1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. Nahda Hareketi
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

Nahda Hareketi

A+A-

Tunus'ta halk devrimi sonrasında gerçekleştirilen ilk çoğulcu seçimlerin favorisi olarak öne çıkan Nahda Hareketi gerek Batı'daki gerekse İslâm âlemindeki medyanın ve siyasi çevrelerin dikkatlerini üzerine çekti.

Bu ülkede Bin Ali'nin uzun süreden beri uyguladığı baskı ve resmi terör sebebiyle İslâmî harekete destek verenlerin birçoğu ülkeyi terk etmeye zorlanmıştı. Kalabilenler de ister istemez siyasi kimliklerini gizlemek zorunda kalmışlardı. Her ne kadar siyasi özgürlüklerin kısıtlanması sadece İslâmî kesimi değil bütün kesimleri etkilediyse de meydanı tamamen terk etmeye zorlananlar İslâmî kimlik sahipleri oldu. Diğerlerine, hâkim sisteme destek vermeleri ve diktatör Bin Ali'nin sultasını sürdürmesine engel çıkarmamaları şartıyla laik ve solcu kimlikleriyle ortalıkla görünme imkânı tanınıyordu. Bu yüzden de sol ve liberal laik kesimin daha güçlü bir kitlesel desteğe sahip olduğu kanaati oluşmuştu. Hatta Tunus'taki halk devriminde direnişten yana sol kesimin fonksiyonunun İslâmî kesimin fonksiyonundan daha güçlü olduğunu zannedenlerin sayısı az değildi. Fakat ilk seçimlerden ortaya çıkan sonuçlar böyle düşünenlerin yanıldığını, Tunus toplumunun da diğer Arap toplumları gibi İslâmî kimliğe dönüş ve yeniden yapılanma sürecinde İslâmî değerleri esas alma yanlısı olduğunu ortaya koydu. Ülkenin bağımsızlığına kavuşmasından sonra gerçekleştirilen ilk dürüst çoğulcu seçim olan 23 Ekim 2011 seçimlerinde Nahda Hareketi'ne meylin yüzde kırkı aşması da bunu göstermektedir.

Önce isimden başlayalım. Nahda kelimesini biz Türkçeye diriliş olarak tercüme etmiştik. Bazı haber kaynaklarında rönesans olarak tercüme edildiğini gördük. Böyle tercüme etmeleri belki kelimenin batı dillerindeki çevirilerini esas almalarından kaynaklanıyor olabilir. Ama bu kelime gerek sözlük anlamı itibariyle ve gerekse kavramsal olarak Nahda kelimesini karşılamaz. Nahda kelimesi nehada (nun, ha, dâl) fiilinin masdarıdır ve oturduğu yerden kalkma, yükselme, hızlanma anlamlarına gelir. Rönesans ise Fransızca, doğmak anlamına gelen naitre fiilinin başına, tekrar anlamı veren re ekinin getirilmesiyle elde edilmiştir ve yeniden doğuş anlamına gelir. Kavram olarak da hıristiyanların dinde reform hareketlerini ifade eder. Nahda hareketinin kastettiği anlamla ilgisi yoktur.

Bu hareket önce İslâmî Yöneliş Hareketi adıyla 1969'da Raşid Gannuşi'yle Abdulfettah Moro'nun öncülüğünde kurulmuştur. O zaman Tunus'ta saltanatı sürdüren diktatör Habib Burgiba yönetimi ilk kuruluş yıllarında İslâmi Yöneliş'le bir çatışmaya girmedi. Ancak güçlenmeye başladığını görünce harekete karşı şiddetli bir baskıya başvurdu. 1981'de İslâmi Yöneliş Hareketi'nin legal örgütlenme hakkı almak için İçişleri Bakanlığı'na başvurması üzerine ileri gelenlerinden 106 kişi tutuklandı.

Diktatör Burgiba'nın polis darbesiyle düşürülmesinden sonra iktidarı ele alan Zeynelabidin bin Ali önce siyasi bir oyun oynayarak yasaklanan hareketlere faaliyet imkânı tanıdı. Sürgündeki İslâmi Yöneliş mensuplarının Tunus'a dönmelerine müsaade etti ve bu hareketin siyasi yönden örgütlenmesine izin vereceği vaadinde bulundu. Bundaki amacının kendilerini gizleyen örgütlerin ve taraftarlarının açığa çıkmasını böylece kimin nerede durduğunun anlaşılmasını sağlamak olduğu sonradan anlaşıldı. Bin Ali'nin reform ve özgürlükler konusunda samimi olabileceğini düşünen İslâmî Yöneliş Hareketi de siyasi alanda yönetimle sorun yaşamamak, uyum ve uzlaşma içinde çalışabilmek için adını Nahda olarak değiştirdi.

Ancak yönetim çok geçmeden tutumunu tamamen değiştirerek Nahda'ya karşı şiddet uygulamalarına başvurdu. Hareket mensuplarından pek çok kimseyi tutuklattı. Lider Raşid Gannuşi başta olmak üzere ileri gelenlerinin çoğunu vatanlarını terk etmeye zorladı. Yayın ve eğitim faaliyetlerini tamamen durdurdu. Bu harekete destek verdikleri bilinen ticari kuruluşları kapattırdı. Bin Ali, İslâmi çalışmalar üzerindeki zulümlerini sadece Nahda'ya özel kılmayarak bütün İslâmi çalışmaları yasakladı.

Nahda bugün çoğulcu demokrasiye önem veren, ancak İslâm'ın hayatın tümünü kuşatan bir siyasi nizam içerdiği görüşüne sahip bir hareket olarak tanınmaktadır.

Hareketin lideri Raşid el-Gannuşi'den de inşallah müteakip yazımızda söz edeceğiz.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT