Obama gerçek bir İsrail dostu

18.03.2010 16:34

Stephen M. Walt

ABD’yle İsrail arasındaki mevcut ‘kriz’in kalemimi baştan çıkarmaması için mücadele ediyorum (son birkaç yıldır bu konuda ne kadar çok şey söylediğime Tanrı şahittir), fakat birkaç yorum yapmak da gerekiyor.
Bekleneceği gibi, İsrail lobisindeki Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), Başkanlar Konferansı, JINSA ve WINEP gibi katı gruplar, ilişkilerdeki çatlağın suçunu Obama yönetimine atmaya çalışıyor. Barack Obama’yı Yahudi devletine yeterince destek vermeyen bir başkan olarak göstermek, böylece İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yla geçen yaz yerleşimlerin dondurulması konusunda yaşanan sürtüşme sırasında olduğu gibi başkanı geri adım atmaya mecbur bırakmak istiyorlar.

Amerikan ordusu da rahatsız

Bu bakış açısı durumu tamamen ters algılıyor. Uyguladığı strateji hakkında ne düşünürseniz düşünün, Obama yönetimi çok geç olmadan iki devletli çözüme ulaşılmasına samimiyetle bağlı. Bu politika İsrail’e yönelik bir düşmanlık gösterisi değil; aksine, Obama zaten aşırı yüklü gündeminde bu zorlu konuyu tutarak olağanüstü bir dostluk sergiliyor. Eski başbakan Ehud Olmert ve mevcut savunma bakanı Ehud Barak’ın da uyardığı gibi, iki devletli çözüm çuvallarsa, Filistinliler ilelebet işgal altında tutulacak ve İsrail bir apartheid devleti haline gelecek. Obama yönetimi, eski başkan George W. Bush’un yaptığı gibi İsrail’in kendisini uçurumun eşiğine getirmesine yardım etmek yerine, bu feci sonucu önlemeye çalışıyor. Ve Obama ekibi İsrail’in yaşadışı yerleşimlerinin pervasızca genişlemesinin iki devletli çözümün hayata geçmesini giderek zorlaştırdığını idrak ettiği için, yerleşim inşaatlarının durdurulmasının başarılı bir barış sürecinin kilit önemde bir parçası olduğuna inanıyor. Bu arada, İsrail’in 1967’deki ilhakının (ABD de dahil) dünyanın geri kalanı tarafından yasadışı sayıldığı Doğu Kudüs de buna dahil.
İki devletli bir çözüme ulaşmanın Amerika’nın stratejik çıkarlarına uygun olduğu da açık, çünkü Arap ve Müslüman dünyasındaki Amerikan karşıtlığının başlıca kaynağını ortadan kaldıracak. Müslümanların büyük çoğunluğu Kaide’yi ve canice yöntemlerini reddediyor, fakat bu örgütün ABD’nin İsrail-Filistin ihtilafına yönelik politika-larına dair keskin görüşlerini de paylaşı- yor. İki devletli çözüm bölgedeki bütün sorunlarımızı çözmeyecek elbette, fakat birçoğunun üstesinden gelinmesini ko-laylaştıracak. Belli ki, bölgede artık epey tecrübesi olan ABD ordusu da böyle düşü-nüyor. Merkez Komutanlığı’nın başındaki General David Petraeus’un Silahlı Hizmetler Komitesi’ne söylediği gibi:
“İsrail’le bazı komşuları arasında süregiden düşmanlıklar operasyonların yürütüldüğü bölgedeki çıkarlarımızı gözetme kabiliyetimiz açısından büyük zorluklar çıkarıyor. İsrail-Filistin gerilimi sık sık şiddete dökülüyor. İhtilaf Amerikan karşıtı hissiyatı kışkırtıyor, zira ABD’nin İsrail’i kolladığına dair yaygın bir kanı söz konusu. Arapların Filistin meselesinden kaynaklı kızgınlığı, ABD’nin bölgedeki hükümetler ve halklarla ortaklığının gücünü ve derinliğini sınırlıyor ve Arap dünyasındaki ılımlı rejimlerin meşruiyetini zayıflatıyor. Kaide ve diğer militan gruplar bu kızgınlığı istismar ediyor. İhtilaf ayrıca İran’a Arap dünyasında, Lübnan’daki Hizbullah ve Filistinli Hamas gibi maşaları üzerinden nüfuz sağlıyor.”
İki devletli çözüm İsrail’in uzun vadeli geleceğinin en sağlam garantisi. Obama bu kez gerçek bir metanet sergileyip, Amerikan halkına yaklaşımının niçin doğru olduğunu anlatarak Yahudi halkının gerçek dostu olabilir.
Netahyahu, AIPAC ve ‘statüko’ lobisinin kalanı bunu kabul etmiyor, keza Joe Lieberman veya John McCain gibi dar kafalı Amerikalı siyasetçiler de. Görünen o ki, İsrail’in Filistin toprakları üzerindeki kontrolünü genişletmesinde bir sorun olmadığını ve ABD’nin ne yaparsa yapsın İsrail’i desteklemesi gerektiğini düşünüyorlar. Onlara göre anlaşmazlıklar kapalı kapılar ardında konuşulmalı, zira Lieberman’ın dediği üzere, ABD ve İsrail bir ‘aile’. Bu doğru değil elbette: ABD ve İsrail ayrı ülkeler, çıkarları her zaman aynı değil ve bazen bu fikir ayrılıklarını faş etmekte yarar var.
Aslında İsrail’in yanlış dostları bu insanların ta kendisi, çünkü önerdikleri hareket tarzı İsrail’in tehlikeli rotasında ilerlemesine yol açacak. Bu yüzden özel ilişkiyi savunduklarını ya da Obama, ABD’nin Ortadoğu özel temsilcisi George Mitchell, Başkan Yardımcısı Joe Biden veya Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın İsrail üzerinde haksız baskı yapmakla suçladıklarını duyduğunuzda, onlara uzun vadeli çözümlerinin ne olduğunu sorun. İsrail’in vaktiyle Manda Altındaki Filistin olan toprağın tamamını kontrol etmesi gerektiğini mi düşünüyorlar? 

Alternatifler korkunç

Öyleyse, Yahudilerin ve Arapların eşit oy hakkına sahip olacağı tek bir demokrasiden mi, yoksa Yahudilerin devletsiz Filistinlileri tahakküm altında tuttuğu bir apartheid devletinden mi yanalar? Yoksa etnik temizlik mi istiyorlar? Ya da belki Netanyahu’nun, İsrail’in Kudüs’ün tamamını elinde tutacağı ve Filistinlileri İsrail kontrolü altındaki bir avuç parçalanmış Bantustan’a hapsedeceği şu acayip ‘iki devlet’ versiyonunu destekliyorlardır.
Yaşayabilir bir iki devletli çözümün alternatifleri bunlardan ibaret ve bunları istemiyorsanız, Obama’ya çabalarında kredi tanımalı ve bu kez sağlam durmasını ummalısınız. Çünkü vakit gerçekten de tükeniyor. (Harvard Üniversitesi’nde profesör, John Mearsheimer’la birlikte yazdığı ‘İsrail lobisi ve ABD Dış Politikası’ adlı kitap Amerika’da tartışma yaratmıştı, 16 Mart 2010)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim