1. YAZARLAR

  2. Mehmet Çağdış

  3. Nedir bu Ergenekon?
Mehmet Çağdış

Mehmet Çağdış

Yazarın Tüm Yazıları >

Nedir bu Ergenekon?

A+A-

Millet aylardır “Ergenekon”la yatıp “Lobi”yle kalkıyor.

İn midir cin midir, kim birincidir bilinmiyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, her yorumcu ayrı bir senaryo yazıyor, kimileri biri, ikiyi biliyorum diyor ama iş saymaya gelince taklaya başlıyor. Kahve sohbetlerinden, park muhabbetlerine, entelektüel analizlerden, işyeri lakırdılarına, gazete köşelerinden, tartışma programlarına kadar herkes konuşuyor ama asıl fotoğrafı görmek pek mümkün olamıyor.  

Kimi işi “kontragerilla”ya, “gladyo”ya, kimisi “İttihat ve Terakki”ye dayandırıyor. Lakin ortaya mevcut yapıyı tüm boyutlarıyla dökecek bir vatandaş çıkmıyor. Çoğu 28 Şubat ve sonrası oluşan Türkiye fotoğrafının gazete kupürü niteliğinden öteye geç(e)mese de Ergenekon kitapları çok satılanlar arasında başı çekiyor. Millet bu kitaplara deli gibi saldırdıkça, -paranın tadından olsa gerek- yayınevleri yenilerini art arda piyasaya sürüyor.

Öte yandan olaya daha sakin bir şekilde bakmaya çalışan önemli bir grup da Susurluk, Şemdinli ve diğerleri gibi bunun da üstünün örtüleceğini, sansasyonel operasyonlarla bir bir gözaltına alınıp cezaevine gönderilenlerin hizmetlerine ihtiyaç duyulduğunda kahraman edasıyla salıverileceklerini ileri sürüyorlar.

Tartışmalar irdelendiğinde pazılın önemli parçalarından birinin “kontragerilla” olduğu görülmektedir. Bu konu üzerindeki savlara bakıldığında İtalya ve Avrupa’nın bir çok ülkesinde gladyo denilen yapılanmanın Türkiye’deki ismidir kontragerilla. Komünizm’e karşı oluşturulmuş, gayri nizami harp yapılanmasına göre sivil unsurlarla da takviye edilerek işlevselleştirilmiş gizli bir devlet organı. Yani devletin derin yapılanması.

Kontragerilla’nın bu olduğu noktasında genel olarak bir uzlaşmanın varlığından bahisle “Ergenekon nedir” sorusunu sormanın faydalı olduğu inancını taşımaktayım. Kotragerilla ABD ile yakın işbirliğinin yaşandığı 1950’li yıllara temellenen bir yapılanmaya sahip ise Ergenekon’un -ABD karşıtı olarak- bu yapının tam karşısında bir konum taşıdığı düşünülebilir. Ergenekon’u İttihat ve Terakki’nin devamı olarak ifade eden bunca söz sahibinin iddialarından yola çıkıldığında devletin içerisinde 1950’li yıllara kadar tek derinli bir yapı varken, NATO’cularla birlikte iki başlı bir derinliğin oluştuğu görülmektedir.

Bu iki derinlik devletin sığ noktaları ile kimi tehlike tanımlarında birlikte hareket etme özverisini gösterebilmelerine rağmen, değişen dünya ve Türkiye konjönktürü çerçevesinde varolma savaşına girmişlerdir. Uzunca bir süredir devam eden soğuk savaş “AK Parti iktidarının devam mı tamam mı” tartışmasıyla sıcak çatışmaya taşınmıştır. Danıştay saldırısı ile birlikte Başbakan Erdoğan ve ekibinin işin üzerine gitmesi, kendilerine karşı yapılacak darbelere karşı hareket içerisine girmeleri ve bu noktada uluslararası çevrelerin desteğinden aldıkları cesaretle Ergenekon’un “Lobi”si (sivil unsurlar) tasfiye sürecine sokulmuştur. Gözaltılar ve oluşan tablo göz önüne alındığında askeri kanada dokunul(a)mamıştır.

Ulusalcı ve sol bir yapılanma üzerine tezgah açan, TC’nin kuruluş felsefesine sıkı sıkıya bağlı olan Ergenekon’un bu kanadının Refah Partisi iktidarı ve 28 Şubat süreci ile çok boyutluluk arz eden bir yapıya kavuşturulduğu gözlemlenmektedir. Bu süreçte ülkücü, İslamcı, liberal grupların içerisine adam sokma ve adam kullanma tarzı organizasyonların altına imza atan örgütün ANASOL-M hükümeti döneminde de belirli amaçlar için çalışmasına rağmen ani seçim kararı ve ardından gelen AK Parti patlaması ile kısa bir şaşkınlık dönemine girdiği söylenebilir.

Dünyanın dengelerini elinde bulundurmayı misyon edinen ve bu yolla servetlerini artıran; dünya bekçisi sermayedarların ve bunların emrindeki siyasetçilerin desteklerini arkasına alan AK Parti iktidarının ikinci yılından itibaren hücrelerini kodlayan Ergenekon’un yeni bir lobi ile faaliyete geçtiği ve darbe şartlarını oluşturmak için çok boyutlu eylemlerin altına imza attığı görülmektedir. Gerek 28 Şubat öncesi, gerekse de sonrasında milliyetçi, millici, ulusalcı ve bu hastalıkları bünyesinde barındıran ama kendisini İslamcı tanımlaması içerisine yamayan kişi ve gruplar eliyle organizasyonunu sürdürmeyi yeğleyen Ergenekon devletin tüm imkanlarını rahatlıkla kullanabilmektedir.

Özetleyecek olursak; devam eden savaşta NATO’cu ekip geniş halk desteğiyle ikinci kez iktidara gelen AKP ile örtüşen –ülkenin dışa açılması, ticaretin serbestleştirilmesi, dünya ile entegrasyon vb- hedeflerini göz önünde bulundurarak şimdilik bu partiye sahip çıkmakta, bu işbirliği ile de devletin ebed müddet sahiplerini zayıflatarak tek derinli bir yapıyı oluşturmaya çalışmaktadır. Bu noktada Deniz Baykal ve çevresinin sürekli olarak “AK Parti kendi derin devletini oluşturuyor” yakınmaları manidardır.

Bu mücadelede NATO ekibi gerçekleşmiş –faili önemsiz- olayları (suikast, faili meçhul, bombalama vs) Ergenekon-Lobi’nin üzerine yıkarak, hem rakiplerini zayıflatma, hem de kendilerini aklama yoluna gitmektedir. Susanların ve konuşanların (asker/sivil) rengine bakarak tarafları ayırt etmek mümkün gözükmektedir.

Bol senaryolu, ortaya karışık bir Türkiye fotoğrafı Ergenekon meselesi. Bu denli çok senaryonun olduğu bir ortamda yukarıdaki satırlarda çokluklardan birçokluk değerindedir. Lakin her bir senaryonun gerçekleri bünyesinde barındırması gibi hepten gerçek olması da mümkündür. Önümüzdeki günlerde -eğer mümkün olursa- Ergenekon-Lobi’nin de NATO’cuların da gerçek netlikleri ortaya dökülene değin Türkiye’de kimin eli kimin cebinde yazılarının yazılmaya devam edeceği, konuşmalarda bu konuların başatlığını sürdüreceği ve iddiaların ardının kesilmeyeceği tek gerçektir.

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum