1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. SURİYE

  4. Nusra Cephesi Lideri Muhammed Culani Röportajının Tam Metni
Nusra Cephesi Lideri Muhammed Culani Röportajının Tam Metni

Nusra Cephesi Lideri Muhammed Culani Röportajının Tam Metni

Suriye'nin sahasında en etkili gruplardan Nusra Cephesi'nin lideri Ebu Muhammed Culani, Al Jazeera'nin sorularını yanıtladı.

A+A-

Röportajın tam metni

Suriye’de bulunan muhaliflerin rejimden aldığı bir bölgeden karşınıza çıkıyorum. Suriye’nin kuzeyinde. Fetih ordusunu son zamanlarda elde ettiği kazanımlar Suriye sahasına yansıdı. İçine ve dışına yansıdı. Nusra Cephesi de Fetih ordusunun temel taşlarından biri.

Rejim Nusra Cephesi’nin komutanlarını ve mevzilerini hedef alırken ABD öncülüğündeki koalisyon uçakları da aynı mevzileri hedef alıyor. Nusra komutanları bu füzelere maruz kalıyor. 

Nusra Cephesi 2012 Ocak ayında, 2003 yılındaki ABD işgali nedeniyle Irak'a giden Ebu Muhammed Culani, Suriye’ye döndüğünde kuruldu. 24 Ocak 2012'de birinci bildirgeyi yayınladı. Bu bildirgede Nusra Cephesi'nin kuruluşunun amacı ve hedefleri açıklandı.

O bildirgede açıklanan amaç ve hedef şuydu: Allah’ın emrini kendi topraklarına geri getirmek ve ayakaltına alınan insanların namusunu korumak. Nusra Cephesi özellikle Şam’da Esed güçlerine karşı nitelikli, cesur operasyonlarla adını duyurdu. IŞİD lideri Ebu Bekir Bağdadi Nusra Cephesi’nin IŞİD ile birleştiğini açıkladığı zaman Nusra Cephesi, El Kaide lideri Eymen Zevahiri’ye biatini Nisan 2013’te yenileyerek IŞİD’in bu duyurusunu reddetti.

Bugünkü röportajda Nusra Cephesi'nin hedeflerini anlamaya çalışacağız ve Suriye'de mevcut askeri grupların en önemlilerinden biri olarak hedeflerini anlamaya çalışacağız. Nusra’nın kurucusu Culani soruları yanıtlıyor.

Hoş geldiniz, özellikle Sınırsız programına konuk olmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Onlarca sorum var. Bütün dünyada onlarca gazetecinin sorularını size iletmek için mülakata başvurdu. Onların sorularını da sormaya çalışacağım. Onları değil bizi seçtiğiniz için bir kere daha size teşekkürlerimi sunuyorum.

Son dönemde Fetih ordusunun elde ettiği kazanımlardan başlamak istiyorum. İdlib’in ele geçirilmesi, Mastuma askeri kampı ve Cisr Şuğur hastanesi. Bu kazanımların stratejik önemi nedir?

Bismillahirrahmanirrahim. Öncelikle bu ele geçirilen bölgeler, sahil bölgesinin ilk savunma hatları sayılıyor. Lazkiye’yi İdlib’e bağlayan bölgeler bunlar. Bu bölgeler ordu tarafından büyük kışlalarla korunuyordu. Mastuma askeri üssü ve tuğla fabrikası gibi noktalar askeri kamplar olarak kullanılıyordu. Bu bölgeler aynı zamanda Sünni bölgeler. Bu bölgelerin ardından Nusayrilerin yerleştiği bölgeler var. O yüzden bu elde ettiğimiz bölgeler, rejimin önem verdiği Nusayri bölgelerin ilk savunma hatları. Aramızdaki savaş Sünni bölgelerdeydi şimdiyse savaş Nusayri yoğunluklu bölgelere taşınmış oldu.

Şimdi Hafız Esed’in gömülü olduğu Kardaha’dan 30 km uzaklıktasınız. Kardaha'yı Nusayrilerin başkenti olarak tanımlayabiliriz. Esed ailesinin baba ocağı. Şu anda bu bölge ateş menzilinizde. Bir sonraki savaşınız nerede olacak? Nusayri bölgeleriyle ilgili görüşünüz nedir? Tabii biliyorsunuz son dönemde Nusayrilere yönelik büyük katliam hazırlığı içinde olduğu söyleniyor.  Özellikle sahil ve Lazkiye bölgelerinde. Bu doğru mu?

Nusayriler, Sünnilere yönelik büyük katliamlar yaptılar. 40 yıl önce yönetime gelen bu rejim birinci desteğini Nusayrilerden almaktadır. Bu Nusayriler, Hama katliamını yaptılar. Bu Nusayriler, Müslümanlara varil bombalarını atan insanlar. Hapishanelerde işkence işlemlerini yürütüyorlar. Kadınlara tecavüz eden de bunlar. Çocukları öldürenler de. Suriye’nin her köşesinden milyonlarca insanı yerinden edenler de bunlar. Kimileri kamplara sığındı kimileri denizde boğuldu. Bu Nusayriler Şam’da yaklaşık bir milyon Sünni insanın ölümünden sorumlu. Sünnilerin içinde büyük yaralar açtılar. Haliyle Beşşar Esed tek başına savaşmıyor. Onunla birlikte hareket edenler, Nusayriler. Pilotlar ve askerler. Sadece Nusayriler değil, Sünnilerden de destek verenler var ama asıl desteği elbette Nusayriler veriyor. Geçtiğimiz dört yıl boyunca bu Nusayri bölgeler güvenli bölgelerdi. Çünkü rejimle sıcak çatışma hatları hep Sünni bölgelerdeydi. Şimdi savaş Nusayri bölgelerine taşınmış oldu.

Bazı Nusayri köylerden üç kilometre uzaklıkta olduğunuz doğru mu?

Evet, şimdi onlarla tam temas halindeyiz. Nusayriler şimdi, rejimin onları koruyamayacağını anlamış oldu. Tabi onlar önce Esed ailesinin tahtını savundular ve kendi adamlarını Esed’in kalması için tükettiler. Bir ailenin yönetimde kalması için tükettiler. Şimdiyse durum değişti. Kaybetmeye başladılar. Aslında Suriye’deki savaş Kardaha’da bitmiyor Şam’da bitiyor. Savaş Şam’da bitirilecek. Onun için biz tüm gücümüzü rejimi düşürebilecek hedeflere yöneltiyoruz.

Savaşımız kesinlikle intikam savaşı değil. Bize göre, Nusayriler dinden çıkmış bir mezhep ki din adamları bunu doğruluyor. Ortak bir görüş Nusayrilerin dinden çıktığını söylüyor dolayısıyla İslam dininden sayılmıyorlar. Fakat ona rağmen sadece bize silah yöneltmiş olanlarla savaşıyoruz.

Yani siz fıkıh usulünün ‘fetih’ değil, ‘kötülük def etmek’ aşamasında mısınız?

Evet, biz şimdi kötülük def etmek aşamasındayız. Biz sadece bize karşı savaşanlarla savaşıyoruz. Nusayri olsun Sünni olsun.

Size silah yöneltmeyen hiç kimseyle savaşmadığınız mı söylüyorsunuz?

Hayır, bizimle savaşmayana karşı savaşmıyoruz. Bizim denetimimizdeki  bazı bölgelerde Dürzi köyler bulunuyor. Bunlar, Esed’e destek vermediler, muhaliflerin denetimindeki bölgelerdeler ve hiçbir zarar görmediler.

Madem siz bu noktaya geldiniz, şunu sormak isterim. Geçtiğimiz günlerde Suriye muhaliflerinin denetimindeki bölgelerde bulundum ve bir şeye çok şaşırdım. Yüzlerce kilometreler kat ettik. Ondan fazla Dürzi köyü olduğunu gördüm. O bölgelerin güvenliğini sağlayanların siz olduğunuzu gördüm. Hıristiyan köyler de var. Bu gerçek açıkçası beni şaşırttı. Bunu açar mısınız?

Biz, Dürzilere din adamlarımızı gönderdik, onlar da Dürzilere inançlarındaki hataları gösterdiler. Dürziler bunu kabul etti ve bize yaptıkları hatalardan döndüklerini söylediler.

Siz onları köylerinden çıkarmadınız ve mallarına el koymadınız, ibadethanelerini de yıkmadınız. Onlara yönelik kötü bir şey yapmadınız. Öyle mi?

Kesinlikle hayır, yapmadık. İbadethanelerle ilgili eğer dine karşı bir şey varsa, uyardık. Zira onların inançlarına göre bazı kabirler ve mezarlar ziyaret edilir. Bu bize göre şirktir. İslam bunu şirk sayar. Bu konuda onları uyardık. Onlara bu hataları gösterecek adamlarımızı gönderdik. Onlara yönelik ihlalde bulunmadık hiçbir zaman.

Nusayrilere gelince ise, yaptıkları tüm katliamlardan sonra bizim dinimizin rahmet dini olduğu ve biz de katil olmadığımız için sadece bize karşı savaşanlara silahımızı doğrulttuk.

O yüzden Nusayrilere inançlarındaki hataları belirtirsek, bize silah doğrultmaktan vazgeçerlerse ve Esed’in yaptıklarından kendilerini soyutlarlarsa, eğer bu üç şartı yerine getirirse can güvenliklerini sağlarız ve onları koruruz. Çünkü bu şartları yerine getirerek dine dönmüş olacaklar. Esed’den kendilerini arındırmış olacak. Öylelikle bizim kardeşlerimiz olurlar. Biz onları kendimizi koruduğumuz gibi koruruz.

Bu Nusayrilere apaçık bir mesaj öyle mi?

Tabii.  Onlar kararlarını alırlarsa anlaşmaya varabiliriz. Bu arada, bu karar köy köy de alabilirler. Esed ile işbirliği yapmaktan vazgeçerlerse, erkeklerini Esed’in yanında savaşmaya göndermezlerse ve inançlarındaki hatalardan dönerlerse ve İslam’ın kucağına geri dönerler ve bizim kardeşlerimiz olurlar. O zaman da onları koruruz. Geçmişi unuturuz.

Bu sizin tarafınızdan yapılan resmi bir açıklama olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu yeni bir uygulama değil bizim açımızdan. Zaten dört yıl boyunca var olan bir uygulamamız. Karşımızda dört yıl boyunca rejimle savaşan askerler var ki mutlaka insan öldürdüler. Bazen bu askerlerin bazılarını kuşatma altına alıyoruz, kuşattıktan sonra kendiliklerinden teslim oluyorlar. Biz de onları ailelerine teslim ediyoruz.

Yani idam etmiyor musunuz?

Hayır. Sadece eski yaptıklarından arınması yeterli. Bizden bin adam öldürmüş olsa bile.

Cisr Şuğur’da sizin eline geçmesinden sonra oradaki hastanede rejim askerleri günlerce mahsur kaldı. Bazı rejim askerleri teslim oldular. Bunlar ne oldu?

Biz kasabayı almadan bize teslim olanların can güvenliğini sağladık. Bu insanları ailelerine geri gönderdik. Onlara zarar vermedik.

Bu rejimin yanında savaşan bütün askerlere yönelik bir mesaj mı?

Evet, bu uygulamamız mevcut. Hâlihazırda böyle yapıyoruz. Bütün rejim askerleri zaten bunu biliyor. Ebu Zuhur askeri havaalanında da böyle yapmıştık. Bunun gibi sadece bir veya iki değil birçok örnek var. Bazen rejim, askerlerini bizimle ilgili korkutuyor. Kendi askerlerine Fetih Ordusu sizi öldürecek diyor. Bu kesinlikle yanıltmaca. Bize teslim olan askerlerin aileleri, bize gelip çocuklarını bizzat kendileri teslim alıyor. Bize silah doğrultana bile bu şekilde yaklaşıyoruz, hele ki sivillere, kadınlara çocuklara, rejimden koparlarsa can güvenliklerini sağlarız. Biz bunu yalnızca azınlıkları hedeflediğimiz iddialarına karşı söylemiyoruz. Bu bizim dinimizin bir gereği.

Suriye çok çeşitli mezheplerin bir arada bulunduğu bir bölge ve birçok dinin bir arada bulunduğu bir bölge. Batı sizin bu farklı gruplara iyi davranmadığınız yönünde birçok eleştiri yöneltiyor. Buna ne diyorsunuz?

Biz Batı'nın ne dediğini önemsemiyoruz. Biz Allah’ın emrettiklerini uygulamaya çalışan bir grubuz. Allah’ın şeriatı çok geniş bir alan ve biz bu alanı çok iyi biliyoruz. Batı'nın insan haklarını bize dikte etmesine gerek yok. Şeriatımızda onlar fazlasıyla var.

Batı her zaman denklemler üzerinden oynuyor. Batı'ya göre Suriye bir azınlık tarafından yönetilmesi gerekiyor. O yüzden Esed’in kalmasını önemsiyorlar. Eğer iş çıkmaza girerse Esed’i değil ama en azından rejiminin kalmasını isterler. Ancak biz İslam’ın bu suçlamalara maruz kalmasına razı olmayız. Bizim etrafımızdaki tüm gruplarla Allah’ın kitabına uygun ilişki kurarız. Bir örnek vereyim, Hıristiyanlar mesela. Hıristiyanlar üzerinden Batı büyük kampanyalar yürütüyor. Farz edelim ki biz bir şeriat devleti kurduk. Hıristiyanlar bu İslam devletinin çatısı altında haklara sahip olacaklar.

Ben şu anda Hıristiyanların durumunu anlamak istiyorum.

Şimdi bize karşı savaşmayanlarla savaşmıyoruz. Eğer İslam devletini kurarsak onlara cizye ödemeleri karşılığında haklar tanınacak. Tabii ki cizyeyi ödeyebilenler öder.

Şu aşamada onlara hiçbir yükümlülük getirmiyor musunuz?

Hayır.

Batı’nın gösterdiği gibi insanları esir alıp kadınları cariye olarak almıyor musunuz?

Hayır. Biz Hıristiyanlarla savaş halinde değiliz. ABD’nin yaptıklarının suçunu Suriye’nin Hıristiyanlarına yüklemiyoruz. Mısır’da Kıptilerin yaptıklarının suçunu da.

Hz. Peygamberin yaptığı gibi Medine’ye gittiğinde etrafından on ayrı Yahudi kabile vardı. Hiçbir kabileye, diğer kabilenin suçunu yüklememişti. Herkes yaptıklarından sorumlu.

Sizin denetiminizdeki bazı bölgelerde Şii köyler var. Bunların arasında mesela İdlib’de Kefraya ve Foa. Bunlar ne durumda?

Bunlar tam bir asker kamptı ve hala öyleler. Bunlar Müslümanlara karşı savaşan köyler ve rejim İdlib’den çekildikten sonra şu an kuşatma altındalar.

Nusayrilere yönelik belirlediğiniz bir mühlet var mı? Savaş devam ediyor siz her an Nusayri bölgelerine girebilirsiniz, onlara açık bir süre mi veriyorsunuz, sınırlı bir süre mi?

Biz Fetih Ordusu olarak Şûra yöntemini uyguluyoruz. Ben şu ana kadar hep Nusra Cephesi’nin ağzıyla konuştum. Fakat Fetih Ordusu'nun bileşenlerinin hiçbirisi, benim bu söylediklerime karşı çıkmaz diye düşünüyorum. Ancak şûrada böyle bir müddetten söz etmedik.

Yedi ana bileşenden oluşan fetih ordusu stratejik bir ittifak mı? Yoksa sadece dönemsel bir taktik mi?

Fetih Ordusu İdlib’i rejimden almak için kuruldu. Bu birlikten bereket geldi. Fetih adını koymaya karar verdik. Şûra ile yönetiliyor.

İnanç açısından Fetih Ordusu çatısı altındaki diğer gruplara nasıl bakıyorsunuz?

Bizden farksız Müslümanlar. Bazı grupların bazı hataları vardır. Savaş gereği bu hatalara tahammül ediyoruz.

Peki denetiminiz altındaki diğer Müslümanlara nasıl bakıyorsunuz?

Müslümansa Müslümandırlar.

Onları tekfir etmiyor musunuz?

Bir Müslümana kâfir demek, bir fetva gerektirir. Bu ilim sahiplerinin ihtisasında bir konu. Eğer biri, herhangi bir Müslüman, belli bir suç işlerse bu bir ilim sahibine arz edilir ve İslam’dan çıkıp çıkmadığına böylece karar verilir.

Nusra Cephesi hiçbir Müslümana şeriata dayanmadığı sürece kâfir demiyor mu?  Sizin için tekfirci diyorlar?

Bu hazır bir yafta. Şeytanlaştırmak istedikleri herkese yapıştırıyorlar.

Sizin maddi desteğiniz nereden geliyor?

Biz kendi kaynaklarımıza dayanıyoruz. Rejimden aldığımız ganimetler ve denetimimizdeki geniş bölgelerin kaynakları. Bu bölgelerde birçok ticari faaliyet yürütüyoruz iş yapılıyor.  Suriye zengin bir ülke ve yardıma muhtaç değil. Gelen destek şartlı ise çok tehlikeli olur. Siyasallaştırılabiliyor. Allah’a şükür dış istihbarat örgütleriyle bir oturumumuz bile olmadı. Dışarıdan hiçbir yardım kabul etmedik.

Yani dışarıdan hiçbir şey mi almadınız?

Bizim hiçbir dış tarafla ilişkimiz yok.

Müslüman ülkelerden bile mi?

Hayır. Herhangi bir ülkeden yardım almıyoruz.

Herhangi bir devlet istihbarat ya da örgüt size madde destek teklifinde bulundu mu?

Biz bu tekliflere kapımızı açmıyoruz. Herkes bu konudaki hassasiyetimizi biliyor. Bu taraflardan bize bu konuda bir mesaj gelmesini veya bir temsilcilerini bile kabul etmiyoruz. Bizim için bu kapı kapalı.  Kararlarımızın bağımsızlığını önemsiyoruz.

Halep ve İdlib’de muhaliflerin elindeki bölgeleri gezdim. İnsanlarla konuştum. Zengin bölgeler olduğu kanaatindeyim. Kendi kaynaklarıyla yetinebilecek bölgeler. Ancak insanlar vergi vermediğini de gördüm.  Sizin tarafınızdan yükümlülük getirilen hiçbir şeyi ödemiyor. Elektrik ve su hizmetleri bile ücretsiz. Peki desteğiniz nereden geliyor?

Ganimetlerden geliyor. Bu ganimetleri ticaret yaparak geliştiriyoruz. Bu bize yetecek kadar bir gelir sağlıyor. Bireysel Müslümanlardan da bağış alıyoruz.

Müslümanlardan bağış alıyorsunuz ferdi olarak ama devletlerden almıyorsunuz? Bunlar da yeterli oluyor öyle mi?

Çok şükür yetiyor. Müsümanlar Nusra’yı ve El Kaide’yi seviyor. Bütün Müslümanlara bize yardım etmeleri konusunda sesleniyorum.

Gruplar kendi kaynaklarıyla uzun dönemli bir savaşı sürdürebilir mi?

İç kaynaklar gruplar arasında bölünmüş durumda. Birleşirlerse herkese yeter.

Fetih ordusunun içindeki bazı grupların finansörlerinin ya Nusra ile ilişkinizi bitirirsiniz ve onu devre dışı ederseniz ya da biz kaynağı keseriz yönünde tehditleri olduğunu okudum. Doğru mu?

Bunu yapamazlar. Çünkü Nusra sahada küçük bir grup değil. Bu herkes tarfından bilinen bir gerçek. Nusra cephesi grupların lokomotifi. Dera’ya Kalamun’a bakabilirsiniz. Humus’a, hama’ya İdlib’e. Oradaki bütün gruplar Nusra’nın göz ardı edilemeyecek vazgeçilmez bir grup olduğunu biliyor. Nusra Cephesi’ni marjinalleştirmek mümkün değil. Biz insanlara da çok hizmet sağlıyoruz. Tıbbi hizmetlerimiz bile bulunuyor. 

ABD 2012’de sizi terör listesine aldı. BMGK’da da size yönelik yaptırım kararı aldı. Şimdi de ABD’nin uçakları sizi bombalıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suriye sahasında büyük bir uluslararası ittifaklar dönüyor. İran Nusayrilerle ve Hizbullah ile ittifak kurmuş durumda. Bazı gruplar uluslararası koalisyonla işbirliği yaptı. Karşımızda büyük meydan okumalar var. Bu oyunlar artık apaçık ortada. Anlatmaya gerek bile yok. Başımızdaki liderler zaten batının ürünü ve Batı onları korumaya çalışıyor. Uluslararası toplum Esed rejimini etkileyebilecek olan grubun Nusra olduğunu biliyor ve o yüzden Nusra’yı hedef alıyor. Onlar Horasan isimli hurafe bir örgütü yarattılar ama öyle bir grup yok. Onları bombalıyoruz derken bizi bombalıyorlar ve ölenler hep bizim adamlarımız. Horasan örgütünü sadece ABD’den duyduk, başka bir yerden duymadık.  Horasan bölgesinden gelen bazı savaşçılarımız vardı o kadar. ABD’nin iddiası o ki, bu grubun ABD çıkarlarını vurmaya hazırlanıyor ama bu konuda kanıt ortaya koymadı.

Şam, Nusra ile Batı arasındaki savaşın sahası olabilir mi?

Bize Sayın Eymen’den (Zevahiri) gelen direktifler şu şekilde;  Nusra’nın Suriye’deki hedefi Esed rejimini ve Hizbullah gibi müttefiklerini düşürmek ve Müslümanların huzur içinde yaşayabileceği bir İslam yönetimini kurmak. Bize gelen direktifler Şam’ı Batı’ya saldırı yeri olarak kullanmama yönünde.   

Sizin savaşınız sadece Suriye ile mi sınırlı?

Evet, Rejim ve Hizbullah’la.

Amerika’nın bombardımanı devam ederse ne yapacaksınız?

Her insan kendini savunma hakkına sahip. Şimdiye kadar gelen direktifler batıyı hedef almamaya yönelik ama bütün seçenekler masada. Biz Eyman Zevahir’nin direktiflerine bağlıyız. Bombardıman devam ederse Batı’nın çıkarında olmayacak gelişmeler olabilir.

ABD’nin Suriye savaşına etkisine nasıl bakıyorsunuz?

ABD, Esed rejimine destek veriyor.

Rejimi mi destekliyor?

Evet ama medyada iki yüzlülük yaparak kendisini farklı gösteriyor. ABD, rejime tüm destek şekillerini sağlıyor. Gözle görünür desteğinin bir şekli Nusra Cephesi’ni bombalamak. Halkı rejime karşı koruyan Nusra Cephesi mevzilerini bombalıyor. Rejime yönelik baskımızı arttırdıkça, bombardıman yoğunlaşıyor. ABD’nin savaştaki rolü halkı kandırarak kendi istediği siyasi uzlaşmaya varmak. Ama bu Sünnilerin kanı üzerinden olacak.

Diyelim ki Beşşar Esed kaldı ya da kendisi gitti rejimi kaldı. Sonuçta Esed suçları kendi eliyle işlemiyor, onun emirlerini yerine getiren bir rejim var. ABD’nin Suriye için istedeği şey Yemen’de olduğu gibi yüzü değiştirmek rejimin aynı kalması. Kendi çıkarlarını savunacak sistemin kalmasını istiyor. Onun rolü konferanslar düzenleyerek halkı kandırmak. Cenevre 1, Cenevre 2 gibi. Özel temsilcilerin biri geliyor biri gidiyor.

Suriye krizinden çıkış yolu için uluslararası girişimleri kabul etmediğinizi mi söylüyorsunuz?

Suriye’nin çocukları bile o konferansları kabul etmiyor ki biz edelim. Bu girişimlere kulak asanlar, sadece halktan haberi olmayan dışarıda yaşayan siyasi figürler.

Suriye’deki durumu çözebilecek hiçbir konferans yok. Çözümü silah taşıyan ihlaslı gençler getirebilir. Ne BM ne Cenevre’de oturanlar krizi çözemez.

Suriye rejimi ile ABD’nin yaptığı bombardıman arasında bir koordinasyon yürütülüyor mu?

Bu kesin bir gerçek. Sivil uçuşlarda bile aynı hava sahasını kullanan uçaklar arasında koordinasyon var ki, savaş uçakları arasında nasıl olmasın. Aralarında koordinasyon yürütüyorlar tabii. Aynı hava saha sahasını kullanan iki savaş uçağı arasında koordinasyon olmayacağına inanıyor musun?

ABD’yi rejim ile koordinasyon yürütmekle mi suçluyorsunuz?

Bununla ilgili elimizde belgeler bile var.

Nasıl bir belge?

Aynı hava sahasını kullandıklarını belgeleyen video kayıtlarımız bulunuyor.  

Şam rejimini destekleyen güçler rejimin düşmemesi için çok büyük bir hassasiyet gösteriyor. Rejimin düşmemesi için çabalayan ülkelerin başında ABD olduğunu söylüyorsunuz?

Evet.

ABD dışında rejime doğrudan destek sağlayan devletlere gelince, bunlarla ilgili ne söyleyebilirsiniz? İran ve Hizbullah’tan söz ediyorum.

Hizbullah’a gelecek olursak, onlar en başından beri rejimin ne olduğunu çok iyi biliyordu. Ancak başlangıçta rejimin kendi kendine isyana direnebileceğini düşündü. Fakat isyan, silahlı aşamaya gelince durumun farklılaştığını ve ciddiye bindiğini anladı. Hizbulla geleceğinin rejime bağlı olduğunun farkında. Esed’in gitmesi kendisinin de gitmesi anlamına geldiğinin farkında. Esed eğer giderse otomatik bir sonuç olarak Hizbullah’ın sonu da olacak bu sadece bir vakit meselesi olacak. Çünkü Beşşar Esed Hizbullah’ın ana destekçisi.

Durum tam tersi değil mi?

Şimdi Hizbullah Esed’e yardım ediyor. Esed’in kalan ömrünü umutsuzca uzatmaya çalışıyor. Çünkü Esed’in gidişinin kendi sonu anlamına geleceğini de biliyor. Esed’e destek vererek, popülaritesinden kaybedeceğinin de farkında. Askeri kayıplarının da. Bunu bile bile girdi bu savaşa.

Nasrallah Kalemun savaşının ölüm kalım savaşı olduğunu söylemişti? Buna katılıyor musunuz?

Hizbullah, Suriye savaşının Lübnan’a da uzayacağını söyleyerek Lübnanlıları korkutmaya çalışıyor. Lübnan’daki tüm enerjiyi tüm kaynakları toplamaya çalışıyor. Dolayısıyla onun için bu savaş bir ölüm kalım savaşı. Biz ise oradaki savaşçılarımıza güvenimiz tam.

Kalemun savaşı sırasında IŞİD’in de sizi saldırdığı gerçek mi?

Evet, bir yandan rejim ile savaşıyoruz bir yandan da IŞİD ile.

IŞİD’in bunda ne çıkarı var?

Biz üç cephede savaşıyoruz. Hizbullah, rejim ve IŞİD. Kalemun’da IŞİD’in çıkarı bir noktada rejimle buluşuyor. IŞİD bunu daha önce birçok yerde yaptı. Haseke’de, Deyr-u Zor’da, Halep’te birçok yerde rejimin bize saldırmasını fırsat bilip ve onlar da bize başka yönden saldırıyor. Bu onların izlediği bir politika.

Kalemun’un Hizbullah için nasıl bir askeri ve stratejik önemi var?

Kalemun Lübnan’daki Şii köylerin yanı başında. Burası aynı zamanda Lübnan’ın da sınırı. Bizim içinse Kalemun Şam’a girmek için önemli bir eksen.  Kalemun’da yaşayanlar bizim kardeşimiz. Şam’a gitme ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz, dolayısıyla Kalemun’a gitme ısrarımızdan da.  Kısa vadede Esed’in düşeceğini düşünüyorum. Çok çok iyimser olmak istemiyorum ama savaş sona yaklaştı. Zaten Esed düştüğünde Hizbullah’ın bitmesi de an meselesi olacak ve Lübnan içinde de çekilmeye başlayacak. Sadece, Lübnan’ın güneyinde kalacak. Biz buna el atmadan olacak ve bu sonuç Lübnan’daki aktörler nedeniyle olacak.

Siz Lübnan’daki aktörlerinin Suriye rejimini düşürmek için çabalamasını mı istiyorsunuz?  

Lübnan 40 yıldan beri bu zulmü yaşıyor. Her Lübnanlı bunu bilir. Suriye ordusunun Lübnan’dan çekildiği doğru ama ülkeyi rejimden daha az zalim olmayan Hizbullah’a teslim etti. Dolayısıyla Esed rejimi Lübnan’dan çekildi ama kendi yerini Hizbullah’a bıraktı. Hizbullah Lübnan’ı yönetmek istiyor. Bu da bir imkansız.

Nasrallah bir konuşmasında Hizbullah’ın desteği olmasa rejimin düşeceğini söylemişti. Sizce bu doğru mu?

Bu onların iddiası. Büyük bir iddia. Esed ülkenin dışından birçok milisi ithal etti ve elinin altındaki orduya da çok bel bağladı. Rejim bu kadar da basit ve zayıf değil. Biz rejimle savaşıyoruz ve güçlü bir rakip olduğunu söylemem lazım. Elinde birçok imkân var. Sadece Hizbullah değil Irak’tan gelen onlarca grup var. Afganistan’dan gelen gruplar da var.

Kaynak: Al Jazeera

HABERE YORUM KAT