1. YAZARLAR

  2. Tarık El-Humeyid

  3. Nasrallah'ın kafası karışık
Tarık El-Humeyid

Tarık El-Humeyid

Yazarın Tüm Yazıları >

Nasrallah'ın kafası karışık

A+A-

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın konuşmalarını dinlemek yerine okumak gerektiğini her zaman söylerim; zira bu konuşmaları duygusal etkilerden uzak bir biçimde okumak insanın satır aralarını da görmesini sağlıyor. Hizbullah lideri son konuşmasında, sanki Arap Birliği genel sekreterliği için Emir Musa’yla yarışır gibiydi. Nasrallah Lübnan, Araplar ve dünya hakkında konuştu; ortaya konulan girişimlere dair fikirlerini dile getirdi. Konuşmanın en belirgin bölümleri seçimler, barış girişimi ve Türkiye’yle ilgili açıklamalarıydı.

Nasrallah, Barack Obama’nın ABD başkanı seçilmesinin ardından birçoklarının ona bel bağladığını ve ‘Bekleyin, büyük değişimler yaşanacak’ dediklerini belirtip, “Bu serabın iç yüzü kısa sürede ortaya çıktı” diye konuştu. Sonra “18 yıl müzakere ettik ve hiçbir şey başaramadık” diyen bir Filistinli müzakereciyi örnek gösterip, şöyle devam etti: “18 ilginç bir sayı; 18 yıllık müzakere başarısızlık, kayıp, alçalma ve işgalle sonuçlandı. Lübnan’daki 18 yıllık direnişse Beyrut, Dahiye, Cebel, Beka Vadisi ve güney Lübnan’ın Siyonist işgalden kurtarılmasıyla sonuçladı... üstelik hiç kimsenin yardım etmemesine rağmen...” 

‘Ankara bize bağlı kalsın’

Nasrallah sonra konuşmanın püf noktasına gelerek şöyle dedi: “Filistin, Gazze ve Mescid-i Aksa’yı savunmak istiyorsa Sünni Türkiye’yle beraberiz.” Yani Nasrallah Türkiye’nin Hizbullah’ın tutumlarına bağlı kalması gerektiğini, aksi takdirde Hizbullah’ın bu ülkeyle bağlarını koparacağını söylüyor. Bu çıkarım da bizi şu noktaya götürüyor: Nasrallah, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Türkiye’de direnişle ilgili yaptığı konuşmayı övdü. Ancak Esad aynı zamanda, barış sürecinde Suriye’ye destek olmak istiyorsa Türkiye’nin İsrail ve Avrupa’yla iyi ilişkiler kurması gerektiği yönünde tavsiyede de bulunmuştu. Peki barış girişimine alaycı yaklaştığı bilinen Nasrallah’ın açıklamalarını nasıl yorumlayabiliriz? Aslında Esad birkaç hafta önce, İsrail’in Suriye’yle doğrudan müzakerelere başlamasının uzak olmadığını ilan etmişti. İki gün önce de İsrailli bir yetkili, ülkesinin Suriye’yle ön şartsız müzakere arzusundan söz etti.

Peki Nasrallah’ın Türkiye’yle ilgili konuşması Suriye’ye için de geçerli mi? Hizbullah liderinin barış girişimini ve topraklarını silah kullanmadan kurtarmak isteyen herkesi küçümsemesi, ardından da Şam’ı ve devlet başkanını övmesi akıl kârı mı?

Konuşmasının ikna edici olmayan içeriğine bakıldığında, Nasrallah’ın Suriye’yi ve liderini överken gerçek hislerini gizlemeye veya kendince akıllı davranmaya çalıştığı görülüyor. Dolayısıyla, Hizbullah liderinin Suudi Arabistan-Suriye yakınlaşmasına dair sevinç dolu açıklamaları da (özellikle de Suudi-İran yakınlaşması yönünde çağrı yapmasının ardından) benzer biçimde şüphe uyandırıyor. Sözgelimi, eğer Nasrallah Arap dünyası ve iyi ilişkilerin önemi hakkında söylediklerinde samimiyse, o zaman niçin Suriye’yle Mısır arasında iyi ilişkilerin gerekliliğinden de söz etmedi? Zeki davranma çabasına rağmen Nasrallah’ın konuşması, Hizbullah ve Şam’ın tutumlarındaki farklılık gibi birçok önemli meseleyi ortaya çıkardı.

 (Londra’da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, genel yayın yönetmeni, 17 Kasım 2009)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT