Numan Kurtulmuş:“Demir kelebek”...

15.07.2010 00:17

Sibel Eraslan

(Yağmur fırtınalarında nasıl uçar ve yol bulursa kelebekler...ve iradeyle boy ölçüşecek demir, nasıl inmemişse henüz göklerden...)

Saadet Partisi’nin son Kongresi, Türkiye’de siyaset, hukuk ve yönetim adına yaşadığımız tüm zorlu süreçlerin manzarasını, özetini verdi aslında... Öne çıkan şey; liste çekişmesi görünümündeydi belki, ama daha derinde ve gerçek olan şeyse; vesayet algısı ile onu tartışmaya açan yeni yönetim modeliydi...
Milli Görüş, Türkiye’nin en hareketli, atak siyasi minderidir. Milli Görüş’ün lideri, bir ucu Cumhurbaşkanlığında, Başbakanlıkta, Kabine’de ve yerel yönetimlerde, diğer ucuysa Türkiye yönetsel bürokrasisinin içinde yaygınlaşmış geniş bir jeneratörün kurucusudur. Milli Görüş’ün Türkiye siyasetine kattığı başarılı siyasetçiler, Bağımsızlar Hareketinden bu yana kırk yılı aşkındır Türkiye siyasetine şekil veriyor, abartı olmaz; ülkeyi Milli Görüş idare ediyor desek yeridir. (Bu rahle-i tedrisata Turgut Özal da dahildir) Milli Görüş lideri, sadece kurduğu tüm partilerin yasa dışı zorlamalarla kapatıldığı gerçeğiyle değil, her seferinde saatini yeniden kurup, karadan yürüteceği gemileri yola çıkarmakla namlı bir Hoca... Bugünkü Saadet Partisi’nce en yoğun şekilde eleştirilen Başbakan ve Cumhurbaşkanı, uzaydan gelmediler, Hoca’nın özenle yetiştirdiği, evladım dediği iki siyasetçi... Yine bugünkü Saadet’in “yeşil liste”cilerince kıyasıya eleştirilen Numan Kurtulmuş da, Hoca’nın bizzat liderlik hakkında özenle yetiştirdiği talebelerinden...
İstanbul dışında ve telefonsuz-internetsiz bir halde olduğumdan davetli olduğum halde Kongre’ye iştirak edemediğim gibi ancak televizyon ve gazetelerden okuyabildim, “olaylı kongre”yi. Yine de çok üzüldüm. Özellikle Şevket Kazan Hocamızın sözleri, derin bir hüzne sebep oldu ruhumda. Çünkü Numan Bey’e “ceza vermekten” bahsediyordu, dahası konuşmasındaki hemen her cümle, Numan Kurtulmuş üzerinde tasarlanan “baba vesayeti”ni açıklıyordu... Bir ara cidden kendisinin de bu duruma üzüldüğünü, hatta politik ve yönetsel tutum almanın ötesinde, bir babayı andıran duygusallıkta üzüldüğünü farkedince, teessürüm bir kere daha arttı... Şevket Kazan, sanki bir partiden değil, aile içi, eve dair bir meseleden bahseder gibiydi... Ben onu hep Milli Görüş’ün General Patton’u “çöl tank”ı olarak görmüşümdür... Tank bu kez kendi sahrasının içinde geziniyordu... Numan Kurtulmuş... Evlat mı oğul mu kardeş mi? Öyleyse bu şiddet neden? Numan Kurtulmuş... Genel Başkan mı, lider mi, reis mi? Öyleyse bu üstenci dil ile hitap neden?
Her şeyden evvel şunu unutmayalım: Saadet Partisi hangi renkteki listeden olursa olsun tabanı itibariyle lider olarak gördüğü kişiyi: Numan Kurtulmuş olarak seçmiştir. O, her kesimin genel başkanlığında uzlaştığı bir isimdir... Öyleyse lider çevresinde gelişmiş bu miğferci teşkilat kabiliyetini niçin bir fırsat olarak görmeyelim?
İkinci olarak üzerinde fırtına kopartılmak istenen şu iki listeyi yan yana koyduğunuzda acaba hangi radikal farklar yüzünden kızıyoruz, bunu soralım kendimize... Numan Kurtulmuş’a verilmesi gereken ceza, hangi isimlerden yola çıkılarak tanzim edilecektir? Bu isimler niçin bu kadar önemlidir, kamuoyu önünde paramparça bir manzara ve bir çocuk gibi azarlanmaya kalkışılan lider düşünüldüğünde, kimdir bu önemli kişiler? Bu kişiler kongre iptal ettirme de dahil kurulacak tüm oyunları, sonraki yaşamlarında, siyasi kariyerlerinde, bir yük olarak nereye yerleştireceklerdir? Sıkıştığında arkadaşına dönüp “babama söylerim ha” diyen mızıkçı çocuğun politikada nasıl bir şansı olabilir? Kendileri ve gelecekleri açısından da doğrusunu isterseniz kötü bir başlangıç, hazin bir hatıra...
Üçüncü olarak, siyasetin ancak bu tür çalkantılarla var olabilecek öz dokusu geliyor zihnime. Siyasette olur böyle inişler çıkışlar, fikir ayrılıkları... İki değil dört liste de çıkabilirdi ki, bu çöküşü veya parçalanmayı değil, tam tersine kendine güveni, katılımı, temsili de işaret ediyor aynı zamanda... Bu şartlar altında bile Numan Kurtulmuş her iki listenin genel başkan adayı olarak en popüler isim... Peki eksen kayması mı oldu bu haliyle kongrede? Numan Kurtulmuş cevaplıyor: “Eksen kaymasından bahsetmek için önce ana eksenin ne olduğu açıklanmalı. Ahlak-maneviyat, yeniden büyük Türkiye ideali, dünyada yeni ve adil sistem için gayret gösterme... Bu üçü, Saadet Partisi’nin ana eksenini oluşturmaktadır. Saadet Partisi’nde yeni bir siyaset üslubunun olduğu açıktır. Ancak herhangi bir eksen kaymasından söz edilemez.”
Numan Kurtulmuş, Türkiye Siyasi temsil haritasında ciddi bir umuttur. Hem söylemi hem duruşuyla... Kongredeki tavrıyla da iç vesayet ezberini bozmuştur, liderlik vasfının demirden armasını kaldırmıştır, hem de zarafetle, asla kırıcı ve ilzam edici olmadan kelebek nezaketinde...
Şimdi iş yapma zamanıdır. Parti içindeki farklı görüşleri, kırgınlığa dönüştürmeden, dışlayıcı, fazlalıkçı dili terkederek, küçük olsun benim olsun anlayışını bir kenara bırakarak, Türkiye’nin sesi olmayı hedefleyen hamlelere geçmenin zamanıdır...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim