'Mustafa' tartışmalarında kaçan ölçü

20.11.2008 11:42

Ekrem Dumanlı

Birisi söze 'Bu Con var ya; bu Con' diye başlıyor. Rastgele dinlediğim radyoda öfkeyle bahsedilen Con'u merak ediyorum. Meğer Can Dündar'dan bahsediyorlarmış. Mustafa filmine ateş püskürüyorlar.

Tam "Güzel bir şarkı dinlemeyi, kabak tadı vermiş Mustafa tartışmalarına tercih ederim" diyecekken başka bir cümle dökülüyor tartışmacının dudaklarından ve oracıkta donup kalıyorum. "Filmi görmedim ama" diye başlıyor adam ve yaylım ateşine devam ediyor. Bir sürü laf kalabalığını özetlemek gerekirse deniyor ki: 'Nasıl olur da Atatürk zaaf içinde gösterilebilir?', 'Nasıl olur da karanlıktan korkardı denebilir?', 'Nasıl olur da yalnız bir adamdı tespiti yapılabilir?', 'Nasıl olur da aşırı içki içerdi gibi densiz bir tablo çizilebilir?'...

Çok açık bir gerçek var ki Mustafa üzerine yeri göğü inletenlerin büyük bir kısmı filmi görmedi. Ama filme karşı çıkmayı kutsal bir görev sayıyorlar ve eleştirileri neredeyse bir linç hareketine dönüştürmüş durumdalar. Hal böyle olunca iş çığırından çıkarak korkutucu bir havaya bürünüyor. Sadece bu filme özgü bir sorundan da bahsetmiyoruz aslında. Okumadan yazanlar, görmeden konuşanlar, tanımadan hüküm beyan edenler... Belki de bu yüzden Mustafa filmini tartışmadan önce tartışma kavramını tartışmak gerekiyor.

Bazıları Mustafa Kemal'i insanî bir acz içinde gösterecek her şeye karşı çıkıyor. Onlara göre Atatürk 'yemez, içmez, üzerinden zaman geçmez...' bir varlık. Gerçekten öyle mi? Daha doğrusu Atatürk, kendisinin böyle bilinmesini mi isterdi? Tabii ki hayır. Ne var ki birileri onu ısrarla Tanrı gibi takdim ediyor. Bu mudur gerçek Atatürk sevgisi? Tabii ki hayır. Neyse ki Mustafa filmini Can Dündar hazırladı. Demek ki Atatürk sevgisi bu kadar aşikâr birisini Atatürk düşmanı ilan edenler, benzer bir filmi başkası yapsaydı kıyameti koparacaktı. Tabii ki her yapım gibi bu film de eleştirilebilir; ancak bir tabu insiyakıyla ve adeta bir tapınma güdüsüyle böyle bir tartışma yapılamaz.

Kim ne derse desin; Atatürk hakkındaki bazı hırçın ve bıçkın ifadeler 12 Eylül mimarlarının başarısıdır. Darbeciler yönetime el koyduğunda o günlerdeki anarşiyi (mealen) şöyle analiz (!) etmişlerdi: "Her gün 40 gencimizin birbirini öldürmesine sebep olan sağcılık, solculuk gibi tehlikeli fikirlerdir. Gençlerimizi kurtarmak için bu akımların yerine başka bir ideoloji koymak zorundayız." Bu nedenle her yaşı kuşatacak bir propaganda başlatıldı. İlk mektepten üniversiteye kadar her sınıfta Atatürkçülük dersi verilmeye başlandı; üstelik her derste ve bütün yıl boyunca. 'Atatürk ve biyoloji, Atatürk ve coğrafya, Atatürk ve spor, Atatürk ve resim...' Sadece okullarda değil; her yerde, her türlü zor şartlar altında anlatıldı Atatürkçülük. Mesela cezaevlerinde sağcı ve solcu gençlere Atatürkçülük dersi (!) veriliyordu. Mamak Askeri Cezaevi o dönemde çok meşhurdu. Kapıda bir asker duruyor, tutuklulardan en tok sesli olanı, eline tutuşturulan metni yüksek sesle okuyordu. Nedense sağcılar sık sık Atatürk ve milliyetçilik, solcular da Atatürk ve devrimcilik ünitesini tercih ederdi...

Belli ki darbeyi yapanlar samimi duygularla Atatürk sevgisi vermeye çalışıyordu. Ancak böyle zorlamaya gerek olmadığı, halkın Kurtuluş Savaşı'nın kıymetini zaten bildiği, Cumhuriyet'e ve onun ilk liderine sahip çıktığı ortadaydı. Sokağın nabzını tutan herkes bu duruma vâkıftı; ama 12 Eylülcülerin bunu görmesi hiç de kolay değildi. Şimdiki sert tartışmalardan anlaşılıyor ki, 12 Eylül'ün tabulaştırarak yürüttüğü o propaganda belli bir başarı elde etmiş. Kafasındaki Atatürk dışında bir fotoğraf sunan herkesi linç edecek kadar sert bir yaklaşım ortaya çıkmış. Atatürk, kendisi hakkında takınılan bu ölçüsüz ve müsamahasız tavrı destekler miydi? Tabii ki hayır. 'Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.' diyen bir liderin 'beni Tanrısallaştırın' demesi mümkün mü?

Anlama gayreti olmadan tartışma geleneği oluşturulamaz. Hele tartışma konusu Mustafa Kemal gibi tarihî ve önemli bir figürse. Mustafa tartışmalarının belki bir faydası bu oldu...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim