Niye ‘evet’ ve Oyak...

24.07.2010 03:13

Atilla Özdür

Erken Cumhuriyet vecizeleri arasında duvarlarımızı süsleyen birisi vardı ki, anayasanın da, insanlığın da ve iman’dan sonra Müslümanlığın da temelini teşkil ediyordu…

 “İmtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitle” olmak…
Cumhuriyet kaynaşmışlığı, ulus kardaşlığından başka bir şey olmamak gerekirdi… Kısacası, dil kardaşlığı, ülkü birliği, vatan kardaşlığı, imandışı inanç birliği… Ve bunların hepsini birlikte, bir arada kaynaştıran da gelir dağılımı dengesi, adaleti…
Türkçe konuşulacak, mekteplerde bu dilde kıraat edilecek, Atatürk ilke ve inkilaplarından başka bir çizgiye sapılmayacak, büyükler sayılırken küçükler de sevilecek. İmtiyaz ve sınıf mikrobuna asla hayat hakkı tanınmayacak…
Gün geldi, kaynaşmada bir çözülme, bir bozulma hali tesbit edildi. Daha doğrusu suni olarak böyle bir halin yaratılmasında, yaratıcılar oldukça başarılı oldular. Asker de bu nifakçıların tesbitlerini essah sayarak, silah başı yaptı ve 27 Mayıs denilen “huzurdan kopuş” hareketine tevessül etti…
27 Mayıs, sözünü ettiğimiz duvarların süsü vecizenin yerlerinden sökülerek atılmasının miladıdır… Gerçi daha evveliyatında da bu vecize işlevsiz, fonksiyonsuz ve etkisiz laf dizisinden öte bir nitelik taşımıyor idiyse de, 27 Mayıs imtiyaz ve sınıflılık kapısının resmen açıldığı, meşruiyet kazandığı bir tarihtir…
¥
İnsanlar, üzerinde yaşadığı toprakları vatan olarak kabul ettiğinde, uğrunda ölmeyi de kabullenmesi gerekiyor. Asker cenazelerinde şehid ana ve babalarının “vatan sağ olsun” diyerek teselli bulmaları hep bu ölümün “hak edilmiş bir mükellefiyet” oluşundan… Herkes, canının cüssesine göre varlığının bir parçasını verecek…
Vergi mükellefiyetinde de bu böyle…
27 Mayıs, bu mükellefiyetteki kutsallığın sulandırıldığı günün tarihidir. Kitlenin imtiyazsız kaynaşmışlığında meydana gelen çözülmeyi düzeltmek, tedavi ederek yok etmek amacıyla yönetime el koyanlar, OYAK’a tanıdıkları imtiyaz ile çözülmeyi maalesef daha da derinleştirdiler…
OYAK ismi verilen ve askeriyede mevcut tüm yardımlaşma ve sosyal muavenet sandıklarını tek elde toplayan askeri bir iktisadi şirket kurdular… Atatürk’ün kurup bilahare lağvettiği sisteme geri dönüldü. Kurulan bu şirket bütün sektörlerde faal olup da, vergi mükellefiyetinden azad edilince, milletçe kaynaşmışlığımızın mayası da bozulmuş oldu…
Bu maya bozulmamış olsaydı, askeri bir kamu görevlisi emekli olduğunda aynı derecedeki sivil kamu görevlisine nisbet, tiko para olarak eline sayılan ikramiyesi üç kat fazla olur muydu?..
¥
Kamu İhale Kurumu, OYAK şirketlerinden Bolu Çimento için devletin diğer iktisadi ticari şirketleriyle aynı muameleye tabi tutulması kararını vermiş… Buna yapılan itiraz, imtiyazsız sınıfsız Türk ulusu adına yargılama yetkisini kullanan idari yargı tarafından reddedilince, OYAK, ayrıcalıklarını kaybetme kertesine geliyor… Her derdin davasına çare Meclis değil mi? Tehlikenin def’i için Meclis’e müracaat ediliyor…
AKP hükümeti de, bu isteği karşılıksız bırakmamak için kollarını sıvayınca, OYAK için kamu ihale sistemindeki ayrıcalıklarına, imtiyazlarına devam şansı açılıyor… Ayıp olmayacak mı bu açma?..
¥
Niye ‘EVET’…
Anayasa değişikliğine ‘EVET’ demenin kaçınılmaz gerekçelerinden bir yenisi karşımızda… İnsan olmanın temel şiarlarından birisi, kendisine yapılmasını istemediklerini başkalarına yapmamak… Başkalarının da kendisi için reva görmediği bölüşüm adaletsizliğiyle üzerimizde tahakküm kurmalarına boyun eğmemek… Şiar bu…
‘EVET’ sonucu Anayasa Mahkemesi’ne ferdi planda iptal davası açma hakkı doğduğunda, aynı zamanda şimdiye kadar OYAK’a kanun yoluyla tanınmış ve hükümetin şimdilerde de tanımaya kalkıştığı söylenen tüm imtiyazların iptalini isteme hakkı da birlikte doğacak…
OYAK niye iktisadi cüssesine uygun çaptaki doğal vergi mükellefiyetinden muaf tutulmuş olsun…
İmtiyazsız ve sınıfsız ulusluktaki çözülüşün, derinlik ve yaygınlığından olacak, hükümet erkânı olarak devlet ikide bir mendil açmaya kalkışıyor.
“Okul yapın, derslik yapın, hastane odası tefriş edin yüzde yüz matrah garantisinden istifade edin…”
Bu çirkinliğin tüm vebali halaskâranın üzerine düşmekte… Her oluşum bir başka icraatın neticesi değil mi?..

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim