1. YAZARLAR

  2. Erol Göka

  3. Numan Kurtulmuş ve CHP
Erol Göka

Erol Göka

Yazarın Tüm Yazıları >

Numan Kurtulmuş ve CHP

A+A-

Milli Görüş Hareketi, akademik camiadan yeterince ilgi görmemesine rağmen, Cumhuriyet tarihimizin en güçlü siyasî tavır alışlarından birisidir.

Ülkemizin son yirmi yılının yönetiminin bu hareketin içinden çıkardığı ekiplerce başarılıyor olması, bu gücü kanıtlamak için yeterlidir. Son yirmi yıldır sağ siyasî merkez, kendi dinamikleriyle değil, Milli Görüş Hareketi'nin onarıcı katkılarıyla ayakta durabilmektedir. Demokrat Parti, kendi devamı olan Adalet Partisi'nden değil de Milli Görüş Hareketi'nden sağlanan ivmeyle neşvünema bulabilmiştir. Rahmetli Menderes'i rahmetli Özal ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan'la tamamlamak, bu üçlünün en başına rahmetli Mustafa Kemal Atatürk'ü yerleştirmek, artık çok kanıksanan, zihinlerimizin kolayca benimsediği bir tablodur. İşin ilginç yanı, bu tabloda Milli Görüş Hareketi'nin doğal lideri Necmeddin Erbakan'a yer yoktur; o saygı duyulan, eli öpülen bir şahsiyet olarak kalmıştır.

Milli Görüş Hareket'inden gelen böylesine gücün toplumsal ve psikolojik yapımızda bir yansıması olmalıdır ki, bu hareket mütemadiyen siyasî merkezin onarımını sağlayabilsin. Aynı şekilde Milli Görüş Hareketi, sürekli olarak sağ siyasî merkezin değirmenine buğday taşıdığı halde hareketin doğal liderinin ve çelik çekirdeğinin hep dışarıda kalması da, onlarda siyasî merkezin geri püskürttüğü bir boyut olduğunu gösterir. Milli Görüş Hareketi, İslamî duyarlılığı canlı tutmakla İslamî hafızayı tazelemekte, ülkenin omurgasında Müslümanlığın vazgeçilmez bir yeri olduğunu hatırlatmakta, bu nedenle siyasî merkez, kadrolarına bu hareketin inançları halk nezdinde tartışılmaz şahsiyetlerini kolayca kabul etmektedir. Siyasî merkez, bunu yaparken eski Milli Görüşçülerden bir tek talepte bulunmaktadır: İnançlarını yaşanan dünyaya uyum sağlayacak ölçüde esnetebilmek, dini ideolojik bir manivela olmaktan çıkarmak, yaşayan dine saygı duymak. ANAP ve AK Parti'nin Milli Görüşçü kurmay heyeti bunu kabul ettikleri için oraya yükselmiştir; dünyaya uyum sağlayamayan katı ideolojik yapılarında ısrarcı olanlar ise hep merkezin dışında kalacaktır, tıpkı toplumsal hayatta olduğu gibi...

Sayın Numan Kurtulmuş'un Milli Görüş Hareketi'nin son temsilcisi diye bilinen Saadet Partisi'nden istifa etmesiyle birlikte, bu hareket için artık yolun sonuna gelindiği, bundan böyle siyasî merkeze kadro devşirme işini üstlenemeyeceği, dinî-ideolojik marjinal bir hareket olarak kalacağı ihtimali güçlenmiştir. Milli Görüş Hareketi, artık misyonunu tamamlamıştır. Yirmi yıldan beri yalnızca merkez sağı tahkim etme misyonunu üstlenmiş olan Milli Görüş Hareketi, ANAP ve ardından AP Parti'nin uluslararası siyasal konjonktürde kendilerine liberal-muhafazakâr pozisyonda yer bulmalarının ardından, içinden Numan Kurtulmuş'u ve arkadaşlarını çıkararak bu kez merkez solu tahkim etme hayati vazifesini üstlenmiştir. Şöyle:

ANAP ve AK Parti, küreselleşen ve liberal paradigmanın egemen olduğu dünyanın koşullarına uyum sağlamayı kabul ederek merkez sağ çizgiyi şekillendirmişlerdir. Merkez sol çizgi ise rahmetli Ecevit'in Demokratik Sol arayışının akamete uğramasından beri yani yirmi yıldan bu yana boştadır. Cumhuriyet'in kurucu partisi CHP, küresel dünyaya ayak uyduramadığı gibi bir muhalif görüş de ortaya çıkaramamış, ulusalcı içe kapanmacılığın, çağdaşlık despotizminin temsilcisi olmaktan öte gidememiştir. Nasıl Milli Görüş Hareketi'nin liderliği ve çelik çekirdeği dünyaya ayak uyduramamakla siyasî merkeze alınmamışsa, önceden siyasî merkezde bulunan CHP de perifere doğru savrulmuş, her geçen gün biraz daha merkezle bağını koparmıştır, böyle giderse, hele hele halkın inançlarıyla uğraşmayı sürdürürse marjinalleşmeye mahkûmdur. Halkın inanç haritasını doğru okuyamayan bir zihniyetin merkezde yeri olamaz. CHP'nin sol siyasî merkezdeki yeri boş değil, bomboştur. Hızla dünyayı, dünyadaki ezilenlerin, müstazafların küreselleşmeci güçlerin istekleri karşısında ne yapmak istediklerini, yeni dünya arayışlarını anlayıp ülkemize uygun siyasetler geliştirebilecek sol bir siyasete ihtiyaç vardır ama eski solcularda bir umut ışığı görünmemektedir. Numan Kurtulmuş'un söylemlerine iyi kulak verildiğinde beklenen sesi, merkez sol çizgiyi onun dillendirdiği kolayca fark edilebilir.

Milli Görüş Hareketi'nin ayakta tutmaya çalışarak milletimize en büyük hizmeti yaptığı İslamî duyarlılığı iyi anlamak gerekir. Elbette bir dinî hakikat çağrısı olarak inananların nezdinde tek bir "İslam" vardır ama geniş İslam coğrafyasında ve farklı sosyoekonomik tablolarda birçok farklı İslam algısı oluştuğu da bir gerçektir. Farklı İslam algıları, farklı siyasî kültürlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Hıristiyan dünyasında (hatta Musevi dünyasında) olup bitenlerden İslam dünyası münezzeh değildir. Hıristiyan bir inanca dayalı toplumsallık nasıl farklı siyasî kültürler üretmişse, benzeri bir tablo İslam dünyası için de söz konusudur. Lakin Müslümanların Batı karşısında yenilmeleri ve geri çekilmelerinin ardından mağlubiyet psikolojisiyle sanki tek bir Müslüman siyasî görüş olurmuş gibi bir anlayış yayılmış, İslamcılık bunu pekiştirmiştir.

İslamî kültürün sol bir siyasî tavır üretmesinden daha doğal bir şey olamaz; İslam'ın "sol" bir okuması mümkündür. Bugünün dünyasında İslam'ın sol okuması, küresel liberalizme karşı alternatif bir siyasî söylemi gerektirir. Dünya, alternatifsiz kalmaz; her egemenlik kendi muhalefetini yaratır. Bugün Türkiye'nin aradığı bu muhalif çizgidir. Ülkemiz, küreselleşme süreçlerine uyum sağlayan merkez sağ liberal bir çizgi oluşturabilmeyi Milli Görüş sayesinde başarabilmiştir. Milli Görüş Hareketi, temsil ettiği İslamî duyarlılıkla ihtiyaç duyulan merkez sol çizgiyi de üretebilecek potansiyelde olduğunu öteden beri, Sayın Mehmet Bekaroğlu'nun temsilinde gösteriyordu. Şimdi doğum gerçekleşmiş; merkez sol hareketimiz doğmuştur.

Dikkat edilecek olursa üzerine basa basa "merkez sol" diyorum, Sayın Bekaroğlu gibi "İslamî sol" demiyorum. Zira Müslüman bir ülkede sağ da sol da zaten "İslamî"dir. Bunu CHP yapamadıysa birileri gelir yapar; taşlar yerli yerine oturur. Şimdi CHP'nin siyasî konumuna yerleşmeye en güçlü aday, Numan Kurtulmuş ve arkadaşlarıdır. "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır" diyordu rahmetli İnönü. Yirmi yıldır, "küreselleşme" denilen yeni bir dünya var. Türkiye bu dünyada yerini çoktan aldı ama bu dünya çok kalıcı görünmüyor, çok güçlü bir muhalefet rüzgârı kendisini her yerde hissettiriyor. Düşünürler, kapitalizm ve sosyalizm dışında "üçüncü bir yol" arıyor. Numan Kurtulmuş ve arkadaşları, CHP'nin yerine getiremediği bu görevi üstlendiklerinde, hem bir vatan vazifesini yerine getirmiş, hem Cumhuriyet kurucularının ruhlarını şâd etmiş hem de Milli Görüş Hareketi'nin ülkemiz için yaptığı son hizmeti taçlandırmış olacaklardır.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT