1. HABERLER

  2. HABER

  3. Nokta Basıldığında Hiçbir Tepki Vermediniz
Nokta Basıldığında Hiçbir Tepki Vermediniz

Nokta Basıldığında Hiçbir Tepki Vermediniz

Taraf Gazetesi yazarı Alper Görmüş Avrupa Parlamentosu'nda katıldığı bir panelde Avrupalılara serzenişte bulundu.

A+A-

Avrupa Parlamentosu'ndaki panelde Türkiye'de demokratikleşme konusu tartışıldı. Panelistlerden Taraf yazarı Alper Görmüş, Özden Örnek'e ait günlükleri Nokta dergisinde yayımlamalarının ardından askerî mahkeme kararıyla basıldıklarını, baskınlara dayanamayan derginin kapandığını anlattı. Görmüş, bu süreçte yaşananlara Avrupa Birliği'nden hiçbir tepki gelmemesini de eleştirdi.

Taraf Gazetesi yazarı Alper Görmüş Avrupa Parlamentosu'nda katıldığı bir panelde Avrupalılara serzenişte bulundu. Darbe Günlükleri'ni yayımlayarak darbe soruşturmalarını tetikleyen Nokta Dergisi'nin askerî mahkeme tarafından basıldığını, 3 gün boyunca polis tarafından arandığını ve nihayetinde kapandığını vurgulayan Görmüş, ne Avrupa Birliği'nden ne dünyadan ne de Türkiye'den ciddi hiçbir tepkinin gelmediğini vurguladı. Türkiye'deki basın hürriyetine ilişkin sorunlara Avrupalıların bakışının zaman zaman son derece sağlıksız ve 'abartılı' olduğunu belirtti. Görmüş, Nokta'nın kapandığı dönemde susan AB'nin, gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanmaları üzerine 'abartılı' tepki vermesinin arkasında başka hesaplar olabileceği için iyi düşünülmesini istedi. Şık'ın, arkadaşı olduğunu söyleyen Görmüş, bütün bunlara rağmen iddianamelerin hukuki olarak zayıf olduğuna işaret etti.

AP üyesi Alman Sosyal Demokrat İsmail Ertuğ ve İngiliz Liberal Sir Graham Watson tarafından "Türkiye'de Demokratikleşme Süreci: Şimdi Neredeyiz?" isimli panel düzenlendi. Açılış konuşmasında "Türkiye'nin demokratik bir anayasaya ihtiyacı var." diyen AP üyesi İsmail Ertuğ, Merkel ve Sarkozy gibi liderlerin engellemelerine karşın Avrupa'nın Türkiye ile üyelik müzakerelerini demokratikleşmeye destek bağlamında sürdürmesini talep etti. Panele katılan Alper Görmüş ile Hürriyet Gazetesi'nden Hadi Uluengin, Türkiye'nin bütün sorunlarına rağmen bugün çok daha demokratik olduğunu vurguladı. Türkiye'nin Cumhuriyet'in ilanından bu yana dünyadaki askerî vesayetin hakim olduğu tipik ülkelerden birisi olduğunu ifade eden Görmüş, askerî vesayeti de 'yönetmeden hükmeden ordu' olarak tanımladı. Perde arkasında kurulan mekanizmalarla seçilmiş siyasileri denetim altında tutan ve gerektiğinde de yönlendiren bir yapıdan söz eden Görmüş, askerî vesayetin son yıllarda önemli ölçüde gerilediğini fakat tamamen etkisiz hale henüz getirilemediğini vurguladı. Darbe ihtimaline karşı ''Rehavete kapılmamız gerektiğini düşünüyorum. Darbeci zihniyete ciddi darbeler indirilmiştir fakat hâlâ bir risk var. 'Oh' diyebileceğimiz bir süreç ancak toplumda demokratik kültürün de hakim olmasıyla başlayabilir. Toplumda halen büyük oranda kendisini modern, seküler ve laik olarak tanımlayan fakat özünde otoriter bir zihniyete sahip bir kesim var." şeklinde konuştu. Görmüş, Ergenekon ve Balyoz gibi davalardan sonra bu kesimin daha da sertleştiğine dikkat çekti.

Basın ve ifade özgürlüğü açısından Türkiye'nin sorunlu bir ülke olduğuna işaret eden Görmüş, haklarında dava açılan yüzlerce gazetecinin Batı'daki algının tersine hükümet aleyhinde yazdığından dolayı değil, derin yapılarla ilgili konuları işledikleri için açıldığına dikkat çekti. "Türkiye'de yargı hâlâ askerî vesayetin önemli müttefiklerindendir." dedi.

Kürt meselesi değil, Türk meselesi var

Uzun yıllar Brüksel'de kalan Hürriyet yazarı Hadi Uluengin ise Türkiye ve AK Parti'nin 'nevi şahsına münhasır' olduklarını anlatarak Türkiye'deki statükonun üçlü sacayağını 'ordu, sivil bürokrasi ve yargı' olarak sıraladı. AK Parti'nin 8,5 yıllık iktidarında kendisinin hayat tarzına müdahale edildiğini hissetmediğini aktaran Uluengin, Başbakan Erdoğan'ın Arap ülkelerinde yaptığı laiklik vurgusunun çok önemli olduğunu ifade etti. Türkiye'de Kürt meselesinin olmadığını aslında Türkiye'de Türk meselesinin olduğunu aktaran Uluengin, "Türkiye'de bir Türk meselesi var. O da şu: Ne mutlu Türk'üm diyene, kendisini Türk hissetmeyen insanlara benim Türklüğümü empoze etmekten kaynaklanıyor. Yani sorun bende. Ben onun Kürtlüğünü kabul ettiğim takdirde sorun otomatik olarak çözümlenme yoluna girecek." dedi.

Vedat Denizli / Zaman

HABERE YORUM KAT

1 Yorum