NATO’dan Hakkari’ye “füze” yolu...

25.10.2010 00:45

Sibel Eraslan

19 Kasım’da gerçekleşecek NATO zirvesi, dünyaya yeni bir “cephe atlası” sürmeye hazırlanıyor. Uzun yıllar Komünizm’di NATO’nun düşmanı, bu sadece askeri bir hesaplaşma değildi.

 NATO komünizm üzerinden şeytanlaştırdığı “öteki”ni, siyasi bir rakip olarak görmüyordu sadece... Doğu Bloku, Batı Bloku’nun inşa ettiği uluslar arası kapitalist çarkın karşısında, ciddi bir engeldi. Bu durum Türkiye’yi Sovyetler’e en yakın Batı Cephesi olmaya zorluyordu NATO sakinlerince... Derken, Sovyetler çözüldü, duvarlar yıkıldı, komünizm/sosyalizm gibi konular, en iyi ihtimalle vicdanlardaki kuytulara, romantik birer hatıra olarak sindirildi. “Goodbye Lenin” nidalarıyla, Lenin ve Stalin’e ait çelik heykeller bir bir yerinden sökülürken, NATO’nun eli cetvelli cephe planlamacıları, yeni bir düşman/şeytan/öteki inşa etmeye başladılar. Bu seferki hedef yeşil kuşak” teorisi bağlamında İslam’dı... İslamfobi şeklinde tüm dünyaya dayatılarak yürütülen bugünkü basıncın kaynağı işte bu gözden geçirilmiş yeni NATO vizyonuydu... Bakalım 19 Kasım 2010’da gerçekleşecek NATO zirvesinde, hangi yeni istif sistemiyle karşılaşacağız?

AK Parti Hükümetiyle birlikte “Komşularla sıfır sorun” politikası yürüten Türkiye, NATO zirvesi öncesi aniden sözlü sınava kaldırıldı. Müstakbel ve kuvvetle muhtemel İsrail/İran kapışmasında, İsrail’in güvenliği adına konuşlandırılacak “füze kalkanı” planı için Türkiye “cephe” olarak seçilmişti... Türkiye acilen antifüze sistemi için cevabını vermeliydi, NATO bunu derhal istiyordu...

Ne ki NATO’nun bu acil isteği ve aslında Türkiye için hazırlanmış ciddi sınavı, “komşularla sıfır sorun” politikasını başarıyla götüren Türkiye için başta İran ve Suriye olmak üzere, Rusya ve Çin’e karşı da açık cephe haline gelmesi anlamını taşıyor...

“Artık çok olan...” Türkiye, dış politikada bu şekilde zor bir sınavla sıkıştırılırken, Orta Doğu’yu kan çanağına çeviren İsrail’e de yeni bir açık çek hazırlandığı açık... Bu haliyle İsrail’in hukuk tanımaz gidişatına “BİR DAKİKA” itirazını çekmiş Türkiye’ye içten içe biriktirilmiş  bir hesap tasarlandığını düşünmek, komploculuk olmasa gerek...

¥

Bizler Türkiye’de “örtü meselesine” kilitlenmişken... Hakkari, ciddi bir “insansızlaştırma” modelini yaşıyor farkında mısınız? Hakkari’deki üç ilçeye baktığınızda çarpıcı bir rakamla karşılaşıyorsunuz. Çukurca ve Şemdinli’de birer Tugay vazife yapıyor, Yüksekova’da ise bir Tümen var. İl merkezindeki Alay Komutanlığını da eklediğinizde Hakkari’de güvenlik gerekçesiyle yerleştirilmiş 40 bin civarında asker olduğunu görüyorsunuz. Emniyet ve polis güçleri de cabası... Bu müthiş güvenlik konseptine rağmen; Hantepe’de Gediktepe’de yaşanan hezimetleri hep birlikte yaşadık, Komutan Gürbüz Kaya’nın bu bağlamda en büyük savunması, “gelenleri, çoban sandık”dı... Hakkari’deki şiddet, artık kentin yerlisi olan halkı da vuruyor, 30 yıllık İmam’ın vurulması, bölgedeki yerli halkın üzerinde şiddetle devam eden PKK baskısının sadece tek örneği değil. Geçtiğimiz ay içinde Hakkari’nin yerlisi 87 aile, şehri terk etti. PKK, sadece askeri güçle çarpışmıyor, adeta bir müteahhit gibi, Hakkari’yi “birileri” için mutenalaştırıyor. Üstüne üstlük 40 bin asker civarındaki güvenlik seddi de akıl almaz başarısızlıklarıyla bu “mutenalaşmaya”, “insansızlaşmaya”, “arınmaya” eşlik ediyor...

Soru şudur: “Hakkari, NATO’nun İsrail lehine konuşlandırılmasını istediği anti-füze sistemi için seçilmiş cephenin adı mıdır?”  28 Şubat sonrası İsrail’le kurulan askeri ittifaklar hâlâ devam ediyor mu? Konya semalarında cirit atmaları önlenen İsrail uçakları ile Hükümet’in ilan ettiği dış politikaya rağmen, devam ettirilen gizli bir askeri politika var mı?

YENİ AKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim