1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. O Oyun Bitti Yeni Oyunu İzleyelim!
O Oyun Bitti Yeni Oyunu İzleyelim!

O Oyun Bitti Yeni Oyunu İzleyelim!

Ölümü göze almış olan milyonlar, cesurca direniyor. Her geçen gün darbeciler için kabusa dönüşüyor.

A+A-

Alper Tan / Kanal A Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni

Mısır’da darbeciler iyice çuvalladı. Hüsnü Mübarek’i deviren Mısırlılar, Mübarek sonrası içine girdiği rehaveti askeri darbe ile üzerlerinden attılar. Ölümü göze almış olan milyonlar, cesurca direniyor. Her geçen gün darbeciler için kabusa dönüşüyor.

General Abdülfettah Sisi, darbeyi başlattığı günden bu yana uzanıp yatağında uyuyabilmiş değil. İşlerin tersine döndüğü korkusuyla uykusuz geceler geçiriyor. Bir taraftan meydanları ve sokakları dolduran halk, 25 Ocak Devrimi’ne sahip çıkarken Mısır ordusundaki orgenerallerin yarısının darbe yapılmasını tasvip etmedikleri ve darbeyi sahiplenmedikleri belirtiliyor. Ancak darbe, emir komuta zinciri içinde yapıldığı için şu ana kadar itirazlarını eyleme dökmediler. Mısır ordusundaki 9 orgeneralden 4’ünün darbeyi yanlış bulduğu haberleri geliyor. Bu generaller daha ne kadar sessiz kalacaklar belli değil.

Darbecilerin uluslararası desteği de sıkıntılı. İsrail ve ABD dışında önemli bir destek bulabilmiş değiller. Mısır halkının tekrar ayağa kalkması ile, ABD de yeterli destek vermeyerek darbecileri ortada bırakabilir. Ama İsrail’in sonuna kadar darbecileri destekleyeceği kesin görünüyor.

İhvan-ı Müslimin’in dünya genelinde görevli liderleri ve temsilcilerinin darbe sonrası Kahire’de bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptıkları ve darbecilerin “olağanüstü hal” veya “sıkıyönetim” uygulaması halinde sonuna kadar savaşma kararı aldıkları belirtiliyor.

Başta darbecilerle birlikte hareket etmiş olan Selefi Nur Partisi, yaşananlar karşısında desteğini çekiyor. El Ezher Üniversitesi’nin darbe destekçisi şeyhi Ahmet Tayyip ise yaptığı büyük hata sonrası halkın içine çıkamaz hale geldi. Devlet televizyonundan sürekli yapılan anonslara rağmen “Darbeyi desteklemek için Tahrir Meydanı’na gelin” çağrılarına halk itibar etmiyor artık. Darbeyi destekleyen halk kesimleri de desteğini çekmiş vaziyette. Darbecilerin arkasında neredeyse sadece Hüsnü Mübarek kalıntıları, Laik Baradei ve Kıpti Kilisesi kalmış durumda.

Yıllardır Müslümanların kutsallarını ayaklar altına alan İsrail’e savaş açamayan, aksine Tel Aviv’e itaat eden darbeci generaller, kendi halkıyla savaşıyor. Darbeciler en az iki kere, namaz kılan kalabalıklara kameralar karşısında otomatik tüfeklerle yaylım ateşi açtılar. Darbenin açıklandığı günden bu yana darbeye direnen halka açılan yaylım ateşleri sonucu öldürülen Mısırlıların sayısı şimdiden 560’ı geçmiş durumda. Keskin nişancı askerlerin darbe karşıtı Mısırlıları avlama görüntüleri kameralara yansıyor. Ölü ve yaralı sayıları medyadan ve dünyadan gizleniyor.

Müslüman ülkelerin halkları Mısır’da kardeşlerine yapılanların vahametini yeni yeni görmeye ve anlamaya başladılar. Darbecilere lanet, Mısır halkına destek eylemleri dalga dalga yayılıyor.

Türkiye’de “Gezi” hikayesi ile başarmaya çalıştıkları darbeyi beceremeyenler, bunun Mısır’da başarılmış olmasından son derece memnunlar. O sebeple Mısır’da ordunun yaptığını darbe değil devrim olarak nitelendiriyorlar, gönülden alkışlıyorlar. Seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin “ne kötü bir diktatör” olduğuna inanmamız için çırpınıyorlar. “Tayyip de öyle; onu da indirmemiz lazım” diyorlar. Bunu başarmak için İsrail, ABD, Rusya, İran, Çin ve şeytan dahil ittifak yapmayacakları bir kimse yok. Amaçlarına ulaşmak için Türkiye’de gerekli olan yerli Baradei, yerli Selefi parti ve yerli Ezher şeyhi hazır. Ancak küçük bir sorun var. Gerekli halk desteği ile darbeyi yapacak Sisi yok. Böyle bir darbe, 28 Şubat’ın pavyoncu Sisi’si olan Seyhan Soylu ile olmuyor.

Bu arada Kahire’deki Sisi, Silivri’deki bizim Sisiler’e saygı ve selamlarını sunuyormuş. “Onlar birer kahramandır” diyormuş. Bu taltiften bizim Sisiler ne kadar onur(!) duysalar azdır.

Mısır’da da bazı eksikler var tabii.. Hani bizim memlekette fötr şapkasını alıp 6 defa gidip 7 defa gelen Sisi Süleyman var ya.. İşte Mısır darbecilerinin başarılı olması için böyle bir Süleyman eksikliği hissediliyor. Muhammed Mursi takkesini alıp gitmedi. Sonuna kadar adam gibi direndi ve direniyor. Darbecilerle, örtülü iş birliği yapıp numaradan “darbe mağduru” olup kendi halkını maniple edecek ahlaksızlıklara itibar etmedi. Darbecilerin defalarca “sizi serbest bırakalım. Ama siz de ülke çapındaki darbe karşıtı eylemleri durdurun” tekliflerini her defasında Muhammed Mursi reddetti. Münafık ve dalaksız olmadığını, yürekli ve imanlı olduğunu ispat etti.

Daha önce de defalarca ifade ve izah ettik. Türkiye’deki “Gezi” süreci “derin bir darbe” girişiminin “şirin bir süsü” idi. Olayları planlayanlar Türkiye’nin bilişim altyapısına siber saldırılar düzenlediler. Maliye Bakanlığı ve TSK’nin sistemleri çökertilmek istendi. Başbakan’ın Subayevleri’ndeki konutuna 3200 kişi saldırdı. Başbakanlığa 6 000, TBMM’ye 10 000 kişi girmek için plan yaptı. Cumhurbaşkanlığı Köşkü de hedefler arasındaydı. Finans operasyonları ile ekonomi çökertilmek istendi. Yapılan tahribatlarla yüz milyonlarca lira zarar verildi. Tam bir savaş pozisyonu alınmıştı. Koç Grubunun Taksim’deki Divan Otel’i işgalci orduların sahra hastanesine dönüştürüldü. Her türlü tıbbi hazırlık tamamlanmıştı.

Böyle bir savaşta ne yazık ki onlarca yıldan beri mütedeyyin kesimlerin, “sevap” aşkıyla tercih ederek bisküvisini satın aldığı adam da ülkeyi işgal etmek isteyenlerle birlikte bize karşı savaştı. Aynı bisküvici, 28 Şubat sürecinde ürünlerini, darbeciler yasakladığı için mütedeyyin insanlara bisküvi satarken, mütedeyyin insanlardan topladığı paraları, yıllarca, darbecilere proje üretmek için kurduğu Think Tank merkezine akıtmıştı. Aynı bisküvici, mütedeyyin insanların kutsallarıyla dalga geçen bir kişinin boş çerçevesine yüzbinleri ödemişti. Mütedeyyin kesimlerimiz, Türkiye’yi işgale kalkışan odaklara verdiği desteği ödüllendirmek için bu bisküvicinin bisküvi ve çikolatasını afiyetle yemeye devam edebilirler. Üstüne de ABD’nin Afganistan ve Irak işgalleri üzerine anti Amerikancılık artınca Coca Cola satışları düşerken, Coca Cola’nın, milliyetçi bir markayla bu bisküvicilerin eliyle piyasaya sürdüğü colayı içerler.

Bir de bu işgalcilerin meşhur bir mütedeyyin mobilyacısı var. Parayı bu ülkeden kazanan ama bu ülkeyi işgale kalkışanlarla yatıp kalkan mobilyacı.. Yazıklar olsun.

Duyduk duymadık demeyin. Türkiye’de ve Mısır’da olanlar bir savaştır. Maskelere ve dublörlere bakıp yanılmayalım. Maskelerin ve dublörlerin arkasına bakalım. Bu savaşta kimin nerde, kimin yanında, kiminle olduğunu bu ülke unutmayacaktır. Bu savaşı planlayanlar, Türkiye’nin ve diğer İslam ülkelerinin kendi kendilerini yönetemeyeceklerini ve muhakkak Batının vesayetine mahkum olduklarını bize bu şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Onların tarihteki ve günümüzde oluşturdukları sahte kahramanların yolundan gidilmesini istiyorlar. Bu ülkelerden bol miktarda adam da devşirebiliyorlar. Ama bu oyun bitiyor artık.

Yeni oyun başlıyor. Kim daha iyi oynarsa o kazanacak.

Kimin kazanacağını göreceğiz.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum