1. YAZARLAR

  2. Ergun Babahan

  3. O muhtıra niye hâlâ Genelkurmay sitesinde
Ergun Babahan

Ergun Babahan

Yazarın Tüm Yazıları >

O muhtıra niye hâlâ Genelkurmay sitesinde

A+A-

Ergenekon zanlıları yargıda, Balyoz da öyle, Kafes de.

Ama 27 Nisan muhtırası dokunulmaz.

Tıpkı Şemdinli davasında yaşanan gelişmeler gibi.

Emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt 27 Nisan muhtırasını bizzat kaleme aldığını bir televizyon programında açıklamıştı.

Aynı Büyükanıt, Şemdinli’de bir kitapçıya bomba atarken yakalanan iki astsubaya kefil olmuş, ‘’Tanırım, iyi çocuktur’’ demiş, ardından iddianamede adını geçiren savcıyı meslekten ihraç ettirdiğini söylemişti.

O iki astsubay da sivil yargının verdiği mahkumiyet kararının bozulmasının ardından, emir ve komuta zinciri dışında çalıştığı söylenen askeri yargı tarafından apar-topar tahliye edilmişti.

O iyi çocuklara ne oldu sahi, bilen var mı?

Yoksa bombalar atıldığı ile mi kaldı?

27 Nisan muhtırasının mimarı da Büyükanıt’ın kendisiydi.

O muhtıra ki, şu anda Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’ü doğrudan hedef alıyor, haddi olmayan bir hesap sorma tutumu takınıyordu.

O muhtıra, içeriği itibariyle mevcut yasalar açısından bir suç belgesidir.

Ancak her fırsatta hukuka saygılı olduğunu vurgulamaktan geri kalmayan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, o belgeyi Genelkurmay sitesinde tutmaya devam ediyor.

Bunun tek anlamı şudur: Türk Silahlı Kuvvetleri 27 Nisan’daki duruşunun arkasındadır ve bu Meclisi ve onun seçtiği Cumhurbaşkanı’na karşı kullanan suçlayıcı ifadelere sahip çıkmaktadır.

Türkiye’nin de demokratlığı ve hukukiliği de bu kadar.

2003’te yaptığınız darbe planları nedeniyle yargılanıp tutuklanabiliyorsunuz ama mevcut Cumhurbaşkanı’na suçlamalar ihtiva eden, demokratik sistemi tehdit eden bir belgeye sahip çıkanlar hakkında hiçbir işlem yapılmaması normal karşılanıyor.

Tıpkı Erdoğan-Büyükanıt görüşmesinin içeriğini haklı olarak merak edip Danıştay baskınında güvenlik kameraları kaydının neden silindiğini (gazetecilik ahlakına aykırı bir biçimde) ısrarla sorgulamayanlar olması gibi.

İşte Ahmet Kekeç dün yazdı.

Hala iktidar partisine yönelik kapatma çabası içinde olanlar, bunun planlarını yapanlar var.

Rahat rahat dile getiriyorlar bunları.

Elbette getirirler.

Eğer Genelkurmay Başkanlığı bir darbe girişimi belgesine sahip çıkıyor, Türkiye’nin savcıları bu konuyu seyretmekle yetiniyor, yüksek yargı mensupları entrikalar içine giriyorsa, sivil-asker bürokrat niye rahatsız olsun ki?

Nasıl olsa biz yine üste çıkarız diye düşünüyorsunuzdur herhalde.

 

Aile imha edildi

Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine resmi bir zabıt sunuldu.

Dersim’le ilgili.

“...Hüseyin Altıntaş’ın nüfus hane kayıtlarında adı yazan Hüseyin karısı Humar ve Hüseyin evlatları Humar’dan doğma Elif, Mehmet, Hadice, Ahmedi, Suzan, Alicemal, Hetip, Emine’nin 1938 harekâtında imha edildiği ve aile reisi Hüseyin Altıntaş’ın da 1952 yılında öldüğü, haneden yalnız Ali Akgün’ün sağ kaldığı...”

Aralarında 2-5 yaşında çocukların da olduğu koca bir aile jandarma tarafından kurşuna dizilmiş.

Bu Dersim’in korkunçluğunu itiraf eden bir belge.

Bugün çocukların işlediği suçlar karşısında tüyleri diken diken olanlar, 70 yıl önce devletin çocuklara karşı işlendiği korkunç suçları görmezden gelmeye çalışıyor.

Halbuki nehir önlerine kurşuna dizilmiş çocuk bedenleri taşıyıp duruyor.

Ermenilere, Ruslarla anlaştı diyordunuz...

Dersimliler de Çinlilerle anlaşmıştı herhalde.

STAR

YAZIYA YORUM KAT