Obama Arapları şoke etti

13.06.2008 04:15

Tarık El-Humeyid

Arap dünyasını umutlandıran Obama, İran ve ‘birleşik Kudüs’le ilgili sözleriyle diğer başkanlardan farklı olamayacağını gösterdi

Arap dünyasında birçok kimse ABD başkanlık seçimlerinin Demokrat adayı Barack Obama’nın Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nde (AIPAC) yaptığı konuşmadan dolayı şoke oldu. Obama, 10 yıl içinde İsrail’e 30 milyar dolarlık askeri destek verilmesi vaadinde bulunup, Kudüs’ün İsrail’in birleşik başkenti olarak kalması gerektiğini ifade etti.
Pekçok Arap entelektüelin George W. Bush’tan nefret etmeleri sebebiyle sevgi beslediği, özellikle de İran’la müzakere ve Irak’tan hızlı çekilme sözüyle pek çok kişiye umut veren Obama, AIPAC’taki konuşmasında geri adım attı.

Obama İsrail’i koruma ve İran’a bütün araçlarla karşı konulması sözü verdi. Ayrıca Hamas’la ilişkilerde, en belirgini İsrail’i tanımak olan bazı şartlar belirledi ve Irak’tan ‘dikkatli’ çekilmeden dem vurdu. Bunlar bölgemizde bazılarının umutlanması karşısında Obama’nın yeni olan hiçbir şey getirmediği mesajını veriyor. Tıpkı Arapların düşünme biçiminde hiçbir yeni şeyin olmaması gibi...

En büyük kaybeden Filistin davası
Her Amerikan seçiminde potansiyel başkanı inceleyen Araplar, Beyaz Saray’a giren her başkanın ülkesinin çıkarlarına ve kendisine sunulan bazı raporlara mahkûm olacağını unutuyor. Obama’nın siyaset anlayışı önemli değil; önemli olan, İran, Suriye ve Hamas’a dair masasına konulacak rapor ve belgeler.

Bölgede, ABD seçimlerinden nasıl bir sonuç çıkacağına yönelik spekülasyonlarda bulunan devlet ve gruplar var; özellikle de İran ve Suriye Obama’nın önlerine bir havuç attığını düşünüyordu; fakat bugün hayal kırıklığı yaşadıkları kesin.

Peki, iki farklı Filistin gündemi mevcutken, yeni başkan kim olursa olsun ABD’den Filistin-İsrail barışına yardım etmesini nasıl bekleriz? Fetih barış ve bir Filistin devleti, Hamas’sa sorumsuzca bir yönetim ve dünyadan kendisine boyun eğmesini veya Tahran’ın kucağında uyumayı istiyor.

Diğer yandan Golan Tepeleri’ni geri almak ve Lübnan’ı ele geçirmek isteyen bir Suriye var. Araplar bu konuda bölünmüş vaziyette. Suriyeliler tıpkı İsrailliler gibi Bush gidene dek zaman kazanmak için müzakereyle meşgulken, Suriye, Suudi Arabistan ve Mısır arasında Şam’ın üslubunu düzeltmeksizin arabuluculuk yapılmasını isteyenler var.

En büyük kaybedense, Filistin davası ve Lübnan’ın istikrarı.

Filistin davasını tekeline alıp Lübnan ve Irak’ı da işgal eden İran’a gelince, Tahran’ın bütün istediği nükleer silah veya ABD’yle masaya oturmak ki, Obama bunu vaat etmişti. Obama’nın konuşmasının yarattığı şok, İran ve müttefiklerinin yarının kendileri açısından daha iyi olmayacağına dair dikkatli olmaları yönünde bir gösterge sayılabilir. Bu nedenle yeni gerçeklerin pratiğe aktarılması umuduyla mevcut sakinleşmeyi gözden geçireceklerdir. Özellikle de ABD seçimler sebebiyle siyasi komaya girecekken...

Dolayısıyla sorunlarımızın çözümü bize kalacak ve en büyük kaybeden biz olacağız. Sorunlarımızı kendimiz çözemedikçe Irak, Lübnan, Filistin, İran ve Suriye konusunda kimse bize destek olmaz. Soru şu: Bizim net ve stratejik bir bakış açımız var mı?

(Londra’da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, genel yayın yönetmeni, 7 Haziran 2008)

Radikal gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim