1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Müslümanlar, Kendi Yaralarını Saramadılar!
Müslümanlar, Kendi Yaralarını Saramadılar!

Müslümanlar, Kendi Yaralarını Saramadılar!

Müslümanlar toplumların başında bulunan yönetimi mekanizmaları, kendi göbek bağını kendi kesmek kabilinden, müdahale edememekte.. Çünkü, bu rejimlerin çok büyük bir kısmı, müslüman toplumların başına bizzat emperyalist odaklarca oturtulmuştur.

A+A-

Müslümanlar, Kendi Yaralarını Suriye’de de Kendileri Saramadılar.. 

Selahaddin E. Çakırgil

Dünya siyasetini de derinden etkileyen günlük hadiseler o kadar sür’atli gelişiyor ki, insanın herbirisini takib etmesi ve yorumlamaya kalkışması için bazan zaman ve imkanlar yetmeyebiliyor.

Mesela, Suriye’deki korkunç kanlı iç-savaşta, aylardan beri yapılan ‘kimyasal silah kullanıldığı’ idialarının artık reddi mümkün olmayacak şekilde belgelenmesi ve büyük kısmı çocuk olmak üzere, 1600 civarında insanın bu zehirli gazlarla ciğerlerinin kavrulup nefes alamaz hale gelerek can vermesi faciası..

Tabiatiyle, suçlamalar çok yönlü.. Kimileri, ‘Suriye Baas rejimi, muhalifleri karşısında çaresiz kaldığı için yapmıştır..’ diyor; kimileri de, ‘Suriye rejimi muhalifi güçler yapmıştır, rejim kendi vatandaşlarına niye kimyasal gaz kullansın ki?’ diyor. Suriye’nin (bir hristiyan arab olan) Dışişleri Bakanı Velîd Muallim ise, bir Amerikan gazetesinde geçtiğimiz günlerde yayınlanan makalesinde, ‘Hiç bir rejim kendi halkına kimyasal silah kullanmaz..’ diye, bir genelleme yapıyordu. Ki, (burada onun hristiyan arab olduğunu vurgulanmasının sebebi biraz sonra anlaşılacaktır ve ayrıca) bu iddiasının hiç bir tutarlılığı yok.. Çünkü, en azından, 20 sene öncelerde Saddam’ın, Irak’da kendi ülkesinin vatandaşlarına kimyasal gazları nasıl acımasızca kullandığı ve sadece Halebçe değil, Irak Kürdistanı’nda ve diğer muhalif hareketlerin ortaya çıktığı Duceyl gibi yerleşim birimlerinde de, binlerce insanın nasıl mahvolduğunun hâtırâları henüz unutulmadı. O zaman da, Saddam’ın en önde gelen yardımcılarından (bir hristiyan arab)  olan Tarıq Mihail Yuhanna Aziz’in, ‘Ülkemizi savunmak için gerekirse, kimyasal silah da kullanırız, bu silahlar hiç bir şekilde kullanılmayacaksa niye yapılıyor ki?’  şeklindeki ve şeklî mantık açısından çok da yabana atılamıyacak sözlerini hatırlamak yeter.. Saddam ve önde gelen birçok yardımcılarının idâm olunmasına rağmen, T. Mihail Yuhanna Aziz’in, sırf hristiyan olması hasebiyle Vatikan’ın devreye girip, 7- 8 yıl gibi bir hapis cezasıyla kurtarılmasını hatırlamakta fayda var.. Velîd Muallim de şimdi, bu açıklamaları yaparken, belki de yarınlarda başına nelerin gelebileceği- gelmiyebileceğini, T. M. Yuhanna Aziz örneğiyle gözönünde bulunduruyordur.

Bu satırların sahibi de, şahsen, elinde henüz hiç bir objektif delil olmasa bile, Suriye Baas rejiminin de tıpkı Irak Baas rejimi ve Saddam gibi savaşta hiç bir ahlâkî ve vicdanî sınır tanımayacak bir ideolojik yapıya sahib olduğuna inandığından, bu son kimyasal silah kullanımında da herkesten önce düşünülmesi gereken ilk muhtemel aslî fail olarak değerlendirilebileceğine inanmaktadır. Çünkü, Baas rejimleri, kemalist ideolojinin arab versiyonudur ve bu anlayışın savaşta kazanmak uğruna yapamıyacağı hiç bir yelin olmadığı, olamıyacağı kurucularının, öncülerinin açık söylem ve eylemlerinden de bilinmektedir. Kemalist rejimin de, 1937’lerde Dersim’de, dağların derunundaki dev mağaralarda saklanıp korunmaya çalışan sivil halktan binlercesinin üzerine kimyasal silahlar da kullandığının canlı şâhidlerini onyıllarca önce, bizzat dinlemiştir.

Haa, Suriye’de başkaları da kimyasal silah kullanamaz mı?

Zerre kadar İslam inancına sahib olan bir insanın, hele de sivil hedeflere karşı bu gibi silahları kullanamıyacağı düşünülmelidir. O gibi iman kaygusu taşımayanlar her yerde bulunabilir. Ancak, bu silahlar, binlerce insanın yaşadığı bir yöreye karşı kullanılmıştır ve böyle geniş bir alanı etkileyecek kimyasal gazlar, ancak ya füzelerle ya da uçaklarla atılabilir. Ve Şam’da bu kimyasal gazların atıldığı bölge, Suriye Baas rejiminin canla-başla destekçisi olmayan Şam’ın kenar semtleridir.

Suriye Baas rejimi, BM. gözlem ve soruşturma hey’etinin bölgeye gitmesine günlerce izin vermemiş ve muhtemelen, bir çok izler ortadan kaldırıldıktan sonra izin verdiğinde de, ‘Ancak, buradan ilerisine giderseniz, hey’etinizin can güvenliğini sağlayamayız..’ diyerek,  zâhiren güçlü gerekçelerle, o gözlemcileri yine engellemiştir. Geçmişte de, Saddam rejimi, İran-Irak Savaşı’nda, kimyasal gazları kullanır ve sonra da, ‘bu kimyasal gazları gerçekte İran bize karşı kullanmak istedi, ama, o sırada çıkan bir rüzgar, o gazları kendi siperlerinin üzerine götürdü ve kendi gazlarıyla kavruldular..’ gibi iddialarla saldırılarını faili mechul duruma getirirdi. Yani, aynı ideolojik temeli paylayan Irak ve Suriye Baasçılarının ortak tecrübeleri vardır.

Yazının Devamı…