistan etrafında dönen hesaplaşma giderek dudak uçuklatıyor. Takviye güç stratejisini uygularken, bol sivil katliama sebep olmaktan öte ne işe yaradığı meçhul Merce operasyonuyla Taliban’a yüklenip sonuç elde edemese de, dobralığından mıdır nedir, kimilerinin pek başarılı addettiği McChrystal’ın açıklamaları gündeme bomba gibi düştü geçen hafta. İzlanda’daki volkan patlaması yüzünden Avrupa’da sıkışan McChrystal, müzik ve eğlence âlemine dair yayımlarıyla ünlü Rolling Stone dergisine, ekibiyle serüvenlerini ve savaşın gidişatına dair içini pek tuhaf biçimde döküverdi. Geçen yıl Beyaz Saray’da Obama’yla görüşmesi için ‘Hayal kırıklığı’ demek, Başkan Yardımcısı Joe Biden ile ‘O da kim’ diyerek dalga geçmek, Obama’nın AfPak temsilcisi Richard Holbrooke’tan gelen e-postaları açmak dahi istemediğini söylemek, Kâbil Büyükelçisi Karl Eikenberry’yi ise alenen ‘ihanet’le suçlamakta beis görmemiş komutan.
Megalomanlık mı, yoksa işin içinde başka bit yeniği mi var, bilinmez. Lakin Amerikan siyasetinin taşıyamayacağı ne kadar laf varsa hepsini etmeyi başarmış! Elbette derhal Washington’a çağrıldı, Obama kendisiyle baş başa görüştükten sonra, “Demokratik sistemimizin özünü oluşturan sivillerin ordu üzerindeki kontrolüne zarar vermiştir. Afganistan’daki hedeflerimize ulaşmak için ekibimizin birlikte çalışması açısından gereken güveni yıpratmıştır” diyerek komutanını kovuverdi. Ve yerine, ne tesadüf, Irak’taki takviye güç stratejisinden ötürü övgülere mazhar olmuş General David Petreaus’u atayıverdi! 

Petraeus ne başarmıştı?
İnsan tarih tekerrürden ibaret diye düşünmeden edemiyor. George W. Bush 2006 sonunda Irak’ta savaş batağında debelenirken, Petraeus sahne alıp takviye güç stratejisini uygulamıştı. Petraeus, Irak’ta bol paralar dökerek Sünnileri büyük ölçüde direnişten vazgeçirmiş, çekilme stratejisinin ortaya konulmasını mümkün kılmıştı. Aslında başarı hanesine yazılacak bir şey varsa, o da Irak’a istikrar getirmekten ziyade Amerikalılarda ‘Irak savaşının kazanıldığı’ hissiyatını yaratması. Şimdi Afganistan’da benzerini yapması bekleniyor. Tabii Afganistan Irak’la, Taliban Sünni direnişçilerle ne kadar kıyas kabul eder, orası ayrı. 

Petraeus Cumhuriyetçilere aday olur mu?
Obama’nın yaptığı, ‘zaferin mümkün olmadığı’ bir savaştan ‘stratejik kazanımlar’ çıkarmaya çalışmak. Muhtemelen 2011 ortalarında ‘çekilme’ düğmesine basamazsa, Cumhuriyetçilerin Afganistan batağını üzerine yıkacağının ayırdında. Bu yüzden aynı takviye güç stratejisini pek haşin uygulayıp ‘çekilme’ planlarını tehlikeyi atan McChyrstal yerine daha akılcı Petraeus’u atadı. Fakat Obama’nın Petraeus tercihi bir başka açıdan da manidar. Zira Irak’tan sonra Merkez Komutanlığa çekilmiş Petraeus’un gözünün emeklilik ve Cumhuriyetçilerin başkan adaylığında olduğu söylentilerinden haberdar olsa gerek! Kim bilir belki de geçenlerde Senato oturumlarında dehidrasyon yüzünden şıp diye bayılıveren Petraeus’un içine Afgan cephesine atılacağı doğmuştur! 

‘Altın yumurtlayacak tavuk’
Aslında ol hikayat içinde en ilgi çekici olan, yıllarca ‘hiçbir değeri olmayan’ bir memleket diye sunulmuş Afganistan’ın bir anda ‘altın yumurtlayacak tavuk’ haline getirilivermesi! New York Times’ın 14 Haziran tarihli haberi biraz karambolde kaldı. Haberde, Pentagon yetkilileri ve Amerikalı jeologların Afganistan’da Sovyetlerden kalma verileri inceleyip aralarında elektronik sektörünün vazgeçilmesi lityumun yanı sıra kobalt, altın filan dahil 1 trilyon dolar değerinde maden yatağı ‘keşfettiği’ yer almıştı. Hem de haritasını çıkarıp bir bakmışlar nerede? Direnişin en güçlü olduğu Afganistan’ın güney ve doğusunda! Eh, Pentagon ne yapsın, Afganistan için ‘Lityumun Suudi Arabistan’ı’ lakabını münasip görmüş. Amerikalılara da, dünyaya da savaşı satmanın daha iyi yolu olabilir mi?

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT