1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. NATO’nun Eski ve Yeni Müttefiki
NATO’nun Eski ve Yeni Müttefiki

NATO’nun Eski ve Yeni Müttefiki

ABD’nin, NATO’nun, AB’nin, IMF’nin tekliflerine heyecanla atılan, kendini ispat için yırtınan Türkiye siyaseti artık iyice tarihe gömülüyor.

A+A-

Önce Afganistan, sonra Irak ve Suriye’de meydana çıkan gelişmeler şunu gösterdi: İran, NATO’nun şefkatli kucağına doğru koşmak için fırsat kollarken Türkiye bu kucağı terk etmek hatta onu tesirsiz hale getirmek için eski siyasetini değiştiriyor ve yeni bir vizyon inşa ediyordu.

KENAN ALPAY'ın yorumu:

Amerikan The Wall Street Journal (WSJ)’in editörleri birkaç gün önce Türkiye'nin IŞİD politikası ve IŞİD'e karşı kurulan koalisyondaki tutumu değerlendirmek üzere oldukça sert bir yazı yayınladı. Şu ya da bu yazar adına değil bağlayıcılığı ve önemi anlaşılsın diye olmalı ki; WSJ’in editörleri makaleleri için şu başlığı uygun görmüşlerdi: 'Ankara artık ABD'nin müttefiki değil'.

Galler’de gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Obama IŞİD’e karşı oluşturulacak Çekirdek Koalisyon’da Türkiye’nin yer alması yönündeki teklifi biliyoruz. Ancak teklifte epeyce ısrar vardı. Bu sebeple önce ABD Savunma Bakanı Hagel sonra da Dışişleri Bakanı Kerry ne kadar ısrarlı olduklarını fiilen göstermek üzere Ankara’ya gelmişlerdi. Washington’a, Brüksel’e çağırıp teklifte ısrar etmenin pek uygun düşmeyeceği öngörülmüş demek.

Önce IMF’den Şimdi de NATO’dan

Enteresandır NATO ve ABD’den gelen “emperyalist işgale ortak ol, sömürgeciler ve yerli işbirlikçilerinin bekası adına bölgedeki savaşa katıl” yolundaki tekliflere Türkiye’den verilen olumsuz cevap normal şartlarda memnun olması gereken kimilerini son derece rahatsız etti. Ancak gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerekse Hükümet adına Başbakan Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Galler-Cidde zirvelerindeki maksada uygun pozisyon almamalarının Batı’yı ve despotik iktidarlara rahatsız etmesinden daha fazla ve kapsamlı bir önemi haizdir.

ABD’nin, NATO’nun, AB’nin, IMF’nin tekliflerine heyecanla atılan, kendini ispat için yırtınan Türkiye siyaseti artık iyice tarihe gömülüyor. Türkiye, Batı’nın ikiyüzlü ve sömürgeci politikalarını teşhir etmekten öteye doğru geçip açıktan tavır alma ve alternatif üretme sürecine zemin hazırlıyor.

Eğer Galler ve Cidde’de gerçekleştirilen IŞİD’le mücadele toplantılarında Türkiye NATO-ABD konseptinin dayattığı işbirlikçi bir role razı olsaydı ne olurdu? Anti-emperyalist maskesi takan bütün Ergenekoncu ve Baasçı çevreler bir taraftan “Katil ABD, İşbirlikçi AKP!” sloganı atacaklardı diğer taraftan da Suriye ve Irak’taki statüko muhafaza altına alınacağı için zil takıp oynayacaklardı. Ancak ABD’nin bölgede açmaya çalıştığı yeni cepheye koşmayan Türkiye’deki siyasi irade bu çevreleri iki açıdan da açığa düşürdü.

Yerli malı Şebbihalar tarafından en ahlaksız alaycı ifadeler eşliğinde yükseltilen “Hadi şeytana ‘merhaba’ de!” çağrıları çaresizce boşlukta yankılanıyor. Türkiye’de başından beri İran ve Esed Rejimi adına nüfuz casusluğu yapanların beklenti ve hayali şuydu: Erdoğan ve Davutoğlu da darbeci General Sisi gibi NATO planları için şehvetle tetikçiliğe soyunsunlar. Şeytanların kucağına oturup bütün bir toplumu şeytanların kucağına oturmaya davet eden bu gibi tiplere nasıl olur da hala gazeteci muamelesi yapılır, hayret doğrusu.

Rafsancani’den Laricani’ye kadar İran’daki bütün devlet ricalinin ABD’ye el açıp yalvarırcasına “IŞİD’e karşı hava saldırısı yetmez, kara harekâtına girişin. Irak’ta işbirliği yaptığımız gibi Suriye’de de işbirliği yapmalıyız” çağrıları adeta vakayı adiyeden sayılır oldu. (...)

YAZININ DEVAMI >>>

 

HABERE YORUM KAT