1. HABERLER

  2. HABER

  3. ANALİZ

  4. Mustafa Kemal’i Kurtarayım Derken...
Mustafa Kemal’i Kurtarayım Derken...

Mustafa Kemal’i Kurtarayım Derken...

Salih Tuna bugünkü yazısında İsmet İnönü'yü günah keçisi ilan edip Mustafa Kemal'i kurtarma çabasında karşıtına sığınan, değme muhafazakârlara taş çıkartan bir "performansa" imza attı.

15 Kasım 2017 Çarşamba 13:44A+A-

SALİH ORHAN / HAKSÖZ-HABER

Salih Tuna, ezanın yasaklanma tarihini çarpıtıp ezanın Mustafa Kemal döneminde bizzat onun emriyle yasaklanmış olduğu gerçeğini el çabukluğuyla örtmeye çalıştı.

Tuna, CHP lideri K. Kılıçdaroğlu hakkındaki yazısının ilgili bölümünde "Bir de, ‘Atatürk olmasaydı bizim minarelerimizden 5 vakit ezan okunur muydu?’ dedi. İsmet Paşa'nız, Gazi Paşa'nın yokluğunu fırsat bilmiş olacak ki, vefatının ardından tam 18 sene bu ülkenin minarelerinden ezan okunmadı. (O okunan ‘felah’sız şeyler ezan falan değildi.)” diyor.

Oysa ezan bilindiği gibi "Gazi Paşa" öldükten sonra değil 1932 yılında "Gazi Paşa’nız" hayattayken bizzat onun emriyle yasaklandı. Üstelik yazıda da yer alan "tam 18 sene bu ülkenin minarelerinden ezan okunmadı" bilgisini basit bir matematik hesabına vurarak da bu tarihe ulaşılabilirdi. "Ezan 1950 senesinde Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle tekrardan okunmaya başladığına göre 1950-18= 1932 gibi..."

Tarihi hakikatlerden bahsederken en azından olayların tarihini doğru aktarmaya acaba Salih Tuna'nın tarih bilgisi mi matematiği mi yetmemiş ki bu türden trajikomik bir durum ortaya çıkmış? Tabii Tuna'nın "ahlakının" buna yetmemiş olması ihtimali de var ancak “Tekkeye mürid/camiye hoca aranılmayan” bir vasatta “ahlak” ne ola ki!

Geriye Salih Tuna'nın “Gazi Paşasının” ölüm tarihini bilmemesi gibi bir ihtimal kalıyor ki bunu söylemek şu konjonktürde çok ağır bir suçlama olur! Hem Salih Tuna öyle Pelikan çetesinin taze "Atatürkçü" hempaları gibi değil ki... Yeni dahil olduğu kimliğin cahili biri değil ki... Kendisi eskiden beri "Gazi Paşasına" "Gazi Paşa" diye hitap eden, Atilla İlhan okumuş, Ulusal Kanal'a falan çıkan biridir.

Salih Tuna gibilerin suçu İnönü’nün üzerine yıkıp Mustafa Kemal’i temize çıkarmaya çalışan tüm bu şark kurnazlıkları (Salih Tuna özelinde ‘acem oyunları’ mı demeliydik?) boşuna! Zira Leonard Cohen’in de dediği gibi Herkes biliyor, zarların hileli olduğunu… Herkes biliyor, geminin su aldığını/ herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini. Herkes biliyor Mustafa Kemal’i ve yapıp ettiklerini!

Salih Tuna’nın bahse konu yazısı:

Bu Ülkede Lafla Atatürkçü Olmayan İki Kişi Var

"İyi topçu ama devamlılığı yok" lakırdısı futbol yorumcularının vazgeçilmezlerindendir.

Kılıçdaroğlu bu tarz topçulara benziyor; hiç devamlılığı yok.

Uğrunda 4 tırnağını kaybettiği "FETÖ için adalet yürüyüşünde" tastamam gündeme oturmuştu.

Sonra öyle bir gündemden düştü ki, adeta yok oldu.

Bir gün siyasetten elini eteğini çekerse, Ciguli'nin "Çalgıcı Karısı Binnaz" şarkısı kadar bile hafızalarda kalmaz.

Hatta...

Gelecek kuşaklar, Nâzım Hikmet'in "İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu" eserinden mülhem "Kılıçdaroğlu Var mıydı, Yok muydu" yollu tartışmalar yapabilirler.

Bu haliyle, gidip gidip duran, vurdurmadan da çalışmayan aküsü bitik arabalara benziyor.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun hem devamlılığı yok hem de (mezkûr futbolcuların aksine) çok yeteneksiz bir siyasetçi.

Partisinin grup toplantısında dün yaptığı konuşma bunun en son örneği.

"Bütün kazançlarımız faiz lobisine gidiyor" dedi, iyi mi?

Gezi zekâlıların ayaklandığı dönemde, "faiz lobisi" kavramlaştırmasıyla dalga geçmeyene "yandaş" yaftası vuranların önde gidenlerinden biri de kendisi değil miydi?

Bir de, "Atatürk olmasaydı bizim minarelerimizden 5 vakit ezan okunur muydu?" dedi.

İsmet Paşa'nız, Gazi Paşa'nın yokluğunu fırsat bilmiş olacak ki, vefatının ardından tam 18 sene bu ülkenin minarelerinden ezan okunmadı. (O okunan "felah"sız şeyler ezan falan değildi.)

Aynı konuşmasında şunu da söyledi: "Şimdi bakıyoruz herkes Atatürkçü olmuş. Eyvallah, ne kadar güzel... Ama öyle lafla Atatürkçülük olmaz..."

Zaten...

Bu ülkede lafla Atatürkçü olmayan sadece 2 kişi var.

Biri Aydın Doğan'ın sakallısı diğeri de kendisi.

Biri "radikal İslamcılıktan" yola çıktı, Aydın Doğan'a garsonluğa "yükseldi."

Diğeri...

Kumpas marifetiyle elan hastanede yaşam savaşı veren Deniz Baykal'ın koltuğuna oturdu. (Yerinde olsam vicdan azabından uyuyamazdım, o nutuk irat ediyor.)

 

***

Peki, söylesin bize bakalım Kılıçdaroğlu; lafla olmayan Atatürkçülük nasıl oluyor?

Gladyonun 250 insanımızı katlettiği 15 Temmuz saldırısına "tiyatro" diyerek mi?

Türkiye'yi, "terörü destekleyen ülke" olarak uluslararası topluma jurnallemek için MİT TIR'ları "operasyonunu" düzenleyen FETÖ ile işbirliği içine girerek mi?

Bilumum Can'cıkların avukatlığına soyunarak mı?

İktidara gelmek uğruna müstevlilerin gözlerine bakarak mı?

PKK'lı teröristlere "hendekteki arkadaşlar" diyerek mi?

FETÖ'nün, PKK'nın umudu haline gelerek mi?

Heykel bekçiliği yaparak mı?

NATO'culuğu Atatürkçülük diye yutturarak mı?

Anlatsın bize Kılıçdaroğlu, nasıl oluyor lafla olmayan Atatürkçülük?

FETÖ kumpasıyla CHP koltuğuna oturarak mı?

Sabah

HABERE YORUM KAT

7 Yorum