1. YAZARLAR

  2. Kürşat Bumin

  3. Neler oluyor?
Kürşat Bumin

Kürşat Bumin

Yazarın Tüm Yazıları >

Neler oluyor?

A+A-

Bilmiyorum doğrusu, belki siz de Ergenekon merkezli gelişmeleri zorluk çekmeden, olup biteni -hiçbir kuşkuya yer tanımayan biçimde- ülkenin bugüne kadar karşılaşmadığı büyük bir atılımın işaretleri olarak okuyorsunuz.

Yani özetle gelişmeleri büyük bir demokrasi bayramı çerçevesinde büyük bir “sivil sevinç”le izliyorsunuz.

Ben maalesef bu sevinci paylaşamıyorum.

Medyaya dökülen haberleri-yorumları yan yana koyup bunları ilişkilendirmeye koyuldukça gelişmeler arasındaki bağlar (en başta da “nedensellik bağı”) güçleneceği yerde tam tersine daha cılızlaşıyor.

Son gözaltılar sonrası medyaya dökülen haberler ve yorumlara bakıp da, “neler oluyor” diye sormamak imkansız.

Mesela, eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un Fenerbahçe Orduevi'ndeki ofisinde ele geçirildiği söylenen ve bir kısım medya tarafından “kaos planı” olarak vaftiz edilen plan çerçevesinde önümüze getirilenler.

Eruygur'un bayağı ayrıntılı bu planı niçin yazıya döküp ofisinin bir köşesinde sakladığı gibi -zorunlu olarak akla ilk önce gelmesi gereken- soruları bir kenara bırakıyorum. (Belki de “kurmay”lığın bir gereği olarak; belki de “aklımdan çıkmasın” denerek; belki de “ofis basılsın haber olsun” diye düşünülerek...)

Biliyorsunuz, “ele geçtiği” söylenen plan inanılır gibi bir şey değil. Önce yargı mensuplarına suikastlar, sonra (tarihi de saptanmış: 7 Temmuz) “yargıya sahip çık” mitingleri, sonra mitinglerin “kana bulanması”, sonra “Ordu göreve” psikolojisi ve nihayet ordu görev başında ve Sinan Aygün başbakan!

İyi güzel de bu arada bu ülkenin halkı-toplumu nerede, bu planın gerçekleştirilmesi zarfında ne ile meşgul?

İyi güzel de bu arada bu ülkenin devleti nerede, bu planın gerçekleştirilmesi zarfında ne ile meşgul?

Bana göre, hiçbir şeyi açıklamayan bu haber ülkedeki hükümeti ve toplumu büyük bir acz içinde göstererek, gönüllerinden askeri darbe geçenlere hayal kurdurtmaktan başka bir işe yaramaz. Türkiye bu planın yürürlüğe konabileceği bir ülke midir? Bu ülkedeki toplum böyle acayip bir planın figüranı olabilecek derecede kendinden ve dünyadan habersiz midir? Bu ülkedeki hükümet-devlet üç beş katilin-teröristin böyle bir hayale kapılmasını anında engelleyemeyecek kadar zayıf mıdır?

Hükümet (ve Başbakan) tamı tamına meczup işi olan bu “plan”la karşılaşınca ne demiştir acaba? Kendisini son derece aciz, var mı yok mu belli olmayan bir konuma sokan bu plan canını çok sıkmıştır herhalde.

Yasin Doğan, “Kaos çıkarmak kimin haddine?” başlıklı dünkü yazısında hakkında konuştuğumuz plan konusunda -haklı olarak- şöyle yazıyordu:

“Böyle bir yasadışılığa hangi devlet izin verebilir? Hangi hukuk devletinde anayasal düzeni tehdit eden böyle bir kalkışmaya göz yumulabilir?”

Daha açık olsun diye söylemek istediğimi bir de şöyle ifade edeyim: Habercilerin üzerine atladığı söz konusu “plan” eğer gerçekten var ise ve “ele geçti” ise, bunun adı söylendiği gibi bir “darbe planı” değil, olsa olsa “ulusalcılık” yolunda aklını hepten kaçırmış bir (ya da birkaç) emeklinin “terör” planıdır. Bu durumda da sanıkların “darbeci” olarak değil “terörist” olarak yargılanması gerekir.

Haberleri yan yana koyunca, Ergenekon gözaltıları sonucunda bugüne kadar karanlık kalan bütün dosyaların aydınlanma yoluna girdiğini düşünmemek imkansız. Dün bir köşe yazarı “PKK-Ergenekon” ilişkisinin aydınlığa kavuşmasının bile yakın olduğunu müjdeliyordu...

Bu çerçevede benim dikkatimi en çok kendisinden “Sahte Yeşil” olarak söz edilen Osman Gürbüz'ün ortaya çıkarılan suçları oldu. Meğerse gözaltına alınan Gürbüz, yıllardır (1995'ten bu yana) hakkında çok sözler edilen “Gazi olayları”nı kışkırtan ekibin içinde yer alıyormuş. Aynı Gürbüz, biraz önce sözünü ettiğimiz “Kaos Planı”nda halkın üzerine ateş açacak ekibi oluşturmakla da görevliymiş. “Susurluk” olayı ile bağlantısı olduğu da söyleniyor. Malını mülkünü sormuşlar, “Taksim'deki TEB binası benim, kiraya verdim” demiş.

Ne desin şimdi “Gazi olayları”nda polis kurşunlarıyla öldürülen 17 kişinin yakınları?

“Kahvehanelere ateş açarak olayları başlatanlardan birisi nihayet bulundu” diye sevinsinler mi?

AİHM'ne gidip Türkiye'yi mahkûm ettiren bu yakınlar “Üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen faillerden birisi bulundu” diye teselli mi bulsunlar?

Ne münasebet!

Haberlerden öğrendiğimize göre bugüne kadar iki cinayet ve bir tecavüz olayından mahkûm olup cezaevine girip afla dışarı çıkan Gürbüz bugüne kadar polis tarafından tanınmıyor, bilinmiyor muydu? “Yeşil” ile yakınlığı bugün mü keşfedildi? Ne tür ilişkiler içinde olduğu Fenerbahçe Orduevi'ndeki ofiste bulunan plan vasıtasıyla mı anlaşıldı?

Eğer öyle ise, bu ülkenin masum insanları hepten sahipsizmiş demek doğru olmaz mı?

Demek ki, “gözaltılar başladı memleket kurtuldu” iyimserliğine kapılmak için vakit henüz çok erken.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT