1. HABERLER

  2. HABER

  3. "Müslümanlar Partileşmeye Yoğunlaştılar, İyi Olmadı"
"Müslümanlar Partileşmeye Yoğunlaştılar, İyi Olmadı"

"Müslümanlar Partileşmeye Yoğunlaştılar, İyi Olmadı"

Diriliş Postası'na konuşan Saatçi Musa, "Partileşme üzerine çok yoğunlaştılar. Bu iyi olmadı. Müslümanlar siyasi ve ekonomik güce kavuştu ama manevi, ahlaki istikametlerini kaybetmekle yüz yüze kaldılar." dedi.

A+A-

Türkiye'nin yakın tarihine mal olan partilerin mecliste değil de bir saatçi dükkanında kurulduğunu duysanız şaşırır mıydınız? Saatçi Musa olarak tanınan Musa Çağıl'ın küçük dükkanı, siyasi tarihimizin pek çok ünlü simasına, edebiyat üstadlarının sohbetlerine ev sahipliği yapmış.

Saatçi Musa deyince pek çok kişi hatırlayacaktır Musa Çağıl'ı ve 1970'lerin Ankara'sında entelektüel sohbetlerin merkezi olan, öğrencilerin sığınağı, partilerin, hükümetlerin kurulduğu mekanı; Saatçi Musa'nın dükkanını. Üstad Necip Fazıl'ın, Sezai Karakoç'un sohbetlerinin dinlendiği, Turgut Özal’dan Necmettin Erbakan'a pek çok tanıdık simanın gittiği dükkan 1980'lerde kapansa da Musa Çağıl hala Saatçi Musa...

Musa Amca ile Necip Fazıl’ın çıkardığı Büyük Doğu Dergisi’nden Milli Nizam Partisi’nin kuruluşuna, AK Parti’den Sezai Karakoç’a kadar can alıcı pek çok mevzuyu Diriliş Postası’ndan Bekir Fuat’a anlattı.

İşte o röportajın bir kısmı:

Büyük Doğu’nun Anadolu’daki yansıması nasıldı? Malatya’da İstanbul ve Ankara’dan bağımsız olarak nasıl bir atmosfer vardı?

Malatya ‘CHP’nin Kâbesi’ diye bilinirdi o zaman. Biz Büyük Doğu’yu gece 2’de tren garından alıp arkadaşlarla Malatya’da dağıtıyorduk. Yaşlıların dergiye intibak etmeleri mümkün değildi, ama biz gençler dergiden çok heyecan duyuyorduk. Dergi çevresinde bir fikir atmosferi oluştu. Sait Çekmegil, Fevzi Ömer, İbrahim Akçadağ, Hamit Fendoğlu gibi arkadaşlarla Malatya Fikir Kulübünü kurduk. Burada toplanıyor, Büyük Doğu’yu okuyor, fikri tartışmalar yapıyorduk. Büyük Doğu damarımıza basan, bizi çok etkileyen, heyecanlarımızı diri tutan bir dergiydi.

Bu mekânlardan yeşeren bir anlayış şimdi iktidara geldi; bir anlamda yüz yıllık rüya gerçekleşti. Bu sizi heyecanlandırmıyor mu?

Sistemin yetiştirdiği ateist ve Marksist bir grup Müslümanları sindirmişti AK Parti iktidarında, yıllarca. Bir de Gülen tarikatı. AK Parti’de çok yüz verdi onlara. Değerler inkıtaa uğradı. Şimdi düzeltmeye çalışıyorlar.

Bugün Müslümanları nerede görüyorsunuz?

Partileşme üzerine çok yoğunlaştılar. Bu iyi olmadı. Müslümanlar siyasi ve ekonomik güce kavuştu ama manevi, ahlaki istikametlerini kaybetmekle yüz yüze kaldılar. Mesela yoksul başarılı öğrencilere burs vermeleri için birtakım zenginlere gittim, trilyonluk adamlar ayda 100 milyon lirayı bile muntazaman yatırmadılar. Onun için biz neyi kaybettik bunu hatırlamamız lazım. Önceden daha fakir adam çok şey veriyor, daha fedakârca davranabiliyordu. Şimdi adam zengin oldu, o zenginliğini korumanın peşinde. Bu Müslüman ahlakı değil, kapitalist dünyanın getirdiği bir ahlaktır. Bir de ahlakı, maneviyatı konuştuk ama ekmek, iş, özgürlük gibi halkın gerçek gündemine yeterince eğilemedik. Aydınımızın toplumsal meselelerin çözümüne ilişkin ciddi önerilerinin olmaması da çok acıdır.

Saatçi Musa’nın gözünden

Erbakan

Erbakan’ın milli sanayiye çok büyük katkısı olmuştur. Çünkü odalar birliği mücadelesinde bizdeki milli sanayi teşvik edip Anadolu aslanlarını uyandıran adamdır Erbakan. Eğer rahmetli Erbakan 28 Şubat’ta ciddi tavır koyup dosyayı önlerine fırlatsaydı tarihin yönünü değiştiren bir kahraman olurdu. Erbakan bu fırsatı kaçırmıştır.

Nuri Pakdil

Nuri Pakdil, çelik bir adamdır. Billur bir adamdır. O gün nasıl dik duruyorsa aynı şiddet, aynı hiddet, aynı kıvam, kıyamda ve aynı bakışta devam ediyor. O, kıbleye bakarken mertçe, insanca duran bir adamdır. Yalnız yaşamayı seçti yıllarca. Bu doğru değil dedim ona, gençlerle görüşmen, konuşman lazım dedim, şükür görüşüyor şimdi.

Sezai Karakoç

Sezai zaten yalnız ve kendi tahtında oturan bir zat. Bir sürü mahrumiyete, sıkıntıya uğradı. Sezai zor adamdır yani. Zor kişidir. Türkiye’de dik duran ve safiyetini muhafaza edebilenlerden biri. Eserleriyle ortada.

Osman Yüksel Serdengeçti

Serdengeçti, tüm kitaplarını hapishaneye taşımıştı. Onların tamamını biz de okuduk. Osman Yüksel tam bir Anadolulu, fevkalade berrak, dosdoğru bir adamdır. Davayı en samimi yaşayan kim deseler Osman’dır derim. Osman Yüksel’in çıkardığı Serdengeçti dergileri muhteşemdi.

DEMİREL’İ DÜKKANDAN KOVDUĞU YENİ ŞAFAK’A ANLATMIŞTI

2009 yılında Yeni Şafak gazetesine verdiği röportajda Süleyman Demirel'i dükkandan kovduğu anlatan Saatçi Musa, o anları şöyle aktarmıştı:

“Muammer Dolmacı vardı, Tarım Bakanlığı Müsteşarlığı yapmıştı. Ortak dükkanları vardı bizim dükkana yakın. Demirel dükkana geliyor, İslami konular açılınca saçma sapan konuşuyor. “Sen milletin başına bela olacaksın, bir daha buraya gelme” diye kovaladım onu. Recai Kutan zaten arkadaşımız. Turgut Özal, Süleyman Arif Emre, Osman Yüksel Serdengeçti, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Fehmi Koru, Abdullah Gül… Oturup bir liste çıkarmadım kimler gelirdi diye. Mühim olan geride ne bıraktığımız.”

Kaynak: Haber 10 

Etiketler :

HABERE YORUM KAT