1. YAZARLAR

  2. Hasan Cemal

  3. Mustafa Balbay günlükleri, Hasan Cemal günlükleri!
Hasan Cemal

Hasan Cemal

Yazarın Tüm Yazıları >

Mustafa Balbay günlükleri, Hasan Cemal günlükleri!

A+A-

Önce bir noktayı belirtmekte yarar var. Tempo24.com.tr’de yayımlanan Mustafa Balbay günlükleri, Ergenekon olayında dönüm noktalarından biri olabilir.
Şu nedenle:
Günlüklerin içeriği bu haliyle, Ergenekon davasında kapıyı ister istemez asker içindeki ‘2003-2004 darbe tertipleri’ne de açacak.
Bundan kaçınmak artık zor...
Bu tertiplerin ya da ‘darbeye teşebbüs girişimleri’nin ayrıntılı biçimde yer aldığı, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı, emekli Oramiral Özden Örnek günlükleri ile Mustafa Balbay’ınki birlikte okunduğu zaman birçok taş daha da yerli yerine oturuyor.
Bu nokta çok önemli.
Hatta Ergenekon olayının özünü oluşturan bir nokta olduğu da söylenebilir.
Bugün yazı konum bu değil.
Farklı bir şey yazmak istiyorum. Mustafa Balbay günlüklerinin gündeme oturmuş olması gayet normal. Her kafadan bir ses çıkması da şaşırtıcı değil.
Konuyla ilgili bazı televizyon programlarında, basın açıklamalarında benim adım da geçti, “Hasan Cemal’in de günlükleri vardı” diye...
Evet vardı.
Ama Hasan Cemal günlükleri, 1980 yılı sonbaharında 12 Eylül askeri yönetimiyle başlar, bazılarının sandığı gibi 12 Mart’ta değil.
Hasan Cemal 1960’ların sonlarına doğru, 12 Mart ve öncesinde günlük tutmadı. Hatta o dönemde yaşadığı bazı şeyleri yıllarca kendi kendine bile tekrarlamadı, unutmayı tercih etti.
Nedeni açıktı.
Bir parçası olduğu cuntasal hareket, Türkiye’yi darbeye götürmek için çalışıyordu. Bunun için Türkiye’de darbe ortamı yaratmaya dönük eylemlerin odağı gibiydi.
Hasan Cemal’in de yazı işleri müdürlerinden biri olduğu ve Doğan Avcıoğlu’nun yönettiği, İlhan Selçuk’un yazarlığını yaptığı Devrim dergisinde yazıyla, çiziyle asker kışkırtılıyordu.
Devrimci gençler ses getirici eylemler için kaşınıyor, seferber ediliyor, bu arada sağa sola da bomba attırılıyordu.
Darbe tarihi de belirlenmişti:
9 Mart! (1971)
Bu tarihte asker darbe yapacak, parlamentonun kapısına kilit vuracak, siyasal partiler kapatılacak, yani o zamanki deyişle ‘cici demokrasi’ sona erecek ve Türkiye ‘demir yumruklu bir dikta’yla ‘aydınlanma ve devrim yolunda’ ilerlemeye başlayacaktı.
Ama olmadı, yapamadık.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler son anda karşı tarafa geçince, bizim 9 Mart darbesi yattı.
Yerine 12 Mart darbesi geldi.
Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları hiyerarşi içinde iktidara el koydular. Hem bizi, yani ‘Madanoğlu cuntası’sı temizlediler, hem Başbakan Demirel’i devirdiler.
Demokrasi ve insan haklarının da canına okudu 12 Mart. Daha acısı, Deniz Gezmiş’ler için idam sehpaları kurdu askeri yönetim...
Özellikle bu acıyla kafam duvara çarptı. 1960’larda tutmuş olduğum yanlış yolu, Türkiye’nin daha iyiye gitmesi için askeri darbelerden medet uman tavrımı Deniz Gezmiş’lerin idamıyla gözden geçirmeye, kendi kendimi eleştirmeye ve ‘demokrasi kültürü’ edinmeye başladım.
O günlerde günlük tutmadım.
Tutamadım.
12 Mart öncesi yaşadıklarım uzun yıllar kendi içimde kaldı. Yaralar iyileşirken, acılar da küllendi.
Aradan ancak 28 yıl geçtikten sonra içimi artık dökebileceğimi anladım. 1999’da ‘Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım’ adını taşıyan kitabım böyle doğdu.
Mustafa Balbay’ın günlüklerini okurken bir çok şey bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti gitti.
Bu arada günlüklerin iki yeri, İlhan Abi’yi tanıdığım için bana biraz eğlenceli geldi.
İlhan Selçuk, zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’la bir görüşme yapar. Sonra, otuz küsur yıl önceki 9 Mart-12 Mart tecrübesiyle komutanlar hakkında Balbay’a der ki:
“Ürktüm... Değişik bir şey var. Bunlar kendi içlerinde farklı düşüncelere sahipler. Böyle olur. Geçmişte Faruk Gürler, Muhsin Batur... Gürler birden öbür tarafa geçti... Bunlar böyle olur. Aman dikkat!”
Yine İlhan Selçuk, aynı uyarıyı Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’a yaparken, aralarından şöyle bir konuşma geçer:
“İS: Tabii biz sizinleyiz. Ama sizi bölünmüş göstermek isteyenler var. Bu çok önemli.
ŞE: Ne dediğinizi çok iyi anlıyorum. Ona dikkat ediyoruz.     
İS: Ben çok şey yaşadım. 9-11 yaşadık, (9 Mart’la 12 Mart’ı kastederken, 1971’de KKK Komutanı Gürler’in son anda öbür tarafa geçip 9 Mart’ı yatırmasını anlatıyor, HC)Yani öyle bir şey olmasın isterim. Bir kez daha biz yenilen taraf olursak, hiç istemiyorum. Bundan korkuyorum.
ŞE: Korkunuzu anlıyorum, endişeniz olmasın. Ona dikkat ediyoruz.”
İşte böyle.
İlhan Abi hiç değişmedi.
Ben değiştim.
Dileğim, Cumhuriyet’te yıllarca birlikte çalıştığım Mustafa Balbay’ın da özgürlüğüne en kısa sürede kavuşması ve değişmesi...

MİLLİYET

YAZIYA YORUM KAT