1. YAZARLAR

  2. Ersoy Dede

  3. Ne yapayım, asayım mı Nagehan’ı?
Ersoy Dede

Ersoy Dede

Yazarın Tüm Yazıları >

Ne yapayım, asayım mı Nagehan’ı?

A+A-

 

Dün Hasan Karakaya o kadar nefis bir yazı kaleme almış ki, üstüne ben ne söylesem boş. Danıştay Baskını’nın Vakit gazetesi ile nasıl ilişkilendirilmeye çalışıldığını ve bu süreçte nasıl acemice hatalar yapıldığını dün okudunuz.

Ben aslında bu hataları acemilik gibi değil de bir parça özgüven olarak görüyorum. “Biz istediğimizi yaparız, gereken ortamı da oluşturduk mu, kimse bizim üzerimize gitmez”. Bugüne kadar da böyle olmuş. Olmamış mı? Uğur Mumcu öldürülmüş, cinayeti yıkmışlar birilerinin üzerine. Abdi İpekçi öldürülmüş cinayeti yıkmışlar birilerinin üzerine. Maraş’ta, Çorum’da katliamlar olmuş, yine aynı.. Yani bu ülkenin geride kalan onlarca yılında yapılan planlar öylesine müthiş işlemiş ki, ince ince dokumaya nakış nakış işlemeye gerek duymamışlar bir plan yaparken.

Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürmüşler mesela, bir, helikopterin üzerine “biz cinayet işledik” yazmadıkları kalmış.

Danıştay Baskını meselesi de aynıdır. Özgüven.. Son derece rahatlar. Cinayet işlenir, kapının önünde Tansel Hanım bir açıklama yapar, bir de Vakit gazetesinden bir sayfa haber koyduk mu, iş tamamdır.. Başta da dedim, Hasan Karakaya dün öyle nefis anlatmış ki Danıştay Cinayeti’nin Vakit’le olan (!) ilgisini.. Üstüne ne söylesem boş. Fakat bu hedef gösterme tartışmaları içinde Nagehan Alçı’nın aldığı pozisyonu ben tam anlayamadım.. Bize öğretilen; camdan evi olanın kimsenin evine taş atmaması gerektiğidir.

BALIKÇI KİMDİR?

Artık popülaritesi olmadığı için hatırlamayabilirsiniz. Hatırlatayım.. Kritik zamanlarda, gazetelerde demeçleri yayınlanan, PKK ile Devlet arasında zamanında yapılan görüşmelerde önemli rol oynamış bir Kürt Aydını.. İlhami Işık.. Ben de çok kez kendisiyle yaptığım sohbetlerden edindiğim izlenimleri bu sütunda, “balıkçı” takma adıyla yayınladım. Daha çok Yıldıray Oğur yazardı ama.. (Sanırım ‘balıkçı’ mahlası da ona ait) Zira ister tespitleri deyin isterseniz edindiği bilgileri, sağlam bir kaynaktı İlhami Işık.. PKK’nın ne zaman eylemsizlik kararı vereceğinden, hangi evrelerde ne tür adımlar atacağına dair verdiği bilgilerin tümü gerçek çıkmıştı.. Ama Balıkçı bir tür gizem adamıydı. Çeşitli nedenlerle kimliğini açıklamak istemiyordu. Biz iyi görüşür, birbirimizi de iyi tanırdık. Beraber oturur Cağ Kebabı yerdik, kahve içerdik sohbet ederdik. O da zaman zaman gazetelere röportajlar verirdi sırtı dönük vaziyette (Bana, Yeni Şafak’tan Murat Aksoy’a, Taraf’tan Neşe Düzel ve Yıldıray Oğur’a) onlarca röportajı ya da haberi yayınlandı.. Ama hepimiz o kadar beceriksiz gazetecileriz ki, Balıkçı’nın kimliğini deşifre etmeyi akıl edemedik. Hem Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında açıkça işaret ettiği hem de PKK’nın şahin kanadının rahatsız olduğunu bildiğimiz Balıkçı’nın adını yazmayı akıl edemedik, ne hikmetse.. Oysa yaz adını efendi gibi, kim vurmak istiyorsa o dönem vursun, değil mi ama? Peki kim açıkladı Balıkçı’nın adını biliyor musunuz?

HEDEF GÖSTERMEK NASIL OLUR?

Balıkçı’nın adını açıkladı, yazısının yanına Balıkçı’nın bir de kimlik fotokopisini koydu, öğrenimiyle ilgili de siyasi geçmişiyle ilgili de bütün ayrıntıları tek tek yazdı.. Şöyle başladı yazısına; “...Balıkçı’nın Türk istihbarat ve güvenlik datasındaki kayıtları elimde. Bu resmi kayıtlara göre Balıkçı kod adlı yanda fotoğrafını da gördüğünüz kişi İlhami Işık...” Sadece bu değil, kimlerle görüştüğünü, neler konuştuğunu da içeren bir yazıdan bahsediyorum.. Yani sadece Balıkçı’yı değil, CHP’li Mehmet Ali Özpolat, BDP’li Nihat Oğraş ve Güneri Cıvaoğlu gibi isimlerin de adının geçtiği bir yazı.. Vakit’i, Danıştay’la ilgili olarak hedef göstermekle suçlayan Nagehan Alçı, provokatif saldırılardan çekindiği için, (en azından ülke normalleşene kadar) kimliğini gizli tutma kararı alan bir kişinin, değil kimliğini açıklamak, kimlik kartını bastı gazeteye.. (Gerçi, kimliğini deşifre ederek kendisini hedef gösteren Balıkçı ile şimdilerde aralarından su sızmıyor ama, neyse.. Yani İlhami, benim kadar dert etmedi sanırım bu meseleyi. Ya da özür dileşip helalleştiler bilmiyorum. Ahmet Kekeç üstadın dediğine atıfla; “ne yapayım yani, asayım mı şimdi Nagehan’ı?”.. Kalın sağlıcakla.

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT