Nevin Bektaş: 21 yıl yetmedi, 10 ay daha gerekiyor

19.02.2011 01:48

Kürşat Bumin

Ertuğrul Mavioğlu'nun (Radikal) 04/12/2010 tarihli yazısını kesip bir yana koymuşum. Mavioğlu, yazısına "21 yıllık hapsi yazdığı kitap nedeniyle yine cezaevinde" başlığını atmış. 52 yaşındaki Nevin Bektaş'ın ("uzatmalar" faslından olsa gerek) bir 10 ay daha cezaevine girmesini değerlendiriyor. Yazının ilk cümleleri şöyle:

"Kadın siyasi tutuklular arasında en uzun süre hapis yatmasıyla tanınan Nevin Bektaş, yine cezaevine atıldı; ama bu kez 'yıkıcı, bölücü örgüt yöneticisi' olmak gibi bir suçtan değil, 21 yıl boyunca cezaevinde başına gelenleri ve hissettiklerini yazdığı için. Bu ülkenin insanları 12 Eylül'ün gadrine uğradığı günlerden bu yana toplam 21 yılınızı hapiste geçirdikten sonra belleğinizde biriktirdiğiniz anılarınızı bir kitapta toplarsanız ne olur? Nevin Bektaş'ın başına gelenler, bu sorunun en isabetli yanıtı."

Mavioğlu'nun yazısını hatırlamamın nedeni ("Bugüne kadar niçin hatırlamadın-hatırlatmadın?" diye öfkelenenler var ise bir şey diyemem, haklıdırlar çünkü.) birkaç gün önce önümüze gelen bir AİHM kararı oldu. AİHM, 15 Şubat tarihli kararıyla, "Hücreler" kitabının yazarı Nevin Bektaş ve yayımcı Elif Çamyar'ın ifade özgürlüğünü engellediği gerekçesiyle Türkiye'yi 15'er bin euro tazminata mahkûm etmiş.

Daha sonra Nevin Bektaş'ın "Merhaba" diye başlayıp "İlgilenmeniz dileğiyle" diye son bulan bir (açık) mektubu ile karşılaştım. "Hukuki durumu" hakkında bilgi verici, sakin bir üslupla kaleme alınmış bir mektup bu. Bektaş, mektubuna "Ben, Nevin Bektaş. İstanbul Bakırköy Hapishanesi'nden yazıyorum size. 'İnancın Sınandığı Zor Mekanlar: Hücreler' kitabımı yazdığım için 10 ay hapis cezası kesildi ve 2 Kasım 2010 tarihinde tutuklandım" diyerek başlıyor.

İsterseniz mektubu bir ara verelim ve yine Bektaş'ın kaleminden sözü edilen "Hücreler" kitabının kısa bir tanımını okuyalım:

"Başımdan geçenler üzerinden bu hücreleri anlatmak istedim. Ortaçağ'ın izbe hücrelerinden hiç farkı olmayan; farelerin, Çukurova yılanlarının mesken tuttuğu, kibritin bile alev almadığı, vıcık vıcık nemli duvarlarıyla küçücük bir hücrede nasıl yaşanır bilinsin istedim. Zorla İstiklal Marşı söyletmek, 'komutanım' dedirtmek, ön ilikletmek, tek tip elbise giydirmek, en basit insani ihtiyaçlarını bile yaptırtmamak, nasıl bir işkencedir bilinsin istedim. En azından bilinenlere bir katkı olsun istedim..."

Bilinsin tabii... Madem ki her sabah "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!" diye haykırıyoruz, bilinmesi gerekir...

(Yeri gelmişken: Nevin Bektaş'ın kısa kestiği "Hücreler"in daha etraflıca bilinmesi açısından, genel yayın yönetmenliğini arkadaşımız Yılmaz Ensaroğlu'nun üstlendiği "Diyalog" dergisinin Eylül sayısında "İşkence Uygulamaları" başlığı altında aydınlatıcı bir bölüm yer alıyor.)

Peki, bugüne kadar toplam 21 yılını cezaevinde geçirmiş olan Nevin Bektaş'ı 2 Kasım 2010 tarihinde tekrar cezaevine gönderen "Hücreler" kitabı ne zaman yayınlandı? İnanmayacaksınız belki ama tam 11 yıl önce! Demek ki, bu ülkede "toplum"u bilmem ama "devlet"in "hafızası"nın saat gibi çalıştığını söyleyebiliriz. 2000 yılı başında yayınlanan kitap bir hafta sonra toplatılmış, yazarı ve yayıncısına dava açılıp 4 yıl ceza kesilmiş ancak yasa değişikliğinden dolayı infaz durdurulmuş. Bu arada "örgüt üyeliği ve bazı ek davalar nedeniyle" 1995'te tekrar cezaevine giren (öncesinde 1983-1991 arasında geçen mahkûmiyet yıllarını unutmuyoruz) Bektaş, 2007'de tahliye olmuş. Burada açık mektupta yer alıp da atlanmaması gereken önemli bir bilgi de şu: "Avukatım, tahliye edilmem için uğraşırken yaklaşık altı yıl kadar da fazla yatırıldığımı açığa çıkardı. Bu fazlalık yanlışlıkla olmuş!"

Mesele kapandı sanıyorsunuz yanılıyorsunuz; devlet işin peşini tabii ki bırakmıyor, 21 yıl yatmakla bu iş biter mi?

Nevin Bektaş: "Kitap davası, 2007'de ben tahliye olduktan sonra yeniden görüldü. Ve 10 ay hapis cezası geldi. Avukatım, bu sürenin, fazladan yatırıldığım altı yıllık süreden düşülmesi için savcılığa başvurdu. Savcılık fazladan yatırıldığım süreyi incelemekteydi ve resmi kanallardan bazı eksik evraklar gelmesini beklemekteydi. Savcılığın dosya inceleme sürece bitmemişken tutuklama kararını çıkartmış olması ve beni adresini bildikleri evimin kapısından almaları oldukça anlamlı."

Mektubun son cümlesi de şöyle: "Düşüncenin suç olmadığına dair ve 12 Eylül işkencehanelerinde ne çok haksızlık yapıldığı üzerine çokça konuşulduğu bir dönemde, bunları anlatan kitabım nedeniyle ceza verilmiş olması ve apar topar yeniden tutuklanmam, bana göre ikiyüzlü bir politika yürütüldüğünün göstergesi. İlgilenmeniz dileğiyle..."

Şu notu da ekleyeyim: Nevin Bektaş, "hukuki durumu" hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenlere avukatı İnayet Aksu'nun telefon numarasını da veriyordu. Dolayısıyla "hukuki durumu" hakkında Aksu'dan da bilgi aldım. Bu arada Aksu'ya, karşılaştığım bazı yazılarda Bektaş'ın önceki mahkûmiyetlerine "örgüt üyeliği" ve "üzerinde patlayıcı ve silah bulundurmak" suçlarının neden olduğunu okuduğumu hatırlatarak bu konuya ilişkin fikrini sordum. Aksu, Bektaş'ın eski dosyalarını bilmediğini ama müvekkilinin her zaman bu suçlamaları reddettiğini söyledi.

Yazıyı Kant'tan bir alıntıyla bitirelim: "Eğer adalet yok olursa, insanların yeryüzünde yaşıyor olmasının bir değeri kalmaz."

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim