1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. MUŞ

  4. “Muş Evet Platformu” Irkçı Hollanda’yı Telin Etti!
“Muş Evet Platformu” Irkçı Hollanda’yı Telin Etti!

“Muş Evet Platformu” Irkçı Hollanda’yı Telin Etti!

Muş Belediyesi önünde bir araya gelen Sivil Toplum Kuruluşlarının oluşturduğu “Muş Evet Platformu”, bir basın açıklamasıyla Hollanda’nın Türkiye’yi aşağılayıcı tutumunu protesto etti.

A+A-

“İslami Hareket Engellenemez!”, “Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın!”, “Uyan, Diren, Özgürleş!”, “Kahrolsun Emperyalist Hollanda!”, “Kahrolsun Emperyalist Almanya!” vb. sloganların okunduğu ve tekbirlerin getirildiği basın açıklamasının tam metni:

“Ülkemiz son yüzyılın en önemli seçimlerinden birine girerken dost ile düşmanın, yalan ile gerçeğin, geçmiş ile geleceğin iç içe yaşandığı tarihi anlara şahit oluyoruz. Düne kadar Ülkemizi hiçbir uluslararası anlaşmada taraf olarak kabul etmeyen, bölgesel politikalar söz konusu olduğunda bizi kaale almayan, medeni bir toplum olarak görmediği için ikinci sınıf vatandaş muamelesi yaparak gurbetçilerimize hayatı zindan eden Avrupa, Büyük Türkiye ülküsüne bir adım daha yaklaşan Türkiye’yi tek gündem maddesi haline getirmiş, bize karşı yapmış olduğu düşmanlıkta vites yükseltmeye başlamıştır.

Avrupa’da İkinci Dünya Harbinde toprağa gömüldüğü düşünülen ırkçılık, hatırlayacağınız gibi 1994 yılında Ruanda katliamında sömürgeci katil hüviyetinde yeniden hortlamıştı. Fransa, Belçika ve Almanya gibi ülkelerin entrikaları sonucu Ruanda’da 100 gün içerisinde tam 800 bin insan palalarla doğranmıştı.

Kendilerinden olmayanlara köpekleri kadar değer vermeyen Avrupa’daki bu faşist kafa, bundan tam bir yıl sonra, bu defa Bosna Hersek’te gösterdi vahşi yüzünü ve 1995 yılının Temmuz ayı içerisinde tam 8372 Boşnak, Hollandalı askerlerin gözleri önünde vahşice katledildi.

Avrupa’nın tek dişi kalmış ırkçı canavarının karada sebep olduğu katliamlar, hırsını tatmin etmeye yetmedi. Katliamları bu sefer Akdeniz’in karanlık sularına taşındı. Aş ve iş umuduyla Suriye, Tunus, Libya, Cezayir, Fas, Mısır gibi İslam ülkelerinden yola çıkan yüzbinler, bizzat Avrupalı denizciler ya da Sahil Güvenliği tarafından sulara gömüldü.

Ülkemizin bir kadın Bakanı, Hollanda polisi tarafından büyük bir haksızlığa ve terbiyesizliğe maruz bırakılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da yerinde ifadesiyle “Nazi Artığı Hollanda”, tüm diplomatik nezaketleri aşan bir hakarette bulunmuş, bir bayan Bakanımızın konvoyunu durdurmuş, beraberindeki bazı bayanları da ellerini kelepçelemek suretiyle sınır dışı etmiştir. Hiçbir fiili harekette bulunmayan ve en küçük bir taşkınlık yapmayan kardeşlerimiz; gözleri dönmüş atlar ve kudurmuş Alman kurt köpekleri tarafından taciz edilmiştir. At izini it izine karıştıran Hollanda polisi, tüm uyanıklığına rağmen kendi ayak izlerini suç mahallinde unutmuştur. Diplomatik pasaport sahibi olduğu için dokunulmazlığı bulunan, ayrıca kendisi de seçilmiş bir milletvekili olan, Ülke toprağımız sayılan Konsolosluğumuza girmekten başka bir amacı olmayan Bakanımız, “Almanya’ya geri dönmezse şayet tutuklanmakla” tehdit edilmiştir. Bugünden tezi yok, kendi ırkını efendi, başkalarını parya gören bu zihniyete karşı duracağız! Sözde demokrasinin beşiği yaşlı Avrupa’nın sırtında bir kara kambur taşıdığını her zeminde haykıracağız!

Ülkemiz üzerinde etap etap geliştirilen operasyonlar icra edilmektedir. Bu ülkenin gelecek perspektifi ve büyük devlet olma potansiyeli ne kadar yüksektir ki ileriye doğru attığı her adımda yeni bir komplo ile karşılaşmaktadır. Biz Avrupa’nın derdini biliyoruz. Frankfurt havaalimanı, İstanbul’a yapılacak 3. Havaalanı ile birlikte artık tarihe karışacaktır. Dünyanın en önemli piyade tüfeği ihracatçılarından Hollanda, milli piyade tüfeğimiz ile birlikte pazar kaybı yaşayacaktır. Kanal İstanbul ile birlikte Türkiye muazzam gelir elde edecektir. Londra’dan Çin’e uzanan demiryolu inşaatı ile dünyanın en önemli ticaret yollarının kontrolü Türkiye’de olacaktır. Nabucco projesi ve Türk Akımı sayesinde Avrupa’nın enerji koridoru Türkiye’nin denetimine geçecektir. Sizce onların seveceği Türkiye bu Türkiye olabilir mi? Tarihin şanlı sayfalarından çıkıp gelen heybetli Kanuni, İstanbul’un semalarında maneviyatı dolaşan Fatih, Söğüt dağlarında obalarını kurmuş olan Ertuğrul, Payitahtta yeniden ismini fısıldadığımız Abdülhamit’in hayırla yad edildiği bir Türkiye, onların seveceği bir Türkiye olabilir mi?

Kimi zaman ağaçları bahane edip geziye çıktılar, kimi zaman tırları bahane edip MİT mensuplarına pusu attılar, kimi zaman yolsuzluk deyip bakanlara operasyon çektiler, kimi zaman kredi derecelendirme kuruluşları eliyle ekonomik saldırıya geçtiler; en sonunda gözlerini karartıp 15 Temmuz işgal kalkışmasında bulundular. Allah’a hamdolsun, hiçbirinde başarılı olamadılar. Bu sefer ülkemizin büyük yürüyüşüne çelme takmak için bir yandan Amerika bir yandan Avrupa harekete geçti ve bazen içeride bazen Suriye’de bazen de Avrupa’da ayak oyunları ile bizi alt etmeye kalkıştılar; Ancak:

Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam, külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır!”

Bugün Hollanda cenahından maruz kaldığımız utanç verici muamele, Avrupa’nın ölümcül bir hastalığa yakalandığının en açık göstergesidir. Sizlere ömür Avrupa, bir sonraki aşamada tarih sahnesinden çekilecek ve Allah’ın izni ile “giden şanlı akıncı o gün yurduna dönecektir”. Avrupa tel tel çözülmektedir. Yıllarca gösteri ve yürüyüş hakkından bahseden, her fırsatta insan hakları ve hukuku konusunda bize parmak sallayan, yıllarca yayınladıkları raporlarda ülkemizi geri kalmışlıkla ve hak ihlalleri ile suçlayan tatlı su demokratı Avrupa, bugün sınıfta kalmıştır. Romanları, Yahudileri, yaşlıları, zayıfları ve engellileri krematoryumlarda yakan Nazi ruhu, ne yazık ki Avrupa’nın kalıcı karakterine dönüşmek üzeredir. İkinci dünya harbinde Hollanda’da her türlü katliam ve tecavüzde bulunan SS subayları Hollanda polisi kılığında Rotterdam sokaklarında cop sallamaktadır. 1989 yılında yıkılan Berlin Duvarı’nın yerine bugün birçok Avrupa ülkesinde tel örgüler çekilmektedir. Gaz odalarına gönderilen savaş esirlerine yapıldığına benzer şekilde bugün Danimarka’ya giren Müslüman mültecilerin bileziklerine, kolyelerine, küpelerine, saatlerine el konulmaktadır. Daha dün Suriyeli mültecilerin üzerine idrar bırakan, iki kuruş para vermek için onların köpekler gibi dört ayak üzerinde sürünmelerini emreden, kucağında küçük çocuğu ile polisin elinden kurtulmaya çalışan Suriyeli bir babaya çelme takıp düşüren kadın gazetecileri içinde barındıran faşist Avrupa, Orta Çağ barbarlığını yeniden kuşanmak üzeredir.

Elbette öfkeliyiz, doluyuz; ancak büyük devlet geleneğine sahip olanlar öfke ile değil, sağduyu ile hareket ederler. Halkımızı sağduyu içerisinde tepkiler vermeye davet ediyoruz. Hollanda Büyükelçilikleri, turizm acenteleri, ticaret merkezleri, eğitim müesseseleri bize emanet edilmiştir. Ülkemizde misafir olan Avrupalılara karşı asgari medeni ilişkilerimizi muhafaza etmek, bizlere yakışan davranıştır. Bizden duygusal tepkiler vermemizi bekleyen ırkçı siyasetçiler bütün bir Avrupa’da erketeye yatmış beklemektedirler. Bu ırkçılar bizim taşkınlıklarımızı gerekçe gösterip Avrupa’daki Müslümanlara hayatı zindan etmek için fırsat kollamaktadırlar. O sebeple çok güçlü, ama çok demokratik tepkiler koymalıyız.

Bu aziz millet yaşlı Avrupa’ya gerçek dersini 16 Nisan 2017 tarihinde verecektir. Avrupa’nın çoktandır unutmuş olduğu okkalı Osmanlı tokadı, sandıklarda patlayacak olan EVET oyları ile şu an akıl tutulması yaşayan hasta adam Avrupa’yı uykusundan uyandıracak, aklını başına getirecektir.

Hollanda’nın Ülkemize ve Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız ile devlet adamlarımıza yönelik utanç verici bu muamelesini şiddetle kınıyoruz. Bunları asla tasvip etmediğimiz gibi bundan sonra bu tür ahlaksızlıklara çok daha sert şekilde karşılık vereceğimizi ilan ediyoruz. Allah, İslam dünyasının hamisi olan bu aziz milleti ve bu büyük ülkeyi ilelebet payidar eylesin! Allah hepinizden razı olsun!”

mus-2-001.jpgmus-1-001.jpgmus-3.jpg

HABERE YORUM KAT