Obama da, sahi bir ‘Amerikan Gorbaçevi’ olur mu?

06.11.2008 11:43

Selahaddin E. Çakırgil

Demokratların başkanlık adayı için New York senatörü Hillary Clinton’un kesin favori gibi gözüktüğü sıralarda Barack Hussein Obama isimli ve babası Kenya’lı bir müslüman olan zenci senatör, onu geride bırakıp, partisinin adayı olarak gösterilince.. Evet, sadece bu bile, büyük bir değişim işareti veriyordu.. Bu yüzden, Obama’nın aday gösterilmesinin dahi çok önemli olduğunu ve onu seçerse, Amerikan toplumunun büyük bir olgunluk imtihanını başarıyla vermiş sayılması gerekeceğini yazmıştım, 6 ay öncelerde..

Dün sabah gerçekleşen durum, bu büyük değişim ve olgunluğu göstermektedir.. 150 yıl öncelerde Harriet B. Stowe’in yazdığı ve uzun süre onmilyonlar tarafından okunmuş olan ve ‘beyaz efendilerine sadakatle hizmet veren’  nâzik Tom Amca ile onun fedakâr eşi Chole Teyze’nin hizmetçiliğini idealize ederek anlatan (Uncle Tom’s Cabin)Tom Amca’nın Kulübesi’ndeki tipleri gözönüne getirebilirsiniz..

Ama, bu arada, 14 asır öncelerden, Resul-i Ekrem (S)’den gelen, ‘Her toplum, lâyık olduğu yöneticilerce idare olunur..’  mealindeki bir hadis rivayetini de hatırlamanın zamanıdır..

Bu, ders alınması gereken bir büyük sosyal hadisedir. Kezâ, Amerikan tarihini hep ‘sherif’lerin, kovboyların, gangsterlerin, linçlerin, karanlık ilişkilerin şekillendirdiğini düşünmek de yanlış olur.. Kennedy’nin ‘Fazilet Mücadelesi’ (ismiyle türkçeye de çevrilen) kitabını okuyanlar, Amerikan tarihindeki nice çetin problemlerin hallinde, birbirine taban tabana zıdd dev siyasî şahsiyetlerin, doğru olduğuna inandıkları hususlarda kendi aralarında verdikleri büyük ve amma o kadar da seviyeli mücadele tablolarıyla karşılaşırlar..

Amerikan sosyo-politik hayatı genelde ‘WASP’ formülüne göre şekillenirdi.. WASP,  yani, ‘White (Beyaz) + Anglo-sakson +Protestan’ üçlemesi.. 44 başkan arasından sadece Kennedynin katolik olduğu hatırlanmalıdır. Ve hepsi de ‘beyaz ve anglo-sakson’ idi..

Siyahlar ise, 200 yıl öncelerde, köle tâcirlerince, Afrika’daki ailelerinden ve yurtlarından zencirlere bağlanıp, hayvan sürüleri gibi gemilere doldurularak zorla Amerika’ya götürülen ve geniş, münbit topraklarda ‘akıllı hayvanlar’ gibi çalıştırılan ve her türlü zulme mâruz kalan  Kunta Kinte’lerdi.. Gerçi, ‘Amerikan Özgürlük ve İnsan Hakları Bildirisi’ 1775’lerde yayınlanmıştı, ama, ondan 80 sene sonralarda, 1855’de, Amerikan Kongresi’nde, ‘insan haklarının ne olduğu ve nasıl anlaşılması gerektiği’ üzerine, ‘Evet, insanlar Tanrı tarafından, doğuştan eşit olarak yaratılırlar, amma.. Kadınlar ve Zenciler insan sayılacak mıdır?’ diye uzuuun tartışmalar cereyan ediyordu..

Siyah insanların, Amerika’da  200 yılı aşkın bir zaman diliminde çektikleri büyük acıları bizlerin tasavvur edebilmemiz bile mümkün değildir.. Ki, 1860’larda, zamanın başkanı Abraham Lincoln’ün başını çektiği bir cereyanla, kuzey eyaletlerindekiler bile; acımasızca çalıştırılan milyonlarca kölenini bu aşağılanmadan kurtarılabilmesi için; köleliğin yasaklanmasına kesinlikle karşı çıkan Güney eyaletleriyle bir büyük İç-Savaş’a bile girmişti.. Ve 3,5 yıl süren o iç-savaştan sonra, zafer kazanan kuzey eyaletleri bu sefer de, Lincoln’ün öldürülmesiyle ağır bir bedel daha ödemişlerdi..

Yani, bugüne öyle kolay gelinmedi.. Ve bir konferans vereceği sırada 1965 Şubatı’nda katledilen Malcolm X (merhûm Mâlik el’Şâbaz)’ın verdiği çetin mücadeleleri de hatırlayalım. Kezâ, onun gibi bir ‘insan hakları savunucusu’ olan ve 1968’de öldürülen Martin Luther King’in şu sözleri, ne kadar düşündürücüdür: ‘Bir rüyam var, gün gelecek eski kölelerin evladlarıyla eski köle sahiblerinin evladları, ...kardeşlik sofrasına birlikte oturacak.. Bir rüyam var, bir gün gelecek, 4 küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacak..’

İslam adına dile getirilmemiş olsa bile, İslam’ın da hedefi, bu değil mi?

Henüz, 40 yıl öncelerde, belediye otobüsleri, restoran ve kamuya açık diğer sosyal mekanların girişlerinde yer alan ‘Köpekler ve zenciler giremez’ yazıları gözümün önünde canlanıyor.. 40 yıl içinde, o noktadan bu noktaya gelinmesi son derece büyük bir sosyal değişimi yansıtıyor..  

 

Nitekim, Obama’nın rakibi Cumhuriyetçi aday John McCain de seçim yenilgisini, ‘I congratulate him / kendisini kutluyorum..’ diyerek açıkladığı konuşmasında bu noktaya değiniyor ve ‘Eski adaletsizliklerden bugünlere kolay gelmedik. Eski başkanlardan Th. Roosevelt’in, siyah lider Booker T. Washington'ı yemeğe davet etmesinin bile bir skandal olduğunu hatırlayalım.. O günler çok geride kaldı. ...Obama, artık benim de başkanım.. Amerika için birlikte çalışacağız.’ diyebiliyordu.

Bundan, bizdeki siyasetçilerin alacağı dersler yok mudur?

Burada bir noktaya da değinelim.. Obama’nın, babasının müslüman olması gibi bir özelliği var, isminde Hussein de bulunuyor.. Bu, elbette önemli.. Ama, o, annesinin eliyle bir hristiyan olarak yetiştirildiğinden gururla sözediyor.. Yani, hayallere kapılmamak gerek.. Kaldı ki, kendi toplumumuzda da, ailesi ve ismi müslüman olan nice liderler var ki, müslüman halkımız onlardan gördüğü zulmü, alenen gayri-muslim olanlardan görmedi..

Bir diğer noktada da, Obama’nın USA emperyalizmininçehresinin daha insanî gözükmesine, cilalanmasına hizmet edeceği ihtimali.. Muhakkak ki, bir arabanın kalitesi kadar şoför de önemlidir.. Ama, o, Amerikan emperyalizminin menfaatleri ne ise, ona göre hareket edecektir, tıpkı Tom Amca gibi.. Gerekirse, o da saldırgan olur veya barışçı..

Ama,  beyaz Amerika’lılar’ın kromozomlarına kadar işleyen megalomanlık,/ büyüklük hastalığına karşı, Obama’nın genlerinde de, ezilmiş bir geçmişten gelmiş olmanın izleri bulunabilirse, bu bile bir fayda olabilir.. (mi?)

Obama’ya, sadece Türkiye’ye yaklaşımına göre bakmak ise, komikliğin de ötesindedir..

Bu arada, fanatik rus nasyonalisti/ şovenisti V. Jirinowsky’nin, ‘Obama, bir Amerikan Gorbaçevi’dir.. Tıpkı Gorbaçev’in Sovyetler için bir umut olarak gelip yıkması misali, o da ABD'yi yıkacak, yeniden inşa etmeyecek..’ şeklindeki sözü de bir kenara yazılmalıdır.. Öyle bir âkıbet gerçekleşir de, Amerikan /kapitalist emperyalizmi de, birgün, Sovyet komünist emperyalizminin vardığı noktaya varırsa, herhalde, dünyada milyarlarca insan gözyaşı dökmeyecektir..

 

*BİR KISA HATIRLATMA : Fikrinin, inancının doğruluğuna inanan insan, görüşlerini ortaya koyarken, başkalarının iltifat veya eleştirilerine göre hareket ederse, kendi inandığı görüş ve değerlere hıyanet etmiş olur. Doğru’ların beğeniler ve eleştirilere göre değil, beğeni ve eleştirilerin doğrulara göre şekillenmesi asıldır ve asıl olmalıdır. Yığınla mesaj sahiblerine topluca duyurulur..

  • Yorumlar 5
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim