1. HABERLER

  2. HABER

  3. "Ne Zaman Sıkışsalar Meşruiyet Tartışması Başlıyor"
"Ne Zaman Sıkışsalar Meşruiyet Tartışması Başlıyor"

"Ne Zaman Sıkışsalar Meşruiyet Tartışması Başlıyor"

Elif Çakır'ın sunduğu Söz Bitmeden programına gazeteci Gülay Göktürk konuk oldu. Göktürk Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığını ve gündeme dair sıcak gelişmeleri değerlendirdi.

A+A-

Elif Çakır'ın "Çatı adayı Ekmeledidin İhsanoğlu’nu nasıl karşıladınız? Nasıl değerlendirdiniz?" sorusuna Gülay Göktürk şunları söyledi:

EKMELEDDİN BEY İÇİN TALİHSİZLİK

"Ekmeleddin Bey için talihsizlik olarak görüyorum bunu. Esas sorumluluk onun değil tabii ki, MHP ve CHP’nin. Bu seçimin karakterini ve temel niteliğini kavramamakta veya kabul etmemekte direnmesinin sonucu olarak yanlış bir aday çıkartılarını düşünüyorum.  Kendisi değerli bir insan, okuduğumuz bildiğimiz kadarıyla."

BU SEÇİMDE EŞİTSİZLİK VAR

Bir anlamda 12 senedir bu ülkede Başbakanlık yapmış bir insanın siyasete bundan sonra farklı bir makamda devam etmesi ve Cumhurbaşkanlığının artık esas itibariyle bürokrat bir noter değil, aktif bir siyasetçi olacağı bir seçim olacak. Ne var ki gösterilen aday bu profile hiçbir şekilde uyan bir aday değil! Dolayısıyla bunu büyük bir şanssızlık olarak görüyorum. Eğer eşit olmayan bir seçimden bahsedeceksek, esas eşitsizlik buradan geliyor.

İHSANOĞLU’NUN KİTLELERE SÖYLEYECEK BİR ŞEYİ YOK

Sayın İhsanoğlu’nun kitlelerin karşısına çıkıp oy isteyeceği, aman söyleyebileceği bir şeyi yok. Bir televizyon programında her “huzur, huzur, huzur” dedi. Huzur, kötü bir şey değildir, herkes huzur ister. Türkiye’nin dinamik nüfus yapısının gelişen, büyüyen ve gözü yükseklerde olan Türkiye’nin huzurdan çok daha ötesine ihtiyacı var.

Rakibi ne diyor? "Başbakanla birlikte Türkiye’yi uçuracağım" diyen bir aday var, öbür tarafta"huzur olsun yeter" diyen bir Cumhurbaşkanı adayı var.

BU KADAR ŞEYE KAFA YORACAKLARINA…

Elif Çakır, “şöyle söylüyorlar; birinci turda Sayın Demirtaş elenir, ikinci tura İhsanoğlu ile Başbakan kalır. Hatta şunu dillendirenler var; o zaman İhsanoğlu da ikinci turda adaylıktan çekilirse Başbakan Erdoğan tek kalır, o zaman referanduma gidilir” sözlerinin üzerine Gülay Göktürk, “yapılan hesap kitaplara bu kadar kafa yorulacağına, acaba daha iyi aday kimi bulabilirdik diye kafa yorsalardı” dedi. Göktürk konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

 “Bu tip mühendisliklerle, bu tip kaçamak yollara kaçarak ya da mızıkçılıklarla bu işin çözülmediğini göstermiş olması lazım. 367 dertlere çare oldu mu? Olmadı. Şimdi de bir takım hesap kitaplar yapılıyor olabilir. Ne olur o zaman peki? Referanduma gider, referandumda seçilir. Ne var bunda. Bunlar çözüm değil, siz güçlemeye bakın, siz halkı kazanmaya bakın. Bu kadar şeye kafa yoracağınıza acaba daha iyi aday kimi bulabilirdik diye kafa yorsaydınız daha iyi olurdu.”

BAŞBAKAN İSTİFA ETTİ DİYE BAŞARISI YOK MU SAYILACAK?

Cumhurbaşkanı seçimi için “adayların eşit yarışmadığı” yönünde yapılan eleştirilere Gülay Göktürk, yorumları şu şekilde oldu:

 “Efendim eşit şartlar altında yarışılmıyormuş. ‘Nasıl eşit değil’ dediğinize söylenen şeyler şunlar; bir tanesinde bir Başbakan kimliğiyle yarışıyor, öbürü sıradan bir vatandaş olarak. Şimdi siz zannediyor musunuz ki; Başbakan bugün istifa etse, Başbakan titri taşımadığı zaman 12 senelik Başbakanlık başarısını unutacak mı millet? İstifa etmiş olsa ne olur, etmemiş olsa ne olur? Başbakan Başbakandır ve 12 yıllık başarıyı arkasına takmış yarışıyor. Siz bugün istifa etti diye o başarıyı yok mu sayacaksınız, ya da kitleler görmeyecekler mi?

- Başbakan’ın siyasi referansı varsa bu Başbakan’ın kabahati mi?

Birincisi; Başbakan olmak dediğiniz şeyin artısı bir siyasi referansı olmasıdır. Ekmeleddin Bey’in siyasi bir referansı yoksa, Başbakan’ın varsa bu Başbakan’ın kabahati midir? 

- Hangi mali eşitsizlikten bahsediyorsunuz?..

İkincisi diyorlar ki; “mali imkanlar açısından.” Şimdi Erdoğan’ın arkasında AK Parti duruyorsa, onun da arkasında iki tane büyük parti duruyor ve hep söyledikleri gibi “yüzde 50’yi temsil ediyor Erdoğan”, öbür yüzde 50’yi de o zaman siz harekete geçirin. Sizin de bağışçınız var, sizin de destekçiniz var. Hangi mali eşitsizlikten bahsediyorsunuz?..

- Muhalif olduğu halde Erdoğan’a daha fazla yer ayırıyorsa bu Erdoğan’ın mı kabahati?

En önemlisi de; “basında çok yer alıyor, hergün konuşuyor, hergün demeci çıkıyor. Ekmeleddin Bey o kadar yer almıyor. Çok büyük bir eşitsizlik.” Velev ki daha az ayrılsın. Şuanda baktığınıza zaman Türkiye’de iktidarı destekleyen basın yayın organlarının sayısı ve tirajıyla, karşı muhalefet edenlerin sayısı ve tirajının ya yarı yarıyadır ya da muhalifler daha fazladır. Böyle bir tablo çıkıyor karşımıza. Dolayısıyla bu anlamda bir eşitsizlik yok.

Eğer muhalif olanlar da Erdoğan’ın haberlerini daha çok veriyorlarsa bunu gazetecilik gereği yapıyorlar. Onun söylediği daha ilginçse, onun ne yaptığını halk daha çok merak ettiği için, esas onu izlemek istediği için onu daha çok vermek zorunda kalıyorlarsa buna kim ne yapabilir ki? Onun yaptığı bir davranış haber oluyorsa, söylediği bir şey varsa, bu söylediğini kitleler okumak istiyorsa veya dinlemek istiyorsa ve sen muhalif olduğun halde ona daha fazla yer ayırıyorsan bu Erdoğan’ın kabahati değil. Bu haber alamıyan, yada söyledikleriyle ilgi çekemeyen veya doğrusunu isterseniz durumu biraz umutsuz vaka olarak görüldüğü için Erdoğan kadar ilgi çekemeyen adayın kabahatidir. Onun da kabahati değildir, onu oraya getiren partilerin kabahatidir.”

BİR EŞİTSİZLİK VAR VE BU İHSANOĞLU’NU ERDOĞAN’IN KARŞISINA GETİRENLERİN KABAHATİ

Ortada bir eşitsizlik olduğunu kabul eden Gülay Göktürk, bu eşitsizliğin Erdoğan’dan kaynaklı olmadığını, İhsanoğlu’ndan da kaynaklanmadığını, İhsanoğlu’nu Erdoğan’ın karşısına çıkaranların kabahati olduğunu belirtti.

 “Evet, bir eşitsizlik var. Ama bu eşitsizlik adayların nitelikleri ve güçleri arasında bir eşitsizlik. Ve bu eşitsizlik ne yazık ki Sayın İhsanoğlu’nun kabahati değil, onu oraya, Erdoğan’ın karşısına getirenlerin kabahati.”

NE ZAMAN SIKIŞSALAR MEŞRUİYET TARTIŞMASI BAŞLIYOR

Elif Çakır’ın ““Başbakan Erdoğan’ın mutlak surette istifa etmesi gerektiği” söyleniyor. Oysa ki yasalara baktığınız zaman ona engel olan bir şey yok. Neden böyle bir şey dillendiriliyor?” Sorusuna Gülay Göktürk şimdiden kaybedileceğinin ilan etmek olduğunu, yenileceğini bilenlerin seçime gölge düşürmek istediklerini söyledi. Göktürk, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

 “Şimdi meşruiyet tartışması açıyorlar. Dikkat ederseniz ne zaman sıkışsalar meşruiyet tartışması açıyor. Hatırlar mısınız 30 Mart seçimlerinde sandıklar açıldı, daha bir-iki saat oldu“elektrikler söndü, oylar kaçırıldı” vaveylası koptu. “Seçime şaibe düştü, meşruiyeti kayboldu.”Yani, aslında bilek gücüyle yenemediği her seçimde böyle bir “acaba meşruiyetine şaibe düşürebilir miyim, böylece yenilgimi gizleyebilir miyim” çabası geliyor. Bunu kazanacağını bilen bir aday daha şimdiden seçime meşruiyetine leke düşürmek istemez öyle değil mi? “Bu meşru bir seçimdi, ben kazandım” diyecek çünkü kazanırsa. Ama yenileceğini baştan bilen bir insanda daha şimdiden seçimin meşruiyetine leke düşürmeye çalışır. Yapılmak istenen bu ama bunların faydası yok.”

YEREL SEÇİMLERDE DE AYNISINI YAPTILAR

O konuda da çok fazla yüzeysel ve biraz karikatür bir tutum oluyor. Aynı şeyi yerel seçimlerde de yaptılar biliyorsunuz. Mansur Yavaş'ı Ankara'ya aday yaptılar. Şimdi de sırf dindar bir kimliği olduğu için sanki AK Parti'den oy alabilecekmiş gibi bir hesap yapıldı. 

İNSANLAR ERDOĞAN'A DİNDAR DİYE OY VERMİYOR

Öncelikle şu yanlışı düzeltmek istiyorum; insanlar Erdoğan'a dindar diye oy vermiyorlar. Dine militan bir şekilde karşı çıkmış birine elbette oy vermezler. Din düşmanı olmasın yeter. Erdoğan'dan çok daha dindar insanlar vardır. Belki AK Parti içinde de daha dindar olanlar vardır. 

AK PARTİ TABANINI KÜÇÜMSEYEN BİR SEÇİM

Aslında ille de dindar olması gerekmezdi. Demokrat olması yeterdi. Dine bakışı da, başka meselelere bakışı da demokrat ama önemli olan umut vermesiydi. Türkiye halkı önünü açık görmek istiyor. Özellikle 90 yıldır dışlanan kesimler eşit vatandaş olmak istiyor. Zenginleşmek, özgürleşmek ve daha çağdaş bir ülkede yaşamak istiyor. Tabi ki din ve ibadet özgürlüğünü de sonuna kadar kullanmak istiyor. Bu ihtiyacı gören ve bu ihtyaca cevap verebilecek, kamuoyunun tanıdığı ve siyasi vizyonu olan herhangi bir aday daha iyi olurdu. Ama çok basit bir düşünceyle, sanki dindar kimliğiyle tanınan biri aday konulursa AK Parti'den oy alabilecekmiş gibi AK Parti tabanını da küçümseyen bir seçim oldu. 

CHP İÇİNDE BİR GRUP DURUMU GÖRDÜ

CHP içinde bir grup, Türkiye'de darbe ihtimali ortadan kalktığından beri şunu ciddi olarak düşünüyor, "Artık bizim sırtımızı vesayete dayayarak iktidar olmamızın, ara rejim hükümetlerinde koalisyon ortağı olmamızın imkanı kalmadığına göre bizim birşeyler düşünmemiz lazım" Nitekim sadece bu adaylıklar değil, diyelim ki başörtülü insanların kamuda çalışması konusunda da farklı bir tutum izledi. Bunlar değişim arayışları. Ama şunu bilmeliler ki bu öyle birkaç adaylıkla falan olacak şey değil. Toplumun önemli kısımlarının bunu ciddi bir şekilde görmesi lazım. Ve bunu muhalefetteyken görmesi lazım..

CHP ULUSALCI KANATLA HESAPLAŞMA YAPMASI LAZIM

CHP’de değişim arayışları var. Şunu bilmeliler ki bu böyle birkaç adaylıkla olacak şey değil! Toplumun önemli kesimlerinin bunu ciddi bir sınaması lazım, görmesi lazım ve bunu da muhalefetteyken görmesi lazım. CHP’de bu değişim henüz yaşanmadı. Ama çabalar olduğunu görüyorum. Bu çabaları bir ara kendi içinde hesaplaşmadan geçiyor. Ulusalcı kanatla bir hesaplaşma yapmaları lazım. O ulusalcı kanatla yürüyen hesaplaşma içinde zaten kendi geçmişleriyle de hesaplaşmış olacaklar. CHP geçmişiyle, 28 Şubat politikalarıyla, Kürt politikalarıyla da hesaplaşma için de daha sahicilik kazanabilir.

AK PARTİYİ DÜŞÜRMEYİ KAFAYA TAKMAK YERİNE…

Bu 2015’de bile yetişmez, önlerinde 6 yıllık bir dönem var. Bu altı yılı bu anlamda bu konudaki samimiyetlerini ve derinlemesine bir bilinç sahip olduklarını kitlelere gösterebilirlerse, yapıcı bir muhalefet yapıp AK Parti'yi düşürmeyi kafaya takmak yerine, kendilerinin ne önerdiklerine hangi politikasını nerede eleştirip, alternatif için ne düşündüklerini anlata anlata, inandıra inadıra giderlerse neden olmasın. İlerde gerçek anlamda gerçek bir rakip haline gelebilir bu parti.

STAR

HABERE YORUM KAT