1. YAZARLAR

  2. YILMAZ BİLGEN

  3. Niçin Nusret Cephesi
YILMAZ BİLGEN

YILMAZ BİLGEN

Yazarın Tüm Yazıları >

Niçin Nusret Cephesi

A+A-

Hillary Clington, bu savaşın ömrü 2 hafta demişti.

Yıllar geçti, şehirler yıkıldı, hayatlar söndü, bebekler, kadınlar, yaşlılaralçakca katledildi.

Hemde yüzbinlercesi

Ama o, iki hafta bitmek bilmedi

Kan içici diktatör ve şürekası yardımsız yakalamıştı zulme isyan bayrağı açan milyonları. İnsan öznesini önemsediğini söyleyenler ise taktik hesaplarla oyaladı durdu Suriyenin mazlum milyonlarını.

Diplomasi denilen nitelikli sahtekarlıkla konferanslar tertip etmek en ileri adımları oldu.

Oysa her metrekaresine zulüm ve ölümün çöreklendiği Suriye coğrafyası yüzyılın en büyük kıyımını yaşamakta idi, Cenevre salonlarında Esed ve ortakları ile oyalanırken salon monşerleri.

İşte bu sahte iyiniyet girişimlerinin sürdüğü kara günlerde hemen her cephede yükün en ağırını omuzlayan ve hesapsız ‘lebbeyk’ diyen bir grubun adı idi; Nusret Cephesi

Suriye’yi ve sahayı bilen her namuskarın hakkını teslim edeceği Nusra Cephesi geçtiğimiz günlerde Türk Hükümeti tarafından Terör listesine dahil edildi.

Abdullah Öcalan gibi bir terör abidesinden demokrat barış elçisi türetmeye çalışan Türkiye’li yetkililer, zulme karşı hayatını pervasızca feda eden insanların oluşturduğu bir grubu ise Terörist görmekte sakınca görmedi.

Elbette siyaset simsarları tüm bu olup bitenleri bir yığın diplomasi aforizması ile açıklayacaklar.

Gerçek değeri olmayan sanal üretimlerle milyonları avutmanın Suriye’li mazlumlara hiç bir faydası olmayacağı çok açık.

Gelelim Nusra cephesinin teröristliğine

Acaba kabinede kaç bakan Suriye’ de yaşanan drama dair gerçek malumat sahibi

Hangi veriler ışığında Suriye Cephesinin en gözüpek ve operasyonel savaş gücünü ‘ terörist’ ilan ettiler ?

Kendi topraklarımızda halk ve hükümet düzeyinde sergilenen misafirperlik artı hanemizde yeri korurken Suriye’nin içerisinde cereyan eden gerçeklikten haberdar olunmadığı ortadadır.

Nedenmi ?

Sebebi çok basit.

Çünkü, Cephetun Nusra; hiç bir Suriye vatandaşının canına, malına, hayat biçimine müdahele etmeden, Şam ehlinin küfürden azade bir hayat sürmesi adına yapılabilecek her şeyi sahada gerçeğe dönüştürmekteydi.

Suriye’de bir çok bölgede savaşı yerinde görme şansı yakalayan bir gazeteci olarak hiç bir Suriye’li den duymadığım rahatsızlığın ABD, Suudi Arabistan tarafından duyulması manidar idi. Lakin, topyekun bir karşı duruşla, Esed ve onun zulüm düzeni karşısında mevzilenen Türkiye Hükümetinin de bu koroya katılması şaşırtıcı idi.

Olayların arka planına gelince:

Öncelikle sürecin fitilini ateşleyen gelişme, Suriye Muhalif ve Devrimci Ulusal Güçler Koalisyonunun Başkanı Ahmet Carba’nın ABD ve bazı Avrupa ülkelerini ziyareti oldu.

Suudi Arabistan etkisinin güçlü olduğu SMDK, savaşın kaderinin ABD ve Avrupalı güç odakları tarafından çizileceğine tamamen öteden beri inanmış durumda.

Katar ve Türkiye çizgisine yakın duran, Suriye Geçici Hükümetinin politik tavrı ise sahadan ümidi kesmeden dış destek arayışının sürmesi yönünde.

Tamda bu noktada, ısmarlama teori uzmanları ve İran-Rusya-Çin muhipleri ile iflah olmaz Kemalistlerin imal ettiği, Abd ve sair emperyalistlerkışkırttı ve muhalifler bu işe girişti tezinin çöktüğünüde görmemiz gerekiyor.

İrancı ve Baas sever muhitin militanları halen ve yeni komplolar üretmeyi sürdürsede, ölen yarım milyon insana rağmen kılı kıpırdamayan uluslararası güçler, Suriye Halkının değil, Kan içici Esed ve onun cürum ortaklarının has destekçileri oldular.

Ancak öyle görülüyor ki bu kirli ittifakı katliamseverlikten kimseler alıkoyamaycak.

Onlar bu alçaklığı hayasızca sürdürecekler.

Nusra Cephesini Terörist ilan etmekte tereddüt etmeyen Türkiyeli siyasetçilere ise tavsiyem yürekleri yetiyorsa Deir ez Zor’da veya Halep’ in Biriç-Heylan cephesinde döne döne vuruşan müslüman gençler hangi gruptan gidip görsünler. Dahada cesur iseler Humus kırsalında veya Dera’da Hama’da Kuneytra’da ve İsrail sınırında hergün onlarcası toprağa düşenlerin hangi askeri birliğe ait olduğuna baksınlar.

Ve hatta Çobanbey çevresinde nöbet tutan ve IŞİD tehlikesinin büyümesine engel olanlar kimler sorsunlar.?

Bunları dile getirirken amacım diğer mücahitlerin aziz mücadelesini perdelemek değil amacım. Lakin Esed’i perişan eden etkenlerin başında, Nusra Cephesinin gözüpek operasyonları ve korkusuz yiğitlerin ölümü hiçe sayan aşkları ve şevkleri yatmaktadır.

Nusra cephesi geride kalan 3 yılda halkla olduğu kadar farklı mücahit gruplarla da son derece iyi ilişkiler içerisinde oldu. Ancak son bir kaç içerisinde başta Eski Genelkurmay Başkanı Selim İdris yönetimindeki Hareketi Hazm olmak üzere Cemal Maruf liderliğindeki Suriye Devrim Cephesi ve Halid Hayyani ye bağlı Bedir Şehitleri Tugayı gibi Laik tondansta grupların Nusra cephesini tasviye operasyonunda kullanılacağı yönünde.

Suriye’ nin sahip olduğu dinamiklerle özgürlüğüne yeniden kavuşması konusunda ümitvar olmayanların daha komplike angajmanlara girebileceğide dillendiriliyor.

Türkiye’de onlarca insanın katline sebep olan Reyhanlı ve Banyas Kasabı Mihraç Ural’ın Mukaveme Suriye’si konusunda dahi bişey yapamayan Hükümetin Esed diktasına son vermekte en güçlü müttefiki durumundaki Nusra Cephesine terör yaftası yapıştırma hatası mahşeri vicdanları sızlatan bir gelişme oldu.Direniş süresince doğru yerde duran Erdoğan Hükümeti Mavi Marmara ve benzeri konularda sergilediği dik duruşu bu konuda neden sergileyemedi bilinmez ancak bu kararla birlikte atılacak yanlış adımlardan en büyük zararı yine Türkiye görecektir. Duamız bu hatadan bir an önce dönülmesi ve istikbarın dayatmaları yerine mazlumların yardımcılarının yüreklendirilmesi yönündedir.

Hizbullah, Ebul fadl Abbas, Kudüs Tugayları gibi onbinlerce paralı askerin karıştığı katliamlara rağmen kimselerin terör listesine girmemesi ise olayın bir diğer trajik yönü.

Adı üzerinde yardımı ve kardeşliği Şam toprakalrında hakim kılmak ve Şer-i düzenin esenliğinde bir Suriye’nin ikamesi için çalışan mücahidler, ümmetin gönlünde ve dualarında daim olacaktır.

(ISLAHHABER.NET)

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum