1. YAZARLAR

  2. Tamer Korkmaz

  3. Neyin işareti?
Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Neyin işareti?

A+A-

Eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür “Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için Perinçek grubunun faaliyetlerinin ortaya çıkarılması gerekir” diyor.

Sabah'a konuşan Eymür, bakınız nasıl bir Doğu Perinçek portresi çiziyor:

“-Perinçek grubu devlete karşı olan her şeyin yanında yer aldı...

Bizim mücadele ettiğimiz casuslara, kaçakçılara sahip çıktılar.

Amerikan aleyhtarı gözükürler ama Sabahattin Savaşman'a Turan Çağlar'a sahip çıkanlar da bunlardır.

Savaşman, yabancılara belge verirken suçüstü yakalandı.

ABD ve İngiltere hesabına casusluktan hüküm giymişti.

Savaşman yakalandı, Doğu Perinçek ona sahip çıktı, onu savundu...”

*

“Ergenekon'un arşivcisi” Tuncay Güney'in sekiz yıl önce polisteki sorgusunda Doğu Perinçek için söylediklerini hatırlayalım:

“Doğu Perinçek aslında ABD ile savaşan biri değil...

NATO'nun adamı olduğuna inanıyorum.

Türkiye'deki askerlerin içindeki Amerikancı kesimle birlikte olduğunu düşünüyorum.”

*

Günümüzün Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek'in bir “dezenformasyon misyoneri” olduğunu, yıllanmış “ABD-NATO karşıtı” söyleminin “kamuflaj” amacı taşıdığını daha önce anlatmıştım.

İşçi Partisi Genel Merkezi'nde asılı pankartta “Ergenekon Yalanı, Amerikan Planı” diye yazıyor.

Perinçek gurubunun, kamuoyunu “ters köşe”ye yatırmak için ürettiği bir illüzyon numarasıdır, bu slogan...

“Dezenformasyon” sözcüğü ile Doğu Perinçek'in İşçi Partisi ve Aydınlık dergisi neredeyse eş anlamlı hale gelmişlerdir.

*

Türkiye'de Ergenekon operasyonunu ABD'nin yaptırdığına dair “kirli propaganda” yapanlar az değil...

Böyle bir propagandanın etkisinde kalarak, yaşadığımız olayların arka planı hakkında kesin bir biçimde yanılanlara rastlıyoruz.

Ergenekon örgütünün üzerine gidilmesini destekledikleri halde kimi “yanlış bilgilendirmeler”in tesiriyle hadiselerin temelini yanlış okuyanlar da var.

*

Mesela, 2003-2004 dönemindeki darbe girişimlerini berhava eden Hilmi Özkök'e yönelik geçmişteki bir suikast girişimini “CIA'in haber verdiğini” iddia eden haberler çıkmıştı, iki yıl kadar önce...

“Darbe girişimlerini önleyen Org. Hilmi Özkök'ü suikast konusunda uyaran ABD ise” netice itibarıyla “Ergenekon örgütünün üzerine giden gücün de ABD olduğuna” inanmanızı kolaylaştırmaya yarar, böyle dezenformasyonlar!

Böylelikle Ergenekon'la ilgili en temel konuda fena halde yanılmış olursunuz.

*

Türkiye'de darbe süreçleri, kategorik olarak ABD-NATO patentlidir. Siyasi tarihimiz bu gerçeğin sayısız kanıtıyla doludur.

2003-2004 döneminde darbe hazırlıklarını organize edenler “ABD karşıtı”nı oynayan fakat ABD-NATO çizgisinde yer aldıkları kesin olan kimi paşalardı.

Devlet içindeki güç mücadelesinin kıyasıya yaşandığı ve Statüko'nun yıllanmış gücünü yitirmeye başladığı o dönemde Hilmi Özkök darbeci cepheyi durdurmuştu.

Bunu yaparken elbette tek başına değildi.

*

Tezkerenin reddedilmesinin ardından, Washington'ın resmi açıklamalar dahil kimi sorumlu tuttuğunu hatırlayınız:

Dönemin Genelkurmay Başkanı'nı yani Org.Özkök'ü!

Özkök'ü yıpratmayı hedefleyen “Genç Subaylar Tedirgin” kampanyası (Mustafa Balbay imzalı Cumhuriyet manşeti) tezkerenin reddedilmesinden sadece iki ay sonra başlamıştı.

Özden Örnek Günlükleri'nde anlatılan muhtıra girişimlerinin

2003'ün sonbaharından itibaren palazlandığını da bu resme ekleyelim.

Ergenekon Davası, kısa bir süre önce 'Darbe Günlükleri' dönemini de içine alacak şekilde gelişti. Ardından, Hilmi Özkök, Ergenekon savcılarına ifade verdi.

Bütün bu yaşadıklarımız, vaktiyle Türkiye'de Ergenekon örgütünü inşa etmiş olan ABD-NATO için fevkalade kötü haberlerdi, gelişmelerdi.

*

Ergenekon örgütünün üzerine kararlılıkla gidiliyor olması, “Ankara'daki Washington” yapılanmasının tasfiye edildiğinin en önemli göstergelerinden birisidir.

Üç yıldır kimi darbe hazırlıkları deşifre ediliyor.

'Gizli iktidarlarını yitirenler' yeniden gücü ele geçirmek istiyorlar ama başaramıyorlar; başarmaları da mümkün değil.

Son olarak, 'İhanet Belgesi'nin –kısa süre içinde- deşifre edilmesi de...

Kaybedenler Cephesi'nin “hala eskisi gibi etkin olduğunun” değil...

Tersine, iyice güçsüz hale geldiğinin işaretidir.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT