1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. O “vergi terörü”yse, bu da “tazminat terörü!”
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

O “vergi terörü”yse, bu da “tazminat terörü!”

A+A-

Grimm Kardeşler’in yazdığı “Bremen Mızıkacıları” adlı masalı bilirsiniz... Mızıka grubunu oluşturan “Eşek, köpek, kedi ve horoz” dörtlüsü aslında “evden atılan hayvanlar”dır!..

Evden atılmışlardır, çünkü artık iyice yaşlanmışlar ve “görevlerini ifa edemez” hâle gelmişlerdir... Yani, yedikleri “yem ve yemek”lerin hakkını veremez durumdadırlar... “Ekonomik” pencereden bakacak olursak, “beslendikleri” evlere “yük” olmaya başlamışlardır... Meselâ kedi... Artık “fareler” bile onunla dalga geçmektedirler... O zaman ne yapar ev sahipleri?.. “Yular”ları çözer, “tasma”ları çıkarır, “kapı”ları ve “kümes”leri açar, “haydi gidin” derler; “Gidin ve başınızın çaresine bakın!.. Bundan sonra size mama yok!”

Onlar da ne yapar... Üzgün, perişan ve süklüm-püklüm ayrıldıkları evlerden kırlara-bayırlara doğru yol alırlar... Hepsi de “aç”tır!..

Üstelik, “bir işe yaradıklarını” düşünmektedirler...

O düşünceyle; “terkedilmiş bir bina”ya yaklaşırlar... Bakarlar ki, o binada “ziyafet” vardır... Zaman bu zamandır!.. Kimi anırarak, kimi havlayarak, kimi miyavlayarak ve kimi de kanat çırpıp öterek, binadakileri korkuturlar... Ve tabiî, “terk edilen ziyafet sofrası”nın başına kurulup, bir güzel karınlarını doyururlar!..

Ve bu, hep böyle devam eder!..

Korkuturlar... Kaçırırlar!..

Sonra da “ziyafet sofrası”na kurulurlar!..

Hikâye budur!..

Bremen’de 1953 yılında dikilen “heykel”leri, onları “birbirinin üstünde” ve de “dayanışma sembolü” olarak gösterir!..

Ne var ki;

Olayın aslı, “heykelde gösterildiği gibi değil”dir!..

Çünkü, “Bremen Mızıkacıları” adlı masalın orjinalinde “dörtlü” arasında “ahlâksız ilişkiler” de vardır!..

Ama bunu, çoğu kimse bilmez!..

KARTELİN BREMEN KOROSU!

Her neyse, amacım “Bremen Mızıkacıları” ve koroyu oluşturan “dörtlü” arasındaki “cinsel sapkınlık”ları anlatmak değil... Amacım, bu “hikâye”den yola çıkarak bugünkü “manzara”yı resmetmeye çalışmak!..

Efendim, dünkü “Arşiv” sayfamızda da gördüğünüz gibi; “kartel yazarları”nın hemen hepsi, tam bir “Bremen Mızıkacıları” portresi oluşturmuşlardı!..

“Bremen Mızıkacıları” dediysem, onların “evlerinden kovulduklarını” veya aralarında “ahlaksız ilişkiler” bulunduğunu söyleyecek değilim!..

Onlar, belki de “evden kovulma” aşamasına geldiklerini sezinledikleri için, tedbirli davranıp, şimdiden “Bremen Mızıkacıları” korosunu oluşturmuşlar!..

Hükümet’e karşı “topyekûn savaş” ilân edip, “Sahip”lerini korumak için “saldırı”ya geçmişler!.. Herkes “ayrı tel”den çalsa da, oluşturdukları “orkestra”nın bir tek amacı var: “Hükümet’i korkutmak!”

Ve de, kaçırtmak!..

Hürriyet’inden Milliyet’ine, Posta’sından Radikal’ine varıncaya kadar, bütün yazarlar “ağız birliği” etmişcesine “3.7 milyarlık vergi cezası”nı yazmış!..

Kimi “Patronuma haraç” demiş, kimi “özgür basına öldürücü ceza”dan dem vurmuş!..

Kimi AB’yi fiştaklamaya yeltenip, “açılımları değil, medyaya karşı kapanımları izleyin” derken, kimi de bu cezanın “vergi terörü” olduğunu iddia etmiş!..

Birisi de var ki; meselenin “Aydın Doğan meselesi” olmadığını, meselenin “özgürce yazıp çizme hakkı”nın gaspedilme meselesi olduğunu ileri sürmüş!..

O ZAMANLAR NERELERDEYDİNİZ?

Dün de ifade etmeye çalıştığım gibi; bu arkadaşlar, “özgürce yazıp-çizme hakkı”na madem ki bu kadar duyarlıdır, madem ki “gazeteleri millet kapatır” ve “köşe yazarlarını millet susturur”, o zaman söylesinler bakalım;

“312 General” tarafından Vakit’e açılan “1 Trilyonluk tazminat dâvâsı”na niye “gık”larını çıkarmadılar, neden hepsi de “Kuzuların Sessizliği”ne gömüldüler!..

Bu ceza, madem ki “Aydın Doğan meselesi” değildir ve madem ki “gazeteleri millet kapatır” o halde, sormaz mıyım ben;

“Generallerin ekonomik linç girişimi” acaba sadece “Vakit’in meselesi” miydi?.. Yoksa, “özgürce yazıp-çizme hakkının gaspı” mıydı?..

Ne yani;

Vakit’i niye millet kapatmadı, yazarları niye millet susturmadı da, “generaller” susturmaya kalktı?..

Ve siz, o zaman nerelerdeydiniz?..

“Çokoprens” almaya mı gitmiştiniz?..

Hadi, bir “BÇG projesi” olduğu ortaya çıkan “general linci”ni geçelim...

Ya “Aydın Doğan’ın linç girişimi”ne ne diyeceğiz?

Hepsi de “Sahibinin Sesi” haline geliveren bu arkadaşların, “Sahip”leri tarafından “Vakit gazetesi ve yazarları”na açılan “1 Trilyon 350 milyarlık tazminat cezası”ndan haberleri var mı acaba?..

Varsa, niye susuyorlar?..

Yoksa, niye uyuyorlar?..

Ya da, niye görmezden geliyorlar?..

Ne yani; “özgürce yazıp-çizme hakkı” sadece “Hükümet’e saldırmak” için mi vardır?.. “Aydın Doğan eleştirilince” bu hak rafa mı kalkıyor?..

Aydın Doğan “millet” midir ki Vakit’i kapatsın?..

Aydın Doğan “millet” midir ki, “Vakit yazarları”nı sustursun?..

Madem “özgürlük” istiyorsunuz, madem cezayı milletin vermesini istiyorsunuz, o zaman Aydın Doğan çekilsin bir kenara da; ne yapacaksa “millet” yapsın!..

BU DA TAZMİNAT TERÖRÜDÜR!

Aydın Doğan için “3.7 milyarlık ceza” madem ki “rekor”dur, madem ki “vergi terörü”dür, aynı terörü “Aydın Doğan’ın tetikçileri” yapmakta değil midir?..

Evet, bu terörü, “Vakit’e karşı” yapmaktadır!..

Ama bu arkadaşların kalemlerinden; “Vakit’e rekor tazminat dâvâsı” ya da “Vakit’e tazminat terörü” konulu tek satır okumadık biz!..

Oysa, bunun adı da “tazminat terörü”dür!..

Eee, hani siz “özgürce yazıp-çizmek” istiyordunuz!..

Hadi, yazın!..

Deyin ki;

“312 General’den sonra, Aydın Doğan da; dünyada eşi-benzeri görülmemiş bir tazminat dâvâsı açarak Vakit’i linç etmek istemiştir!.. Gazeteleri milletin kapatması, yazarları da milletin susturması gerekirken; Aydın Doğan milletliğe soyunup, Vakit’e karşı tazminat terörü uygulayıp, özgür basını susturmak istemiştir!”

Hadi, böyle yazsanıza!..

Ama, yazamazsınız!..

Bunu yazmak için, maça lâzım!..

NEREDEN BAKSAN ZULÜM!

Bu arkadaşlar, “general yalakalığı”na soyunup, “generallerin hukuk zaferi”ni alkışlamakla kalmadılar!.. Bu arkadaşlar, “Sahip”leri Aydın Doğan’ın Vakit’e açtığı “1 Trilyon 350 milyar liralık tazminat terörü”nü görmezden gelmekle de kalmadılar!.. Bu arkadaşlar; Abdurrahman Dilipak’ın evinin “haraç-mezat satılması” karşısında da “çıt” çıkarmadılar!..

Şimdi kalkmışlar, “mukayese” yapıyorlar:

“3.7 milyar TL... Verilen ceza bu...

Rakamın büyüklüğünü anlamak için Güngör Uras’ın Milliyet’teki köşesinde verdiği rakamlara bakmamız gerekir:

Ülker’in piyasa değeri 891 milyon TL...

Ford Otosan’ın piyasa değeri 3.2 milyar TL.

Arçelik’in piyasa değeri 2.7 milyar TL.

Ve Doğan Grubu’na kesilen ceza: 3.7 milyar TL.”

Peki, şu “mukayese”ye ne dersiniz;

“312 General tarafından Vakit aleyhine açılan tazminat dâvâsında hükmedilip, Yargıtay’ca bozulan miktar 1.5 Trilyon Lira!..

Aydın Doğan tarafından Vakit aleyhine açılan tazminat dâvâsında istenen miktar 1 Trilyon 350 milyar Lira!..

Emekli Oramiral Güven Erkaya’nın yakınları tarafından açılıp Abdurrahman Dilipak’tan istenen miktar 167 Milyar Lira!”

Nereden baksan hukuksuz!..

Nereden baksan adaletsiz!..

Nereden baksan tutarsız!..

Nereden baksan insafsız!..

Ve nereden baksan zulüm!..

Öyle ya;

Vakit gazetesi, bütün “mal varlığı”nı satsa, “yaklaşık 3 Trilyon Lira”yı denkleştiremez!.. Bırakın denkleştirmeyi, bu kadar parayı rüyasında göremez!..

Abdurrahman Dilipak da öyle!..

Alın işte, “30-35 yıllık alın teri”yle aldığı ev, “haraç-mezat” satıldı!.. Peki, “yeni bir ev” almak için, 30-35 yıl daha mı çalışacak bu adam?..

O kadar yaşamaya garantisi var mı?..

Yani, nereden baksan adaletsiz!..

Nereden baksan terör!..

Nereden baksan, “orantısız güç” kullanımı!..

Ve nereden baksan zulüm!..

Ama bu arkadaşlar, Vakit’e yönelik “tazminat terörü” karşısında sustular, pıstılar!..

Hemen hepsi, “haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytanlar” gibi, “dilsiz”leştiler!..

Ama, “ceza”lar kendilerini vurunca, hepsi bir olup, “Bremen Mızıkacıları”nın taktiğini izlemeye başladılar!..

BU BİRLİKTELİĞİ TAKDİR EDİYORUM!

Hayır, yadırgamıyorum!..

Onlara kızmıyorum da!..

Tam aksine, “takdir” ediyorum!..

Aslında, isterdim ki;

“İkitelli Cumhuriyeti”nin kalemşorları tarafından sağlanan bu “dayanışma”nın aynısı, “Ötekiler Mahallesi”nde de sağlansın!..

Meselâ, “312 generalin linç girişimi” esnasında, meselâ Aydın Doğan’ın Vakit’e uyguladığı “tazminat terörü” esnasında, meselâ Abdurrahman Dilipak’ın evinin “haraç-mezat” satılması esnasında, “ötekiler mahallesi”nde de aynı birliktelik, aynı dayanışma ve aynı “topyekûn direniş” olabilseydi!..

“Ötekiler mahallesi”nde oturan yazarların “mermileri sayılı” olmalı ki; “tek-tük atış”la geçiştirdiler işi!..

Ama, görüyorsunuz;

“İkitelli Cumhuriyeti”nin mensupları, bir anda “Bremen Mızıkacıları” korosunu oluşturup, aynı anda “topyekûn savaş”a başladılar!..

Dedim ya; yadırgamıyorum onları!..

Tam aksine “takdir” ediyorum!..

Kendilerini besleyen “sahip”lerini ne de güzel savunuyorlar, “Saldır Co” talimatını ne de güzel yerine getiriyorlar!..

Gıpta ediyorum onlara!..

Aslında, biraz da elleri mecbur!..

Öyle ya; işin ucunda “evden atılmak” var!..

“Minik kuş” ve “Pako’nun babası” gibi!..

=================

Facia engellenemez miydi?

Kıvırmadan, kıvranmadan, açık ve net söyleyelim: Basın Ekpres Yolu ve İkitelli’de yerleşim işi, “Dalan’ın büyük projesi”ydi... Dalan, bu tür “büyük(!) proje”lerle, önce “büyük başkan” olmayı, sonra da “bugün başkan, yarın başbakan” olmayı hayâl ediyordu...

O hayâlini desteklemeleri için “bazı gazeteciler”e bedava arsalar verip konutlar yaptırdığını herkes biliyor!..

Ne var ki; ne yaptığı “pislik”leri, ne de dağıttığı “rüşvet”leri “besleme gazeteciler” de örtemedi...

İşte gördük; en sonunda “yurtdışına kaçmak” zorunda kaldı!..

Şöyle diyenler olabilir: “Kardeşim, Dalan döneminden bu yana kaç yıl geçti?.. Dalan’dan sonra 15 yıl süreyle İstanbul’u yönetenler ne yaptı?.. Onlar niye tedbir almadı?”

Haklılar... Ama, bilmedikleri bir husus var: Orası “imar”a açıldığına göre; parasını bastırıp arsasını alan adama “inşaat izni” vermeye mecbursun!.. Hele izin verme!.. Adam mahkemeye gider, alır o izni!..

Yıkmaya kalksan, yıkamazsın!..

Çünkü, hangi birini yıkacaksın?.. Üstelik, o kadar “kamulaştırma parası”nı nereden bulacaksın?.. Kaldı ki; Silivri’de olduğu gibi; Boğluca Deresi’nin ıslah edilmesine “CHP’liler” başta olmak üzere birçokları karşı çıkıp, mahkemeden “yürütmeyi durdurma” kararı çıkartabilir!..

Şunu söylemeye çalışıyorum: İlk düğme yanlış iliklendiğinde iki yaka bir araya gelmiyor!.. Kim ne derse desin; “Ayamama faciası”nda vebal, Dalan’ındır!..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT