Nasıl Kaldırılacağı Bilinmeyen Bir Cenaze..

05.10.2015 18:01

Selahaddin E. Çakırgil

Tarih, şoke edici değişimler mahzenidir de..

100 yıl öncelerde, ’bilâd-ı arab’da (arab beldelerinde) bir ’arab devleti’ oluşturulması fikri  fısıldanıyordu. Osmanlı’da niceleri, böyle bir şeyin kabul edilemezliğini düşünüyorlardı. Ama, birkaç sene sonra, bir çokları, ’Arab çöllerini korumak için asırlarca niye boş yere bedel ödedik.. Bırakalım,  gitsin..’  noktasına getirildiler.. Hattâ, Osmanlı sonrasında kurulan rejimin bir numaralı ismi durumuna gelecek olan kişi de daha 1905-1906’larda Şâm’da ’yüzbaşı’ rütbesiyle bulunduğu sırada, tam da ingiliz emperyalizminin istediği şekilde akıl yürütmelere ve arab diyarlarının terkedilmesi, Osmanlı’nın  bir türk devleti haline getirilmesi gerektiğine dair görüşlerini dile getirmeye başlamıştı.

Emperyalist odaklar da böyle istiyorlardı çünkü ve dünya siyasetinin hâlâ da etkin bir gücü olan Osmanlı Devleti’ne bir öldürücü darbenin indirilmesini planlamaya başlamışlardı.

*

Amma, Midhat Cemal gibi şairler de, ’Ölmez bu vatan, farz-ı muhâl ölse de hattâ.../ Çekmez kürenin sırtı, bu tâbût-ı cesîmi..’  diyorlardı.

Ne var ki, aradan 15 sene geçmeden, o büyük güç, tarihin karanlığına gömülecek ve bir tane değil, onlarca arab devleti ortaya çıkarılacaktı, herbirisi birbiriyle boğuşan.. Ama, bu cenazenin tâbutunu yerkürenin taşıyamıyacağı görüşü doğru çıkmıştı.

Nitekim, hâlâ da yerküre onun sancılarını çekiyor.

*

Bugün, o coğrafyadan Suriye, tefessüh eden bir cenaze durumunda.. Onun kokularının yarınlarda nerelere kadar ulaşabileceği ise, bir ayrı dertlendirici korku.. Ayrıca, bir takım güç odakları çökerken, devreye yeni güç odakları çıkıyor ve her güç odağı da önce nefsin korunması içgüdüsünün tabiî sonucu olarak, kendisini korumayı ilk iş biliyor.

Amerika / İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya, ve diğer NATO ülkeleri, Suûdî, Türkiye, Mısır Rusya, İran vs.. Ve de, sahneye çıkmaya çalışan yeni mahallî-etnik güçler..

Herbirisinin her an değişebilecek taktik ve stratejik planları vardır.

Bu yeni gelişmelere değinirken Davudoğlu, 28 Eylûl günü şöyle diyordu: 

-İlginç bir şey, ABD Esed’i başlangıçta tümüyle reddediyordu. Esed’siz formülü gündeme getirdiler. DEAŞ ortaya çıktıktan sonra ise, ABD'de Esed’i de bu mücadelede kullanabilir miyiz  kanaatinin yaygınlaştığını gördük.

Benzer politik tavır değişiklikleri, her ülke için de geçerli.. Rusya ve İran da, kendi menfaatlerine göre yeni hamleler gerçekleştiriyorlar.

Evet, bu böyle de.. Türkiye’nin de bir takım planları vardır elbette..

Nitekim, Davudoğlu bu konuda da şunları söylüyordu:

’.. 2013 yılında Salih Müslim Türkiye’ye geldi. O günlerde PYD’nin Suriye muhalefetine katılması için çok gayret ettik. Yani, Suriye rejimiyle ilişkinizi kesin, Suriye muhalefetine katılın, Türkiye’yi rahatsız edecek işler yapmayın. İlk anda yaklaşımları olumluydu. Fakat, Gezi olayları başlayınca PYD, sanki AK Parti hükümeti gidici imiş gibi düşündü.’ 

 

Bu gibi siyasî tavır değişiklikleri kaçınılmazdır ve her an değişebilecek ihtimallere göre de hazırlıklı olmak ve yeni planları devreye sokabilmek gerekir. Aksi halde, bu iltihaplı bölgeye, tek yönlü bakmak, atgözlüğü takmak olur.

*

Coğrafyamızdaki bu ufûnetli cenazenin kaldırılması, daha nice ülkelerin başını ağrıtacağa ve devreye her an yeni güçleri çıkarabileceğe benziyor.

Nitekim, bugün Rusya’nın yeni hamleleri, PKK’yla ilişkileri soğuk olan Barzanî’yi bile memnun etmiş; Kandil’i iki arada-bir derede bırakmış, DAİŞ karşısındaki mücadelesiyle Amerika nezdinde teröristlikten aklanan PYD’yi daha bir umutlandırmıştır.

 

Bu coğrafyanın aslî birleştirici harcı, 14 asır boyunca olduğu üzere, bugünkü dalgalanmalar bertaraf olunca, uzun vâdede yine İslam inancı olacaktır.

*

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim