’Müslüman Toplumlar Olgunluktan Yoksun’ mu?

24.09.2013 21:33
’Müslüman Toplumlar Olgunluktan Yoksun’ mu?
Emperyalist güçler, devamlı olarak, müslüman toplumların aleyhine işlenecek her türlü entrikalar için himaye ve destek planları hazırlarken müslüman toplumların olgunluk yoksunluğundan söz etmek…

Selahaddin E. Çakırgil

Sahi, ’Müslüman Toplumlar Olgunluktan Yoksun’ mu?

C.Başkanı Abdullah Gül, BM. Genel Kurul çalışmalarına katılmak üzere gittiği New York’da 22 Eylûl günü yaptığı açıklamada, ’İslam dünyası, kendi problemlerini kendisi çözecek olgunlukta değil..’  demiş.. İlk planda doğru gibi gözüken bir değerlendirme denilebilir.  

Çünkü, müslümanların çoğunluklu olarak yaşadıkları toplumlardaki sosyo-politik durum ortada.. Keza, ekonomik durum da ortada.. İran, Irak ve S. Arabistan gibi ülkeleri ayırırsak, petrol zengini olan diğer rejimlerin küçücük nüfuslara sahib olduğunu ve bu küçücük  şeyhliklerin, emirliklerin saltanatlarını nasıl sürdürdüklerini tekrara gerek bile yok.. Müslüman coğrafyalarının büyük kısmı ise, dünyadaki ekonomik sınıflandırmalar açısından bakıldığında büyük çapta fakirlik çizgisi altında.. Esasen, dünyadaki 1,5 milyara yakın olan -yani, dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan- müslümanların ekseriyette yaşadığı ülkelerin yıllık gayrisafî millî hâsılaları, yazık ki, 55-60 milyonluk bir Fransa’nın yıllık GSMH kadar bile olmuyor. Bu konuda bir de petrol üretimini bir kenara bırakırsak, tablo daha da içler acısı bir tablo oluşturur.

Demek ki, ortada çok çarpık, dengesiz ve adâletsiz bir durum var.

Ancak, bu tabloya bakarak, müslüman toplumların kendi problemlerini halledecek olgunlukta olmadığı şeklinde bir tesbite ulaşmak ne kadar doğrudur?

Çünkü, bu toplumların hemen tamamı, hele de son 200 yıl boyunca, emperyalist-şeytanî güçlerin boğazına kemend geçirdikleri ve sonra da, herbirisinin başına, dilleri ve derilerinin renkleri yerliler gibi olan, ama, duygu, düşünceleri ve zevkleri, kalb ve beyinleri emperyalistlerin isteğine ayarlanmış, yönetim anlayışları açısından, diktatöryal yapıdaki dayatmacı, zorba kişi veya kadrolar oturtulmamış mıdır?

Böylesine boyun eğdirilmiş, susturulmuş, ezilmiş, duygu ve düşünceleri resmî ideolojilere göre şartlandırılmış toplumlarda bir olgunluktan söz edebilmenin imkânsızlığı ortadadır. Ama, bundan dolayı, müslüman toplumlar nasıl suçlanabilir?

Asıl suçlanması gerekenler olarak..

Emperyalist güçlerden insaf ve adâlet bekleyemeyeceğimize göre, onları suçlamayalım. Onlar, fıtratlarının gereğince amel ediyorlar ve düşmandan şifa beklenecek de değildir.

Asıl suçlanması gerekenler, en azından, bu toplumların başında bulunan yönetici kişi-kadro veya sınıflardır.

Eğer, müslüman toplumlarında gözlenebilen bir olgunluk yoksulluğundan sözedilecekse -ki, böyle bir durum elbette vardır-, bunun aslî sebebi, müsebbibi ve sorumlusu, bu müslüman toplumların yönetimini haksız olarak, zer ve zor (altın/ servet ve silâh) gücü ile, entrika ile, darbelerle ele geçirmiş olan ve bu toplumlara, istemedikleri bir hayatı dayatan sulta ve saltanatları sahibleri ve de, kendi toplumlarının tepesinde, emperyalist güçlerin temsilcisi olarak bulunan zorbalar güruhudur. 

Keşmir, Filistin, Cezayir, Afganistan, Moro, Bosna, Sudan, Kosova, Tacikistan, Kırgızistan, Çeçenistan, İran, Irak, Yemen  ve son olarak Suriye’de akan bunca kan, İslam’ın ve müslümanların suçu mu; yoksa, emperyalist güçlerin ’Cehennem, yani diğerleri..’ anlayışına uygun bir dünya görüşüne sahib olmalarının sonucu mu? Onlar kanlı ellerini çekseler, bu kanlı boğuşmaların hemen hiç birisi en azından bu çap ve derinlikte meydana gelmezdi..

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim