1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Muş Özgür-Der’de “Millilik ve Yerlilik” Konuşuldu
Muş Özgür-Der’de “Millilik ve Yerlilik” Konuşuldu

Muş Özgür-Der’de “Millilik ve Yerlilik” Konuşuldu

Özgür-Der Genel Sekreteri Musa Üzer, Muş Eğitim-Bir-Sen seminer salonunda “Millilik ve Yerlilik” başlıklı bir seminer sundu.

A+A-

Millilik ve yerlilik gibi olguların modern döneme ait birer olgu olarak ortaya çıktığını söyleyen Üzer, bağımsız ve statüko dışı bir çizginin temsilcisi olduğuna inanılan İslamcılığın değişik mahfiller ve unsurlar eliyle zaman zaman hizaya getirilme çabasına şahit olunduğuna dikkat çekti.

Bir nevi yola, hizaya getirme çabası olan kökü dışarıdalık argümanının teorik zemininin de süreç içerisinde oluşturulduğunu bunun isminin de “yerlilik ve millilik” tezi olduğunu belirten Musa Üzer, İslamcılığın gelişip büyüdüğü 80’lerde zayıf, utangaç bir şekilde savunulan daha çok da hor ve hakir görülen “milliyetçi kesimlerin” kullandığı bu yaklaşımın 28 Şubat darbe sürecinde ciddi anlamda İslamcı mahallede kullanılmaya başlandığını hatırlattı.

“Ulus”un dini tecrübesinde İslam öncesi sürece gitmek için çok uğraşıldığını lakin çok da başarılı olunamadığının altını çizen Üzer, 1940’ların Kemalist-milliyetçi söyleminde ise yerlilik otantik özlemin ifadesi olarak yansıdığını, farklı ideolojik hareketlerin örneğin sol-sosyalistlerin de gündeminde yerlilik ve millilik meselesinin olduğunu belirtti.

Musa Üzer, Müslümanların kabul etmesi için milliyetçi-muhafazakârların geliştirdiği yerlilik düşüncesinde genel olarak bunun modernleşme ile ortaya çıktığını, Batılılaşma, yabancılaşma karşısında kendine sahip olacağı değerler belirleyip bunları koruma çabası olarak da görüldüğünü vurgulayarak “Devlet”in ise bu düşüncede yerliliğin temel direği olduğunu, hatta asli kurucu unsur olarak algılandığını, bu topraklarda gaza ve mücadeleler sonucu oluşturulan devlet ve onun meydana getirdiği “millet”e ait olan bütün hâsılanın yerli ve milli olarak ifade edildiğini, bunun son evresinin ise ‘milli mücadele, istiklal savaşı, bağımsızlık ruhu, yedi düvelle savaş, Batı/Hristiyanlıkla mücadele meselesi’ gibi terkipler üzerinden ortaya konulduğunu aktardı.

Yerliliğin mekân/coğrafya kadar tarih/zaman ve bağlam ile de ilgisi bulunduğunu belirten Üzer, yerlici düşüncenin Müslümanlığın zorunlu hallerinden olan İslamcılığın ümmet söylemine de anti-evrenselcilik bağlamında karşı çıktığını belirtti. Yerli ve milli olmayanların bazen Batıcı, laik, sol unsurlar, kişi ve kültür parçaları olduğunu, bazen ise yerli ve milli olmayanlar aynı inanç dairesi içerisinde yer almasına rağmen yine Türk olma bahtiyarlığına erişmeyen Müslümanlar olarak görüldüğünü belirten Üzer, “Örneğin Araplarla olan farklılığa meşruiyet kazandırma gerekçesi olarak onların ‘Selefi’ kültüre dayandığı oysa Anadolu ruhunun ise ‘tasavvufa’ dayandığı tezi öne çıkarılarak yerli ve milli daire korunmaya çalışılır.” dedi.

Yerlilik ve millilik bütün karmaşık ve eklektizmine rağmen son kertede etnosentrik ve antroposentrik bakışın hasılası bir değer ortaya çıkardığını belirten Üzer, burada dominant unsurun herkesten farklı, biricik, özerk, ulusal, milli olduğunu ortaya koyacak değerler alanının içerisinde yer alanlar ve dışında kalanları tespit meselesi olduğunu “Gönül coğrafyasına” ilişkin yani yerlici ve millici olanların sevmediği o “ümmet” unsurlarıyla ilişki ise “mazlumların hamisi” rolüyle doldurulduğunu belirtti.

 Yerlilik ve millilik arayışlarının son kertede nasıl bir kişilik, daha doğrusu Müslüman şahsiyet ortaya çıkardığını sorgulamak mecburiyetinde olunması gerektiğini hatırlatan Üzer, ortaya çıkan hasılanın Rabbimize kulluk denkleminde nasıl bir karşılığının olduğunun muhakemesini, muhasebesini yapma zorunluluğunun bütün Müslümanlar için geçerli olduğunu hatırlatarak yerlilik ve millilik meselesinin aynı zamanda bir kimlik ve referans problemi olduğunu söyledi.

Son olarak Üzer son dönemde Mustafa Kemal üzerinden yapılan tartışmalara tekrar değinerek bizim Kemalizm’le sorunumuzun akidevi olduğunu siyasal-sosyal, kültürel, tarihsel örnekler üzerinden aktararak İslam’a ait her şeyi hayattan silmeye çalışan kişiler için taktik nedenlerle bile olsa rahmet dilemenin yanlış olduğunu söyledi.

Program sorular bölümünün ardından sona erdi.

3-(1)-012.jpg

HABERE YORUM KAT