“Niçin okula başörtümle gidemiyorum?”

20.09.2011 07:54

Faruk Çakır

2011-2012 eğitim yılı başladı ve milyonlarca öğrenci ders başı yaptı. Üniversitelerin de eğitime başlamasıyla birlikte bu sayı daha da artacak. Aynı ölçüde eğitimde yaşanan sıkıntılar da doğrudan ya da dolaylı olarak gündeme gelecek ve tartışılacak.

Üniversite eğitimi denince akla, yıllardan beri devam eden başörtüsü yasağı geliyordu. Üniversite öğrencilerini ve dolayısı ile de velileri mağdur eden bu kanunsuz yasak, büyük ölçüde sona ermiş görünüyor. Elbette bu yasağın sona ermesi sevindirici ve takdire şayandır, ama bu durum; ‘kanunsuz yasak’ın yıllar yılı sürmesi ve belki de milyonlarca kişiyi mağdur etmesindeki yanlışlığı ortadan kaldırmıyor. Yasağın sona ermesine imza atanları tebrik ederiz, ama bu da yetmez. ‘Kanunsuz yasak’ sebebiyle mağdur olanların da hakları iade edilmeli, mağduriyetleri giderilmeli ve talep etmeleri halinde maddî ve manevî tazminatlar ödenmeli.
“Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı kalktı, bu size yeter. Yeni haklar talep etmeyin” diyenlere itiraz ederiz ve ediyoruz. Bu yasak sebebiyle mağdur edilenler de kanun önünde haklarını aramalı ve alabilmelidir. Nasıl ki Yüksek Askerî Şura kararıyla mağdur edilenlere hakları verildi, aynı şekilde YÖK kararıyla mağdur edilenlere de hakları teslim edilmeli. (Hemen ifade edelim ki, üniversiteler açıldığında bazı bölümlerde ‘kanunsuz başörtüsü yasağı’nı sürdürmek isteyenler çıkabilecektir. Böyle kanun tanımazlara imkân ve fırsat verilmemeli, kanunsuz uygulamalara ‘kanun çerçevesinde’ cevap verilmelidir. Böyle yapanlar, ‘Eğitimi engellemek’ten adalet önüne çıkarılmalı.)
Neredeyse çeyrek asırdır devam eden kanunsuz başörtüsü yasağı devam ederken de mümkün olduğunca ifade etmeye çalışmıştık, tekrarlayalım: Başörtüsü yasağının ‘sadece’ üniversitelerde sona ermesi yetmez. Yasağın bütün kademelerde sona ermesi lâzım. İlköğretimden son öğretime ve memuriyetten ‘kamusal alan’a kadar her kademe ve seviyede bu yasağın sona ermesi gerekir. “Olur mu?” diyen ve itiraz edenler olabilir. Onların itirazını da dinleriz, ama biz haklı olduğumuz taleplerimizi dile getirmekten de geri durmayız. Hem niçin olmasın? Üniversitede yasak olmayan bir giyim şekli, lisede ve ilköğretimde niçin yasak olsun? Laiklik, ilericilik, Avrupa standartları, çağdaşlık gibi kavramların arkasına sığınıp bu yanlışı savunmaya çalışanlar sadece yorgun düşmeye makkûmdur. Çünkü, meselâ iş icabı Almanya’da yaşayan bir Türk vatandaşının çocuğu hiç bir engele takılmadan başörtüsü ile ilköğretim okullarında ve tabii ki liselerde okuyabiliyor. Düşünün ki Almanya’daki bir gurbetçimiz çocuğunu ilköğretim okuluna gönderdi. Çocuğu orada iki sene okudu ve Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Aynı çocuk 3. sınıfı okumak için başörtüsünü takarak Türkiye’deki her hangi bir ilköğretim okuluna gitmek istedi. Okula gitmek isteyen ‘gurbetçi çocuğu’na ve gurbetçiye, “Burası Türkiye, bu kıyafetinle bu okula, bu sınıfa giremezsin. Başını aç da öyle gel” denilse nasıl bir tirajedi yaşanır? Almanya’da böyle bir yasakla karşılaşmayan gurbetçi ve çocuğu “Burası Türkiye”yi nasıl yorumlar? Sizin sıralayacağınız; “çağdaşlık, laiklik, kılık kıyafet yönetmeliği, irtica, mürteci, tehlike, kural, bölücülük, kamusal alan, bizim de kalbimiz temiz, bizim annemiz de başını örter, biz de pazara çıkınca başımızı örteriz, biz de ölülerimize Kur’ân okuruz” lafları bir anlam ifade eder mi?
“Niçin okula başörtümle gidemiyorum?” sorusunu ilköğretim ve liselerde okuyan kızlarımız soruyor. Bu soruya makul, ikna edici, ‘çağdaş’ bir cevap verebilen idareci ve siyasetçimiz var mı? Bu soru hepimize. Cevabı, “Gidebilmelisiniz ve gideceksiniz inşâallah” şeklinde olmalı...

YENİ ASYA

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim