1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. O Mayını Döşeyen PKK’lı Unutmuştur Belki Ama Ailesi Yunus’u Unutamayacak
O Mayını Döşeyen PKK’lı Unutmuştur Belki Ama Ailesi Yunus’u Unutamayacak

O Mayını Döşeyen PKK’lı Unutmuştur Belki Ama Ailesi Yunus’u Unutamayacak

​​​​​​​O mayınları tuzaklayan PKK üyeleri belki şu an yaşamıyordur, belki döşediği patlayıcıyı unutmuştur bile. Ancak Havin Güneş ve Yunus Kaplan’ın ailesi onu asla unutamayacak.

A+A-

Zafer Burakmak / Yöneliş Haber

Hedef belirler insan. Düşman bildiğini seçer ve vurur. Savaşın vahşiliğinin resmidir bu; haklı yada haksız her savaşın, insan öldürme gerçeği altındaki diğer tüm konuşulanları ezen ağır resmi. İnsanlık tarihiyle yaşıt bu durum, devam eder her dönem. Buna ek olarak ve insanlığımızı öldüren en büyük yük ise, masum sivillerin katlidir. Sivil katliamlar, savaşın iğrençliğine iğrençlik katar; yükümüze yük.

Hani yetmez ya birbirimizi boğazlamamız yeni yeni yöntemler buluruz artırmak için yükümüzü. Öldürme üzerine yeni teknikler geliştirirken, insanlığımız batar gün geçtikçe. Vurulacak hedeftekinin tahribatını büyütecek yeni mega bombalar, akıllı füzeler veya savaşanın öfkesi geçse bile tanımadığı sivilleri dahi katletmeyi sürdürecek mayınlar gibi.

Hakkari’de son iki günde iki mayın patladı. Birinde pancar toplamaya, diğerinde atlarını otlatmaya giden köylüler parçalandı. Bir kişinin katledildiği mayınlarda 5 köylü yaralandı. Hedef özellikle köylüler miydi bilmiyoruz? (Kimi köylüleri ‘hain’ diye kapısının önünde vuran yada dağa götürüp infaz eden PKK oldukça bu da mümkün tabi.) Ya da döşeyenin hedef belirlediği asker ya da polis birliği ne zaman geçti onu da bilmiyoruz. Bildiğimiz tek gerçek, sivillerin parçalandığı. Çatışmaların yaşandığı Sur, Cizre, Nusaybin ve Yüksekova gibi yerlerde çatışmalardan sonra kaç çocuğun tuzaklanan bomba ve mayınlarla parçalandığını bilen var mı? İki üç günde bir haber düşüyordu medyaya. İlgisini çeken baktı, çekmeyen biraz yüzünü ekşitip değiştirdi yönünü.

Mayın, işte böyle bir şey. Hedeflenen geçip gitse de, zaman tuzaklayanı yada kendisi için tuzaklananı unuttursa da ölüm kusan o meret orada duruyor ve basacak kurbanını bekliyor. O mayınları tuzaklayan PKK üyeleri belki şu an yaşamıyordur, belki döşediği patlayıcıyı unutmuştur bile. Belki mayının kendisi için tuzaklandığı asker evine gitmiş o yolları hatırlamıyordur. Ancak Havin Güneş ve Yunus Kaplan’ın ailesi onu asla unutamayacak. Tıpkı diğerleri gibi. Çünkü döşeyenler unutsa da o tetik, yerin altında evlatlarını beklemiştir. Bu tetiği, köyünde, ovasında gezen bir köylü, kadın ya da çocuk çekse bile.

Hani öyle bir ortam var ki savaşın biteceğini konuşamıyor, tartışamıyoruz bile. Ancak velev ki çatışmalar bitse bile bu dağlarda piknik yapabileceğinizi, yamaç paraşütü ile keyif sürebileceğinizi mi sanıyorsunuz? 6 yıl önce yazdığımız bir yazıda “Mayın, düşman kimdir bilmeyen, hedef seçmeyen hatta kendisini döşeyeni bile yok edebilen bir silah. Bu silahların zulmü zamanları aşar, nesilleri aşar ve savaş nedeni ortadan kalksa da; kimden olduğuna, asker mi sivil mi olduğuna bakmadan, yaşını sorgulamadan üzerine basan herkesi ya öldürür ya da sakat bırakır. Eski dönemlerde, savaşlar biter, silahlar susar ve insanlar yaşam alanlarına geri dönerdi. Ama mayın kullanılalı beri, savaşlar bitse dahi insanların tarlalarına dönmeleri o kadar kolay olmuyor.” demiştik.

Sınırlara mayın döşeyen devlet, sınır içlerinde pancar toplatmayan PKK. Kürt çıksa parçalanacak, gezse bir mayınla havaya uçacak. Hadi sınırdakinin yeri belli, sınırı çizili. Türkiye yanaşmasa da temizlenmesi mümkün. Ya dağlarımızdaki, ovalarımızdaki, köy yollarımızdaki mayınları hangi dedektör bulabilir, hangi araç temizleyebilir. Ya yüz yıl bekleyeceğiz ya da bir canlının hayatıyla ‘burada bir mayın varmış’ diyecek ve oraya basabileceğiz.

 

HABERE YORUM KAT