1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Ne Büyük Bir Zulümmüş Şu Din Dersleri!
Ne Büyük Bir Zulümmüş Şu Din Dersleri!

Ne Büyük Bir Zulümmüş Şu Din Dersleri!

Eğitim adı altında her türlü yönlendirmeye, şartlandırmaya razı olanlar haftada iki saatlik din dersini korkunç bir dayatma olarak görüp, özgürlükçü kesiliyorlar!

19 Eylül 2014 Cuma 12:59A+A-

HAKSÖZ-HABER

AİHM’in din dersleri ile ilgili verdiği karar pek çok kesim gibi liberal yazarları da ateşlemiş gibi. Yazılarında, yorumlarında din derslerinin kaldırılması gerektiği tezini daha bir kuvvetle savunma eğilimi göze çarpıyor.

AİHM önceki gün açıklanan kararında bazı Alevi ailelerin çocuklarına okullarda okutulan zorunlu din derslerinin inanç özgürlüğüne müdahale olduğuna dair yaptığı başvuruyu kabul etmiş ve Türkiye hükümetinin bu derslerle ilgili düzenleme yapması gerektiği yönünde bir karar almıştı.

Karar sol, Kemalist, Alevi çevrelerle birlikte liberalleri de memnun etmiş görünüyor. “Din inanç işiyse devlet dahil olmamalı, isteyen özel alanda din eğitimi almalı ve vermeli” şeklinde bir tezi vurguluyorlar.

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu bugünkü “Zorunlu din dersi kalkmalıdır” başlıklı yazısında (http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/AliBayramoglu/zorunlu-din-dersi-kalkmalidir/55939) öncelikle müfredatın gözden geçirilmesi gerektiğini ve bu derslerin seçmeli olması gerektiğini söylemiş ve yazısını şu cümlelerle bitirmiş:

“…Açıktır ki, zorunlu olan ders, bir genel kültür dersi, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi de olsa, yapılan başvurunun gösterdiği gibi bunu dersi veren öğretmenlerin donanımı itibariyle, 'eğitimde objektivitenin sağlanması', 'bir dinin şemsiyesi altında kalınmaması', 'hedeflenen sonucun elde edilmesi' mümkün değildir.

Bu tür bir zorlama ülkede bütünlüğü sağlamaz tersine bozar.

Demokrasi önce farklılıklara saygıdır.”

İyi güzel de, neden sadece Alevilere ya da dine mesafeli kesimlere saygı? Örneğin din dersi kitabı da dahil olmak üzere müfredatın tamamına yedirilmiş Kemalist şartlandırmaya karşı Müslümanlara da saygı gösterilmesi gerekmiyor mu?

Bu noktada zorunlu din dersleri kaldırılmalı diyenlerin adalet gereği öncelikle zorunlu Atatürkçülük’e son demeleri gerekmez mi?

Beden dersinden biyolojiye, tarihten matematiğe kadar pek çok dersin içeriğine bakalım herkes rıza gösteriyor mu? Törenlerden, karma eğitimden, yasaklardan rahatsız olanların talepleri neden hiç gündeme gelmiyor?  

Aynı konu etrafında bir yazı da Zaman yazarı Nuriye Akman tarafından kaleme alınmış. Nuriye Akman “Dinimi devletten öğrenmek istemiyorum” başlıklı bugünkü yazısında (http://www.zaman.com.tr/nuriye-akman/dinimi-devletten-ogrenmek-istemiyorum_2245140.html) uzun uzadıya Hükümet-Cemaat kavgasına göndermeler yaparak din dersleriyle hedeflenenlerin beyhudeliğini dile getirmiş. Hızını alamayan Akman MEB’in yeni çıkan yönetmeliğini de eleştirmiş ve şunları söylemiş:

“…Yeni çıkan yönetmeliğe göre okullarda ibadet ihtiyacı için doğal aydınlatmalı uygun mekânlar ayrılması gerekiyor. Okullarda mescit bulunmasının getireceği bazı sakıncalara işaret edelim. Namaz kılan öğretmen, namaz kılan öğrenciye duyduğu sempatiyi ister istemez notlarına aktarmaz mı? Öğrenciler böyle bir öğretmenin gözüne girmek için mescide müdavim olmazlar mı? Fotoğrafa tersinden de bakalım: Namaz düşmanı olan bir öğretmen, mescide giden öğrenci hakkında ne düşünür? İbadet eden-etmeyen listeleri yapılacaktır muhakkak. Düşünün bu hayra mı vesile olur, şerre mi?

Devletin empoze ettiği din dersleri inanç özgürlüğünü kısıtlar ve Türkiye'nin demokrasi idealini çökertir. Dindar nesil mi yetiştirmek istiyorsunuz? Çözüm basit: Allah'ın tecelli ettiği evrenin her parçasına hayranlık ve saygı dersi koyun okullara.”

Böyle mantık mı olur? Zaman yazarı herhalde namaz kılmıyor, dolayısıyla vakitli bir ibadet olarak namazın ikamesi için mescidin öneminin farkında değil! Namaz kılan öğretmen namaz kılan öğrenciye torpil yaparsa imiş! O mantıkla hareket edersen, örneğin bir öğretmen hemşehrisi diye de bir öğrenciye torpil yapabilir ya da aynı takımı tuttuğu için veya siyasi fikirleri kendisine yakın olduğu için vs.

Bu durumda ne yapmak lazım? Sıfır bilgi, sıfır diyalog tezini mi savunacağız?

Olacak şey değil Nuriye Hanım! Söylediğiniz şeyin dini açıdan hiçbir geçerliliği olmadığı gibi, mantıksal noktada da tutarlılığı yok! 

 

HABERE YORUM KAT

6 Yorum