Nuh’un Gemisi’ne Binenlerden Olmak

11.04.2010 00:01

Süleyman Ceran

“Nasıl olur da Allah yolunda savaşmayı ve "Ey Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu topraklardan kurtar(ıp özgürlüğe kavuştur) ve rahmetinle bizim için bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder!" diye yalvaran çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmayı reddedersiniz?”  4/Nisa/75

Gazze semalarında kara bulutlar var, fırtına yaklaşıyor. Felaketlerle imtihan olan ve “sabır direnişi”ni seçen seçkin Gazze halkı şimdi yeni bir savaşın eşiğinde. Ortadoğu’nun beyninde bir ur gibi yayılmaya çalışan İsrail, ölümcül darbelerini aç, susuz, silahsız kalan Filistinlilerin üzerine indirmek üzere!

Kuşatmalara, devasa duvarlara, insansız hava uçaklarının ve Apaçhi helikopterlerinin saldırılarına ve suikastlara uğrayan Kudüs’ün muhafızlarına, geçen yaz, aktivistler karadan yardım ulaştırmaya çalıştılar. Nemrut’un ateşini söndürmeye çalışan karıncalar gibi, binlerce kilometre öteden geldi gönüllüler. Londra, İstanbul, Ankara, Konya, Adana, Gaziantep, Akabe, Şam, Lazkiye, el-Ariş ve oradan Gazze. Dört bin beş yüz kilometreden fazla yol. Kara, hava ve deniz taşıtlarının her türlüsü.  Filistin’in renklerine boyanmış arabaları, poşileri, bayrakları, muntazam tekbirleri ve her türlü tıbbi levazımat ile yola çıktılar. Binlerce ve binlerce kilometre yolu, ses duvarını aşmaya çalışan uçaklar gibi, “boykot duvarı”nı aşmak için seferber oldular. İHH’nın öncülüğünü yaptığı Müslümanlar, denizden İsrail’i, karadan da işbirlikçi Mısır’ı taşladılar. Yaralandılar, gözaltına alındılar, günlerce bekletildiler ama sonunda Gazze’ye ulaştılar. Şimdi daha büyük bir girişimin arifesindeler; denizden ambargoyu delecekler!

   İstanbul merkezli İHH, İngiltere'deki “Free Gaza” hareketi, Venezüella, Yunanistan, Amerika, Fransa, İtalya, Almanya ve Malezya’dan gönüllülerin katılımlarıyla Mayıs ayının on beşinde, “pupa yelken” diyecekler Gazze’ye doğru*. Akdeniz’i yara yara portakalın turuncusuna, zeytinin siyahına ve direnişin yeşiline ulaşacaklar.

İHH’nın yardımları taşıyacağı gemiye verdiği isim, Nuh’un Gemisi. Yerinde bir isim. Uzun, çok uzun bir zaman dilimi boyunca bu uyarılardan vazgeçmeyen bir Peygamber, Nuh Aleyhisselam. İnsanları yaklaşmakta olan felaketten haberdar eden bir resul/nebi. "Doğrusu ben yenik düştüm, artık Sen gel ve bana yardım et!" diye yakarınca Allah’a, “Biz de seller gibi akan bir su ile göğün kapılarını açtık ve toprağın pınarlar halinde fışkırmasını sağladık ki sular önceden belirlenmiş bir amaca hizmet etsin: ama o'nu [sadece] tahtalar ve çivilerden yapılmış o [gemi] ile taşıdık ve (gemi), gözlerimizin önünde akıp gitti: (bu,) nankörce reddedilmiş olan o (Nuh) için bir ödüldü. (54/Kamer/11-15) diye anlatılıyor, elçinin mücadelesi Kur’an’da.

Nuh’un Gemisi: Hz. Nuh’un inşa ettiği muazzam figür. Herkesin dalga geçmesine rağmen kumların üzerine gemi inşa etmesi, insanlığın aşkınlık hali herhalde. Dipsiz çölün ortasında bir gemi; nefis bir kompozisyon. Yalnızca tahtalardan ve çivilerden meydana gelmiş kocaman bir evren sanki. İnsanlığın “can” simidi. Çölde gemi yapmak ve suyun geleceği o korkunç güne hazırlık yapmak; tam bir “iman izdihamı”.

Nuh’un gemisi yeniden hazırlanıyor. Yardım niyetiyle bir araya gelmiş insanların gemi satın almaları, daha sonra, Müslümanların en büyük eksiği olan moral, motivasyon, azim ve dua ile yüklenip denizleri, boykot duvarlarını aşmaya cehd etmeleri büyük bir vakıa.  Şimdi İHH ve başkanı Bülent Yıldırım, Gazze’ye yaklaşmakta olan korkunç savaş öncesi Filistinli kardeşlerimizin yanlarında bulunmak, kol kanat germek için gemilerini inşa etmeye başladılar. Pek çok aktivist ve binlerce ton yardım malzemesi işgalci İsrail’in ambargosunu delmek için bu gemilerle yola çıkacak.

Bu filoya ya binenlerden olmak ya destekleyenlerden olmak ya da karşılayanlardan olmak lazım. Engel olanlar ise Akdeniz’e dökülmeyecekler şimdilik ama tarihin dipsiz derinliklerinde unutulup gidecekler, bu kesin, inanıyorum buna.

Nuh’un gemisine binelim, Akdeniz’e uzanalım. Sancak tarafında tüm mahcubiyetiyle Mısır görünsün. Pruva tarafından Gazze sahiline bakalım uzun uzun. Ne olursa olsun tornistan(geriye dönüş) yok, doğruca Gazze’ye varalım. Kampanaları çala çala iskeleye yanaşalım. Çımariva pozisyonuna geçelim, Heniyye karşılasın bizi, ellerini sıkalım uzun uzun. “ Bir ruh biddem nefdik ya Aksa ” (Canımız kanımız sana feda olsun ey Aksa!)  diye sloganlar atalım, kucaklayalım kardeşlerimizi. Birbirimizin gözyaşlarını silelim. Nemiz var nemiz yoksa bırakalım; direnmenin, dik duruşun ilhamını yüklenip geri dönelim. Şair Ali Emre’nin “O akşam gemiler turuncu bir/hüzün yumağı gibi döndü/Belki bir portakal düştü/Antalya’dan denize” dediği “Akdeniz” adli şiirdeki gibi, güneş kocaman bir portakal olup dönerken önümüze düşer belki.

Şimdi Gazze, şimdi Kudüs tekrar yanıyor. Üçüncü intifadanın taştan sesleri yükselmeye başladı bile. Kudüs Yahudileştirilmeye çalışılırken Müslümanlar gemilerle Gazze’ye gidiyor! “bizim için bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder!" diye yalvaran çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar için” yola çıkılıyor. Tarihi bir fırsat, tarihi bir filo, tarihi bir rota, eşiğimizde; kapıyı açmamızı bekliyor.

 

 

*Nuh’un gemisine bireysel başvuru için: www.ihh.org.tr

Pruva: Bir teknenin ön tarından ileri istikameti.

Çımariva: Personelin tekne boyunca yan yana selamlama için dizilmesi.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim