1. YAZARLAR

  2. Dr. Sivilay Genç (Abla)

  3. Ne mutlu Ahmet Türk’üm diyene
Dr. Sivilay Genç (Abla)

Dr. Sivilay Genç (Abla)

Yazarın Tüm Yazıları >

Ne mutlu Ahmet Türk’üm diyene

A+A-

Soru: Sevgili Sivilay Abla, “Barış olsun, sonra da Allah canımı alsın” diyen Ahmet Türk’e yumruk atan gencin ruh halini engin mesleki birikiminizle çözümler misiniz? Bu olay örgütlü bir olay mıdır? Provokasyon mudur? (Haldun Çınar)

Cevap: Sevgili Haldun, ne demişler, anasına bak kızını al, devletine bak vatandaşını al.

Ahmet Türk’e atılan ilk yumruk değil ki şaşıralım. Önce “ne mutlu Türküm diyene” denmiş. Ahmet Türk’ün dedesi de mutlu olmak için soyadını Türk yapmış. Ancak verilen söz tutulmamış. Bir Kürt, Türk olsa da bir türlü mutlu olamamış. Diyarbakır hapishanesine atılmış. Sayısız mahkemelere çıkarılmış. Satın aldığı eve sokulmamış. Partisi kapatılmış. Siyaseten yasaklı hale getirilmiş. Başbakan tarafından ‘elini sıkmam da sıkmam’ diye uzun süre diretilmiş.

Varlığını devam ettirebilmek için yeterli beyine sahip olmadığından pençelerini kullanmak durumda olan bir delikanlının attığı yumruk sayesinde ortaya çıkan gözü yaşlı, ağzı-burnu kanlı ihtiyar adam görüntüsü aslında bugüne kadar yapılanların resmini somut olarak ortaya koymuş. Bu sayede Ahmet Türk için herkesin yüreği burkulmuş. Belki de ilk defa Ahmet Türk mutlu olmuş.

Şerefsiz deme hürriyeti

Soru: Sevgili Sivilay Abla, Hürriyet gazetesi Osman Baydemir’in “Affınıza sığınarak, hiçbir alçak ve ş...siz benim halkımın sağduyusu ile oynayamaz” sözlerini “Baydemir ağzını bozdu” şeklinde sürmanşetten vermiş. Şimdi benim kafam karıştı. Zamanında bu gazete “vay şerefsiz” manşeti atmamış mıydı? Şimdi malum kelimeyi internette bile yazamayıp ş...siz diyebilmiş. Hürriyet mi daha edepli oldu yoksa şerefsizlik hiyerarşisi mi var, ne dersiniz? (Neslihan Demirci)

Cevap: Sevgili Neslihan, sorunun cevabı çok açık değil mi? Gazetenin adı Hürriyet. Yani; Şerefsiz deme hürriyeti, hedef gösterme hürriyeti, manipüle etme hürriyeti.

Ayrıca Osman Baydemir ağzını bozmamış, tam tersine düzeltmiş.

Değiştirme, kaldır

Soru: Sevgili Sivilay Abla, herkes AKP’yi, hükümeti eleştiriyor. Neden yeni bir anayasa yapmıyorsun da birkaç maddeyi değiştiriyorsun, diye. İlk üç maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir anayasa nasıl sıfırdan yapılabilir? Hükümete haksızlık edilmiyor mu? (Serap Sarıca)

Cevap: Sevgili Serap, evet anayasamızın ilk üç maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez, biliyoruz. İyi de biz o maddeler değiştirilsin demiyoruz ki, kaldırılsın diyoruz. Kaldırmak yasak değil değiştirmek yasak. Al sana dumanı üzerinde bir hukuk icadı. AKP, arabasını yoldaki tekerlek izlerinden birazcık çıkarsa kafayı Cemil Çiçek gibi değil de Sabih Kanadoğlu gibi çalıştırsa daha iyi yol alacağız.

Evimizdeki ağustosböcekleri

Soru: Sevgili Sivilay Abla, insan uyurken evde ışık olması kanser riskini arttırıyormuş. Bu riski nasıl azaltabiliriz? (Melahat Mümin)

Cevap: Sevgili Melahat, evlerimiz ışıl ışıl. Uyku kalitemiz berbat durumda. Şimdi sen ve bu yazıyı okuyan herkes bu gece evdeki tüm lambaları söndürsün ve evinde ağustosböceği avına çıksın. Yakalayacağınız ağustosböceklerini durun tahmin edeyim.

Ocaklı fırının hiç kullanılmayan ve çözmek için bilgisayar mühendisi olmak gereken yanıp sönen saati. DVD/VCD oynatıcısının saati, stand by ışığı. Bitmedi; uydu alıcısının ışıkları, televizyonun stand by ışığı, buzdolabının gösterge paneli (zenginler için), çamaşır makinesinin ‘işlem bitti’ ışığı, şarjlı el süpürgesinin ‘şarj ediliyor’ ışığı, tıraş makinesinin şarj ışığı, varsa hırsız/ gaz/ yangın alarmının yanıp sönen ışığı. Devam edeyi mi? Kombinin çalışıyor ışığı, bilgisayarın ışığı, modemin kıpır kıpır ışıkları.. Böyle bir evde uyunur mu? Uyursan kanser olursun tabii. Senden başka kimse uyumuyor ki.

* Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil Hastalıkları Mütehassısı

TARAF

YAZIYA YORUM KAT