Cevher İlhan

Cevher İlhan

Yazarın Tüm Yazıları >

Neden?

A+A-

Vahşete dönüşen Gazze saldırısı, Türkiye’nin gündemini de kapattı. Türkiye birçok meselesini tartışamadı.

Başta “finansal” olarak lanse edilen ekonomik krizin, başdöndüren iç ve dış borç yükü ortasında içten çıkarmalarla pahalılık, yoksullaşma ve işsizlik oranlarının tırmanmasının analizi yapılamadı. Türkiye’de ekonominin, bir anlamda hükümetin baştan beri “Bizi teğet geçer” dediği ve girişiyle geçiştireceğini zannettiği, yıllardır “sıcak para”ya odaklanan yanlışın ceremesini çekmeye sürüklenmesinin değerlendirmesi yapılmadı.

Yeni enflasyon rakamları, düşen ihracat ve ekonomik krizin tırmandığı uçurum doğru dürüst konuşulamadı. Yeni bütçenin ne kadarının yatırıma ayrıldığı hesabı yapılmadı. Hükümetin baştan beri ağırdan ağırdan aldığı, takip ettiği kırılgan politikalarla sonunda dayattığı şartlarını kabul ettiği IMF ile “stand by anlaşması”nın akıbeti ele alınmadı.

Diğer yandan “vakfa” dönüşen, lâkin aynı “işlevi devam edeceği” açıklanan Macar asıllı uluslar arası Amerikalı Yahudi spekülatörü George Soros’un desteklediği Açık Toplum Enstitüsü ile Boğaziçi Üniversitesinin ortaklaşa düzenledikleri, “Türkiye’de farklı olmak” başlıklı “araştırma”nın dindarları karalama kampanyasıyla Türkiye’deki “farklılıkları tahrik” edip etmediği hususu üzerinde yeterince tartışılmadı.

“ORTADOĞU TURU” DIŞINDA BİR “YAPTIRIM” YOK MU?

Bu arada “Amerikan çıkarlarına yaptığı hizmetten dolayı” Amerika’daki Yahudi lobisinden “ödüller” alan kalemşörlerin yazdığı gazetelerin ve televizyonların, İsrail’in yaptığı vahşeti görmezden gelip Filistin halkının seçtiği HAMAS’a atfen bütün Filistinlilere saygısızlığı dikkat çekici.

İsrail’in yarım asrı aşkındır sürdürdüğü soykırımla binlerce Filistinliyi katletmesi bir yana, en son Gazze’de çoğu çocuk ve kadın 550’yi aşan sivilin öldürülmesi ve önemli bir bölümü ağır olmak üzere ikibin üçyüzden fazla insanın yaralanması trajedisini alaya alan medyanın, “HAMAS lideri dört karısıyla ve çocuklarıyla öldürüldü!” manşetleriyle, hâlâ Siyonist emellere hizmet eden ve katliâmı hafife alıp magazinleştiren yayınları, sırıtan vahşetin içyüzünü deşifre ediyor.

Bütün bunlar, önümüzdeki dönemde şüphesiz ele alınacak. Keza Türkiye’yi yanlış yönlendirmelerle kıskaca alan, iki milyona yakın insanın katledildiği Müslüman komşu Irak’ın işgal ve istilâsına verilen askerî ve lojistik desteğin hesabı elbette sorulacak.

AKP hükümetinin onlarca havaalanını, deniz limanını Amerikan askerlerinin her türlü savaş malzemesi ve mühimmatın nakil ve dağıtımı için çıkardığı “destek hamûlesi”yle, İncirlik Üssü’nden binlerce sorti yapan Amerikan savaş uçaklarının Irak şehir ve köylerine yaptığı saldırıların akıbeti tek tek araştırılacak.

Ancak İsrail’in hiçbir insanî değere ve uluslar arası hukuka sığmayan bir zulüm ve gaddarlıkla havadan, denizden, karadan kuşatma altına alıp füze, top ve tanklarla saldırdığı Gazze’deki vahşeti hafife alan Türkiye’deki “bir kısım medya”nın durumu, gerçekten insanın kanını donduruyor.

Ne var ki İsrail’in Gazze saldırısına karşı da Başbakan’ın “Ortadoğu turu” dışında siyasî iktidar hiçbir tavır koyamadı. Ortalıkta gözüken AKP hükûmeti de hiçbir yaptırımda bulunmuş değil. Başbakan beylik lâflarla “veryansın” ediyor, sadece kınıyor. Dışişleri Bakanı, hâlâ İsrail’le iyi ilişkiler peşinde, “bir parça gayret arttırma”dan öte birşey söylemiyor.

Görünen o ki İsrail’in Gazze’den çıkması, yine İsrail’in insafına bırakılmış. BM daha gündemine alıp almama tartışması yaparken, Arap Birliği toplanma kararı bile almış değil. Başbakan’ın İsrail’le komşu ülkeler turundan da birşey çıkmış değil…

AKP, HÂLÂ İSRAİL’LE “İYİ İLİŞKİLER” PEŞİNDE Mİ?

Ancak en acıklısı, onca görüşmeden sonra meseleyi BM’ye havale eden Başbakan’ın, cümleleri arasında İsrail’i bir tek “orantısız güç kullanmak”la suçlaması. Hâlâ meseleyi “orantılı güç kullanılması”yla izâh etmesi.

Şu hale bakın; evlerinde aç - susuz bombaların geçmesini bekleyen, “toplama kampı”na dönüştüren sivil Gazze halkıyla “orantılı güç” mukayesesi yapılıyor. Sahi mâsum çocukların, kadınların, hangi gücü var ki “orantılı güç”ten bahsediliyor?

Gazze’ye giren İsrail tankları, caddelerden, camilerden, ilkokullardan sonra hastaneleri, ambulansları ve evleri hedef alıyor. Son günde 10’a yakın aile tümüyle tank ateşiyle öldürüldü…

Peki AKP siyasî iktidarının bütün yapacağı bundan mı ibaret? Milletvekillerinin “İsrail Dostluk Grubu”ndan istifaları neyi halledecek; İsrail’in vahşetini durdurabilecek mi?

Başbakan ikide bir “kınayacağı”na hiçbir işe yaramayan “yakınmalar”la, neticesiz “diplomasi”yle geçiştireceğine, neden ciddî bir yaptırım uygulamıyor?

Ankara, “silâh ve istihbarat sistemleri alımı” ihâlesi dahil, neden askerî anlaşmaları, savunma sanayii işbirliklerini evvelemirde iptal etmiyor? Niçin âcilen Konya ovası üzerindeki İsrail savaş uçaklarının eğitim uçuşuna son vermiyor? Niçin ekonomik mutâbakatları askıya almıyor?

Neden Telaviv’deki İsrail Büyükelçisini derhal geri çekmiyor; “Saldırıdan önce Türkiye’ye bilgi vermek mecburiyetinde değiliz” diyen İsrail Büyükelçisi ve konsoloslarını geri göndermiyor?

AKP hükûmeti, hâlâ son Gazze saldırısında olduğu gibi tam gaz destek verdiği İsrail’in hâmisi “stratejik müttefiki” ABD hatırına İsrail’le “iyi ilişkiler” peşinde mi? Neden İsrail’e bir yaptırımı göze almıyor?

Neden?..

YENİ ASYA

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum