Musul ve Halep düşerse İstanbul düşer

08.12.2015 21:32

Osman Atalay

Suriye’de yaşanan savaşın 5. yılında büyük devletlerin IŞİD’i bahane ederek resmen sahaya inmesiyle Suriye ve Irak haritasının toza dumana karıştığı bir süreci yaşıyoruz.

Rusya’nın düşürülen uçağı ile Türkiye-Rusya arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkiler askıya alındı.

Rusya’nın Suriye üzerinden kurduğu Irak-İran işbirliği, Türkiye’ye karşı defansa başlaması olarak yorumlanabilir.

Öte yandan Tahran ve Ankara, 4.5 yıl boyunca Suriye meselesi üzerinden özellikle polemiklere girmemeye özen gösterirken son aylarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsı ve ailesiyle ilgili olumsuz haberlerin yoğunluğu göze çarpmaya başladı.

Suriye’de Beşşar Esed’siz bir geleceğin artık coğrafi ve demografik düzenlemelerine şahit olunuyor.

Bu noktada  Suriye üzerinde jeopolitik çıkarlarının geleceğini düşünen Rusya ve İran’ın bu savaşta en güçlü kartlarını sahaya sürmekten çekinmeyeceklerini göstermeye çalışıyorlar.

Ortadoğu’nun aslında en stratejik ülkelerinden olan Suriye, Irak ve Mısır aynı zamanda İsrail’in güvenliği açısından da çok önem arz etmektedir.

Uzun zamandır “Suriye’de ne işimiz var?” sorusunun cevabı önce Kobani şimdi de Türkmen Dağı’nda yaşanan olaylardan sonra  gayet iyi anlaşılmıştır.

Suriye sınırımızda ABD, Rusya, İran, Fransa ve İngiltere gerek IŞİD ile mücadelede gerekse de jeopolitik çıkarlarından dolayı orada bulunuyorsa, biz de aynı nedenlerden dolayı Türkmen Dağı’nda bulunuyoruz.

Ve ilaveten Türkmen, Arap akrabalarımızın güvenliği için orada olmak zorundayız.

Türkiye’nin Suriye rejimi ile olan sorunu haliyle İran devletinin etkisi altında olan Bağdat yönetimiyle ilişkilerine de olumsuz yansıdı.

Bağdat yönetimi ile ilişkilerimiz İran ile olan ilişkilerimizin gölgesinde yürüdü.

Bunlara rağmen Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile gerek Kobani olaylarında gerekse ticari siyasi ve enerji konusunda karşılıklı anlayışlı bir ilişki içerisinde olduk.

Barzani’nin Türkiye politikalarına yakın durması zaman zaman Bağdat yönetimi ve kuzeydeki muhalif kanatların ağır eleştirilerine hedef olmaktadır.

Ankara’nın Kuzey Irak’taki Mesut Barzani yönetimiyle uzlaşma çerçevesinde IŞİD’in kontrolündeki Musul Başika bölgesindeki üsse tankçılar dahil 600 asker sevk etmesi dünya gündeminde yer alırken, Bağdat yönetiminin agresif bir tavra bürünmesine sebep oldu.

Irak Başbakanı Haydar el Ebadi, Türkiye’nin 48 saat içinde askerlerini geri çekmemesi halinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne gitmek de dahil her türlü seçeneği kullanacaklarını açıkladı.

Ebadi, askerlerin Musul’a gelmesi için Irak Hükümeti’nden bir izin alınmadığı ve hükümetin bu konudan haberinin de olmadığını ifade etti.

Musul’a sanki bir gecede gizlice asker indirmişiz gibi ortalığı velveleye veren Irak Başbakanına, Musul eski Valisi Etil El Nuceyfi’nin cevabı her şeyi bize net anlatıyor.

Türk askerinin eğitim amacıyla Musul’a gelmesinin Başbakan Hayder El Ebadi ve Parlamento Başkanı Selim El Cuburi’nin haberi doğrultusunda gerçekleştiğini  ifade eden Nuceyfi; “Başbakan Hayder El Ebadi, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya geldiğinde, Türk askerinin eğitim amacıyla Musul’a gelmeleri için talepte bulunduğunu açıklamıştı. Başbakan El Ebadi’nin Türkiye’ye bulunduğu talep doğrultusunda Ankara Bağdat havaalanına askeri mühimmat göndermişti. Aynı doğrultuda Ankara, sekiz aydan beri Zelikan kampında Musullulardan oluşan gönüllü Haşd El Vatani’ye eğitim vermek için eğitmenlerini bu kampa gönderdi” dedi.

Nuceyfi’nin bu sözleriyle aslında Irak’ın gerçek sorununun Türkiye’nin Barzani ile olan yakınlaşması ve Suriye’deki kararlılığının provoke edilmesidir.

Bağdat yönetimi; IŞİD ile mücadele için Musul ve Kerkük şehrine gelen İran, Almanya, ABD ve İngiltere’ye ses çıkarmazken, Türkiye’nin askerine ise feryat figan etmesi tam bir trajedidir.

Batı devletlerinin Musul’da var olma hakkını Türkiye’de görmeyen Bağdat yönetimi, Rusya ve İran etkisiyle diplomatik sorun oluşturmanın peşindedir.

Dün “Bosna düşerse İstanbul düşer” sözü ne kadar doğru idiyse, bugün de “Musul ve Halep düşerse İstanbul düşer” sözü o kadar doğrudur.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim