Müslümanın da demokratın da başörtüsü ile imtihanı

22.02.2013 05:03

Faruk Beşer

Önce İslam'daki hükmüne bakalım:

'Mümin kadınlara da söyle, başörtüleri bağırlarındaki yırtmaçlarını örtsün'. (24/31). Yani bir başörtüsü var ve o kadının sadrındaki açıklığı örtecek şekilde olmalı. Kuran'ın dili açısından bunu farklı anlama mümkün değil, tarihte de hiç farklı anlaşılmamış. Bizim bazı akademisyenlerimizin; burada Allah'ın istediği şey bağrın örtülmesidir, başın değil, demeleri gülünçtür. Bu tıpkı; bir okul idaresinin, kızların etekleri diz kapaklarını örtmelidir, diye bir emir çıkarmasına karşılık bazı kızların, idarenin bizden istediği şey sadece dizkapaklarımızı örtmemizdir, yukarısı açık olabilir demeleri gibidir. Biri ne kadar anlamsız ise diğeri de o kadar anlamsızdır.

Bu ayette sözü edilen şey hımâr'dır, hımâr örtü demektir, burada başın örtülmesinden söz edilmemiştir, denmesi de yine bu kadar anlamsızdır. Kelimenin kökünde elbette örtme anlamı vardır, işte o kök anlamı ile ilişkili olarak Arap, örtünün sadece başa konanına hımâr demiş. Kur'an dilinde hımâr denince bu anlaşılır.

Hamr, yani şarap kelimesi de bu kökten gelir. Aklı örttüğü için ona da hamr demişler. İmdi, hamrı yasaklayan ayeti örtünün yasaklanması diye anlayamayacağımız gibi, hımârı da her hangi bir örtü diye anlayamayız, bu bir.

İkinci olarak, Allah Rasulü'nün toplumu, sahabe ve onları izleyenler günümüze dek bu emri hep başın örtülmesi diye anlamış ve öyle uygulamışlar. Hiçbir İslam âlimi bundan farklı bir anlam çıkarmamış. Dolayısıyla, kadınların başlarını örtmeleri gereği İslam'ın mütearifesidir, manevi tevatürdür. Böyle meselelere zarurat-ı diniyye, yani dinden olduğu zorunlu olarak bilinen, şüphe edilmeyen hususlar denir ve bunların inkârı küfürdür.

Üçüncü olarak bir başka ayeti kerimede daha mesele açıklığa kavuşturulur: 'Müminlerin hanımlarına söyle cilbablarını üstlerine alsınlar…' (33/59). 'Cilbab' dini bir simge olarak, kadının mümin olduğunu gösteren ve dışarı çıktığında giydiği üstlüktür. Kadının 'üzeri' omuzlarından başlamayacağına göre, başı da örtüleceği yerler arasındadır.

Bunu uygulamayan bayanlar bir farzı terk etmiş olurlar, ama karşı çıkılması ve reddedilmesi sadece bir farzın terki değildir.

Gelelim demokrasi müminlerine

İnsanlar tarihi tecrübeleriyle toplumu düzenlemede ve adaleti gerçekleştirmede belli aşamalar kat etmişlerdir. Bu aşamaların gelinen en olumlu noktası demokrasidir. Bir zamanlar bir düşünürün şöyle bir sözünü okumuştum: 'Demokrasi en iyi ikinci yönetim biçimidir. Birincinin ne olduğunu ise bilmiyorum'. Ve demokrasinin asıl övündüğü alan, insan haklarına vurgusudur. Bu da beraberinde özgürlükleri getirir.

Özgürlük sihirli bir kavramdır ve onu istemeyen kimse olmaz. Ne var ki, sınırsız özgürlüğün olamayacağı da yine akıl ve tecrübe ile sabittir. Bu sebeple hukuk sistemleri özgürlüklerin sınırlandırılması gereği üzerinde ittifak ederler. Ancak hangisinin ne kadar sınırlandırılacağı konusu ihtilaflı olmaya devam edecektir.

Demokrasiyi kabul edenlerin şu yargıyı da kabul edecekleri açıktır: İnsan başkasına zarar vermedikçe özgür olmalıdır. Bunu biraz değiştirirsek İslam açısından da doğru bir şey söylemiş oluruz: İnsan kimseye zarar vermedikçe ve yeryüzünde fesat çıkarmadıkça özgürdür. Çünkü insan kendisine de, tabiata da zarar verme özgürlüğüne sahip değildir.

Sonuç: Halen yükselen değer olan demokrasiyi ve insan haklarını kabul eden, ya da Müslüman olduğunu söyleyen hiç kimse bir kadının inancı gereği başını kapatmasına karşı olamaz. Başörtüsünün birine zarar vereceği düşünülebilir mi? Aksine kadının saçını toplu tutar ve oraya buraya düşmesini önler.

Bizler bu zulmü sürekli gördüğümüz için kanıksıyoruz. Ama hem insan hakları hem İslam karşıtı bu uygulama korkunç bir işkencedir ve artık sadece Türkiye'de kalmıştır. Tunus vardı ve hatasını anladı. Uygulanacağı alan da kamusal alandır. Çünkü kadın zaten evinde barkında tam tesettürlü olmak zorunda değildir.

Müslüman Müslümanca davranmalıdır, insan haklarına saygılı bir demokrat da bunun gereğini yapmalıdır. Bu ikisinden de olmayanlara başka bir ad bulmak zorundayız.

YENİ ŞAFAK

 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim