O, ‘eski MGK’nın son genel sekreteriydi

12.01.2009 16:26

Yıldıray Oğur

Ergenekon’un son dalgasında gözaltına alınan eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün talebiyle ‘adli kontrol’ altında olmak üzere serbest bırakıldı.

Peki, 2003’teki sivilleşme operasyonundan önceki eski MGK’nın son genel sekreteri olan Kılınç gözaltına alınınca Ankara’da neler olmuştu yeniden hatırlayalım.

O gece tüm kuvvet komutanları Genelkurmay Başkanlığı’nda toplandı. Genelkurmay’ın ışıkları tüm gece yanık haldeydi. Bunun ne anlama geldiğini Türkiye’yi izleyen herkes çok iyi biliyordu. Komutanlar toplantıda beş saat boyunca durum değerlendirmesi yaptı. Ertesi gün Genelkurmay Başkanı işi gücü bırakıp önce Başbakan, ardından da Cumhurbaşkanı ile görüştü. Bu görüşmenin ardından Başbakan, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı ile acilen toplandı. O gün Ankara’da birbiriyle görüşmeyen yetkili kalmadı. Bu arada Yargıtay da Sabih Kanadoğlu’nun evinin aranması üzerine ‘Aşiretimizden birini kaldırmışlar’ hissiyatıyla toplanıp, işleyen hukuki süreç hakkında az kalsın bildiri yayınlayacakken son anda durduruldu.

Ve dün Ergenekon Savcısı Öz, gözaltına alınması Ankara’yı karıştıran bu paşanın serbest kalması için hukuki bir çözüm buldu. Böylece hem davanın hem de Türkiye’nin hassas dengeleri gözetilmiş oldu. Peki, hukukun hassas terazisi?

Bakalım en başından beri “davaya siyasi müdahale var” diyenler bu görüşme trafiğiyle bu kez gerçekten de davaya siyasetin müdahale etmesi karşısında ne diyecekler?

Peki, eski MGK’nın son genel sekreterinin gözaltına alınması Ankara’yı neden bu kadar karıştırdı? Neden Genelkurmay hukuka müdahale eleştirilerine bile aldırmadan olaya müdahil oldu? Eski Jandarma Komutanı Şener Eruygur’u, ordu komutanlığı yapmış Hurşit Tolon’u aylar sonra ancak hapishanede ziyaret eden askerler, söz konusu olan MGK eski Genel Sekreteri olduğunda niye bu kadar çabuk devreye girdi?

İşin sırrı Tuncer Kılınç’ın ‘eski MGK’nın’ son genel sekreteri olmasına yatıyor galiba. ‘Eski MGK’ AB reformlarıyla 2003’te sivilleştirilmeden önce Türkiye’deki askerî vesayetin beyniydi çünkü. AB yerine “İran ve Rusya ile ittifak yapalım” önerisinin Tuncer Kılınç’tan gelmesi bu yüzden şaşırtıcı değildi. MGK adeta ikinci bir bakanlar kurulu gibi çalışıyordu. Tüm bakanlıkların MGK’da paralel örgütlenmeleri vardı. Devlet adına yapılan her işlemin bir kopyası da MGK’ya gidiyordu. Tüm yazışmalar, tüm icraatlar, tüm atamalar üzerine MGK’nın söz söyleme hakkı vardı. Ve bu söz Genelkurmay adına söylendiği için her sözün de üstündeydi. Radikal gazetesi bu MGK’nın paralel anayasa hükmündeki Kırmızı Kitabı’nı da yayınlamıştı. Sonra bu MGK sivilleştirildi. Peki, bu eski MGK ruhu, o tecrübe, birikim, yapılanma nereye gitti? Galiba Ergenekon soruşturması biraz da bunu soruşturuyor.

Eski MGK’nın iğneden ipliğe kamu adına yapılan tüm icraatları kontrol eden ne kadar kritik bir kurum olduğunun çok çarpıcı bir örneği var.

Yıl 1999. Kültür Bakanlığı Türkiye’yi tanıtmak için “Kültürlerin Belleği Anadolu” adlı bir afiş hazırlatıyor. Anadolu’da yaşamış medeniyetleri “insan, felsefe, yazı, müzik ve mekân” gibi başlıklar altında gösteren afişler Türkiye resmî tarihinin dar kalıplarının üstünde bir içeriğe sahip.

Afiş tabii ki MGK’nın da önüne gidiyor.

5 Kasım 1999’da o zamanlar MGK Genel Sekreter Başyardımcısı olan İlker Başbuğ imzası ile Kültür Bakanlığı’na ‘Gizli’ damgasıyla afiş hakkında bir yazı gidiyor. Yazının sonunda afişlerin yurtdışı dağıtımının durdurulması için gereğinin yapılması kibarca emrediliyor. İşte o yazıdan bazı bölümler:

“1. Gerekli olmamasına rağmen Türkçedeki bazı sözcüklerin etimolojik kökenlerinin açıklanmaya çalışılmasının gerekçesi anlaşılamamaktadır.

2. Grafik tasarımı bakımından bir afişte bulunması gereken nitelikler içermemesi nedeniyle gerçek bir afiş niteliği taşımadığı düşünülmektedir.

3. Teknik olarak afişte alıntıların yanlış yapıldığı, kavram kargaşası bulunduğu ve kronolojik bir sıra takip etmediği görülmektedir. Bu durum, kasıtlı olarak afişte belirli bir etnik kökenin/grubun ön plana çıkarılmak istendiği izlenimi yaratmaktadır.

4. Türk öncesine ait kültürleri ön plana çıkarmaya çalışırken Türk egemenliği dönemini yok saymaya çalışmakta ve Osmanlı dönemi dahil Anadolu’da ortaya çıkmış diğer kültürleri dikkate almamaktadır.

5. Anadolu’da günümüzde etkili olan kültür birikimi, Anadolu’nun eski kültürlerinin devamı ve onların gelişmiş bir versiyonu gibi gösterilmek istenmektedir.

6. Cumhuriyet’in 75. yıldönümü için hazırlandığı iddia edilen afişte, ileri sürülen amacı reddeder tarzda az değinilmiş olması düşündürücüdür.

7. Afişe ilişkin endişelerin, afişin hazırlanmasında etkili olan “...” (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü) hakkında, Emniyet Genel Müdürlüğü güvenlik soruşturma raporundaki bilgilerle de doğrulanmıştır.

8. Afişin Kültür Bakanlığı tarafından desteklenmiş olması, devlet itibarı açısından olumsuzluk yaratabilir.

9. Yurtdışında da dağıtılması planlanan afişin, uluslararası platformda da eleştirilere ve Türkiye aleyhine spekülasyonlara neden olma olasılığı söz konusu olabilecektir.

10. Sonuç olarak, bu tür yayınlar, bilimsel kurumlarla işbirliği sağlanarak uzmanlar tarafından hazırlanmalıdır.”

Şimdiki Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ imzalı yazıda bir afiş üzerine bile yapılan bu derin analizler, ilginç imalar, afişi hazırlatan kişi hakkında Emniyet raporlarına yapılan atıflar arada bir nasıl bir ülkede yaşadığımızı unutanlara küçük bir hatırlatma olur belki.

Aynı zamanda Türkiye’yi adım adım kontrol eden ‘eski MGK’nın son genel sekreteri Tuncer Kılınç için Ankara’nın neden bu kadar karıştığı hakkında da belki bir fikir verir.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim