1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Nimet, bedel karşılığıdır...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Nimet, bedel karşılığıdır...

A+A-

Marksist dünya görüşünde beşeri münasebetler iktisadi beklentilere bağlanır...

Aşktı, meşkti, sevgi ve muhabbetti, hayırseverlik ya da vatanseverlik gibisinden coşkular, mutluluklar ve değerler, aç ayının oynayamayacağını varsayan biyolojik gerekçelerden hareketle, bir bedele bağlanır...
Vatanseverlik teskeresi için ödenecek bedel günün iktisadi şartlarına göre devletçe belirlenirken, aşklı meşkli ütopik yuvaların bedeli de, gelin damat adaylarının müşterek güçlerine göre kendilerince belirlenir...
27 Mayıs darbesiyle vatanı uçurumun kenarından çekerek Cumhuriyet’i tahkimleyen harekette yer alan kahramanlara ödenen bedel, ölümüne senatörlük olmuştu...
Vatan aşkı, Atatürk sevdası ve Cumhuriyet’in bekası için gerçekleştirilen 12 Eylül hareketi de, Anayasa’nın geçici 15. maddesi ile bedellendirildi...
Hükümetlerin dar günlerinde açtıkları eğitime, sağlığa destek ihalelerinde ise, hayırseverlik harcamaları için devletin matrah indirimi vaadi, modernize bedeller kategorisinde yer alır...
Ekranların çöpçatanlık seanslarında boy gösterenlerin birbirlerinden talep ettikleri bedellere gelelim... Tok gözlü ihtiyarların talepleri genellikle altı-yediyüz liralık taban emekli maaşı seviyesini pek aşmıyor...
Bedel, yeri geldiğinde nimet yerine geçiyor. Nimetin fonksiyonu, zaman geliyor külfetin üzerine bindiriliyor... Nimetle külfet birbirlerinin yapışık kardeşi durumuna geliyor, getiriliyor...
Az gelişmiş Türkiye demokrasisinde bedelli askerlik üzerinden sahneye konulan orta oyunları da, sürekli kendini üreterek gündemden hiç inmiyor, indirilmiyor...
¥
Devletimiz, modern anayasa devletlerine bir örnek... Mekanizmanın kuruluş ve işleyiş şeması Marksizmin can düşmanı olan kapitalist mantığa göre projelendirilmiş... Gerek devlet vatandaş ilişkisinde, gerekse vatandaşların özel hukuk ilişkilerinde olsun, takke verilmeden külah alınamıyor...
Külah karşılığı takas için verebileceği takkesi bulunmayanlar ne halt edecekler... Bazı belediyelerin kış mevsimlerine has, o da kar ve tipi bastırmasıyla sınırlı kalmak kaydıyle, sıcak çorbalı, merkezi ısıtmalı ve koğuş düzenekli gariban yatakhanelerini politik reklamlar eşliğinde hizmete sunmasından ötede başkaca bir şey yapılamıyor...
Askerlik çağına gelen erkek mükellef, dünya nimetlerinden mahrumiyet riskine karşı sigorta anlamındaki bedel karşılığı, kolayca külahlanabiliyor... Amma beri yandan da dünya nimetlerinden mahrum kalma riskini yüklenerek askere koşan takkesizlerin nasibine düşse düşse bir tek, külahsızlık düşüyor...
Külahsızlığın da çoğu kez üzeri şehitlikle örtülünce, nonoş takımı da yolunu şaşırmış vaziyette, ayollu cicimli, cirit atmak üzere meydanlara fırlıyor...
Takkesizlik tek başına bir mesele, bir problem ve bir dert oluşturmasa da, yol verdiği külahsızlığın yanında takkesizi çalışma hayatında bir de işçilik kıdeminden etmesi yok mu, işte o hançer yarası gibi yüreklere işliyor...
Takkeli takımı, arabasını dağdan ovadan aşırabilmesine karşılık; takkelilerle tasada ve kıvançtaki geri alınamaz ortaklığı anayasada tescilli garibimin takkesiz fukarası, silah omzunda askerlik yaptığı sürece SSK kıdeminden de yoksun kalıyor...
Hançer yarası, bu yoksunluğun bedende açtığı rahne...
¥
Devletimiz, hayırseverlik beratı isteyenlere beratın yanında bir de nimetleştirilmiş bedel olarak, matrah indirimini alay-ı vala’lı merasimlerle takdim ederken, takkesizlere de eksik kalmış SSK kıdemini yıllar sonra bedeli mukabili satıyor...
Devlet, takkesizlerin yüreğinde açtığı hançer yarasını, askerlik borçlanması denilen eksik kalmış SSK kıdemini bedel karşılığı satarak tedavi ediyor...
Hani devletimiz moderen idi, anayasalı idi, demokrasili idi, padişahlı değil Cumhuriyet’li idi ve bu özelliklerinden ötürü insanlarını da zenginli fakirli, kadınlı erkekli ve küçüklü büyüklü, birbirleriyle eşit sayar idi...
Gel de böyle moderenliğin, eşitliğin ve demokrasinin içine etme...
¥
Gazeteciler, yaş kıvamını bulduğunda askere alınıyorlar... Eğer gazeteci kişi, patronu tarafından kayda kuyda alınmış ise, askerliği süresince kıdemi de işliyor...
Kişi gazeteci değil de tenekeci, ya da muhasebeci veya çenebaz bir pire tozu leke sabunu satıcısı ise, askere alındığında, patronu tarafından pasaportu eline veriliyor ve, o da kayıtlı kuyutlu olması durumunda tabii, sigorta kıdemi de askıya alınıyor...
Eşitlik nerede kalıyor?..
¥
Ankara temsilcimiz Serdar Arseven, bu eşitsizliğe, daha doğrusu devletin zengin fakir arasındaki bu adaletsiz ayırımcılığına takılmış...
Her neyse, teknolojik gelişmeler ve ulus ötesi sermayenin paylaşım saldırganlıkları, devletleri savunma ve genişleme politikalarında lejyon modeline doğru zorluyor...
Askerlik hizmeti de isteğe bağlı ücrete tabi bir mesleğe dönüştüğünde, takke yoksunu işçilerimiz de bedeli mukabili kıdem satın alma külfetinden kurtulacaklar...
Takkesizler, lejyona yazıldıklarında hem külahlanmış, olacaklar, hem de sosyal güvenlik çetelelerini çentiklettirebilecekler...
Bundan iyisi, can sağlığı...
Faks: 0212 632 83 06

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT