1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Mursi'nin Danışmanı: Mısır'da Darbe Şubat 2011'de Yapıldı
Mursi'nin Danışmanı: Mısır'da Darbe Şubat 2011'de Yapıldı

Mursi'nin Danışmanı: Mısır'da Darbe Şubat 2011'de Yapıldı

Darbe direnişi sırasında Rabia'tül Adeviye Meydanı'nda kızı keskin nişancılar tarafından vurulan Mursi'nin danışmanı Ahmed Abdulaziz, "darbenin iki yıl önce planlandığı"nı söyledi

A+A-

Hüsna Bilgin / Dünya Bülteni

Mısır'da darbe ile görevden alınarak tutuklanan cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin basın danışmanı Ahmed Abdulaziz ile darbe öncesi ve sonrası Mısır'da yaşanan olayları ve Mısır halkının darbeye karşı direnişini konuştuk. Darbe direnişi sırasında Rabia'tül Adeviye Meydanı'nda kızı keskin nişancılar tarafından vurulan Abdulaziz, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Hüsna Bilgin: Mısırda meydana gelen askeri darbenin aslı nedir?

Ahmed Abdulaziz: Mısırda askeri darbe 3 Temmuz 2013 tarihinde olmadı. Asıl darbe Mısır’da 11 Şubat 2011 tarihinde gerçekleşti. Bizler, ordu hüsnü mübarek’e müdahale edince devrim gerçekleşti zannettik ama o gün olan devrim değil, darbeydi aslında. Çünkü ordu yönetimi ele geçirmişti ve bundan vazgeçmeye niyeti yoktu. 11 Şubat tarihinden beri yapılacak olan seçimler, değişecek olan yönetim, sivil hükümet gibi pek çok şey 6 ay boyunca planlandı ancak hiçbiri gerçekleşemedi. Bu noktada darbe sekteye uğradı. Anlaşıldı ki ordunun asıl sorunu, yerine oğlunu getirmek isteyen Hüsnü Mübarek’ti. Devletin başına hüsnü mübarek’in oğlu dahi olsa sivil birinin gelmesi kabul edilemezdi. Buna karşılık ordu, halkın öfkesini ve meydanlara dökülüşünü görmezden gelemedi.

Peki, ordu halktan böyle bir direniş bekliyor muydu?

Kesinlikle bekliyordu, bu onlar için altın bir fırsattı. Kendisi bir şey yapmadan fırsat ayağına geldi. Çölde aç susuz kalmış birine gökten bir sofra inmesi gibi düşünün. Bu anlamda 2011 yılının ocak ayında başlayan halk direnişi bir devrim niteliğindeydi. Ocak devrimi sonrası ordu yönetimi ele geçirdiğinde, işte bu tam olarak bir darbeydi. Bu yüzden darbe Mısırda 3 Temmuz’da değil, Şubat 2011de gerçekleşti. Akabinde askeri meclis neredeyse her hafta düzenlenen, milyonların katıldığı gösterilerin ve halk baskısının altında kaldı. Tüm bunlar halkın öfkesini dindirmek için mecburi olarak seçime gidilmesine işaret ediyordu. Ordu böyle bir durumda halkla karşı karşıya gelmek istemiyordu. Sonrasında seçimler yapıldı, sizin de gördüğünüz gibi çoğunluğu İslami gruplardan özellikle Müslüman kardeşlerden oluşan bir parlamento geldi. Ardından başkanlık seçimleri yapıldı ve Doktor Muhammed Mursi cumhurbaşkanı seçildi. Bu esnada ordu; yeni bir başkan gelir, halk her gün farklı bir sorunla karşı karşıya kalır, yeni bir parlamento gelir ve ben (ordu) hepsine birden hükmederim diye düşünüyordu. Ancak başkan Mursi, bunu kabul etmedi. ‘ben halkın iradesiyle geldim ve sadece halka hizmet etmem gerekir’ diyen Mursi, bu noktada sorun teşkil etmeye başladı. Akabinde ordu bir karar aldı: yumuşak ya da kanlı, nasıl olacaksa olsun bir darbe gerçekleşmeliydi. Darbe birkaç açıdan planlandı. İlk olarak devlet mekanizması hedeflendi. Şayet başkanın ve hükümetin aldığı kararlar, yetkililer tarafından uygulanmazsa, bu yönetimin acizliğine ve başkanın yönetimi iyi idare edemediğine delalet edecekti ki istenilen de buydu. İkinci olarak ise basın ve medya hedefteydi. Medya, gayrı ahlaki bir dil kullanıyordu. Mursi karşıtları medyanın bu gücüne dayanarak cumhuriyet sarayının duvarlarına başkan Mursi’yi hedef alan küfürler yazdılar. Tüm bunların karşısında, başkan Mursi kendisini ifade etmek için onlarla biraraya gelip konuşabilirdi ama bunu yapmadı. Bu onun aciz ya da zayıf olduğu anlamına gelmiyor. Uzun yıllar süren baskı ve zorbalığın gölgesinde, Mısır halkı yeterince özgür değilken, halkın hürriyeti kısıtlanmışken, Mursi medyaya kendisini değil, halkını rahat bırakmasını söylüyordu. Mısırlıların adım adım bu değişime alışarak daha baskın ve daha şuurlu olacağına inanıyordu. Bu sebeple kendi maslahatı için medyayı asla kullanmadı. Darbe devam ediyor, sistemli işliyor ve gizli yürütülüyordu.

Mısırda darbe süreci ne zaman sona erer?

Şu an insanlar Mısırda darbe olduğunu düşünüyorlar ancak darbe 3 Temmuz günü sona erdi aslında. Çünkü başkan Mursi darbeyi kabul etmedi. Sorun biraz da buydu. Darbe, yapıldığı gün sonlandı diyebiliriz. Çünkü seçilmiş başkan Muhamed Mursi görevinden istifa etmemiş ve defaatle darbeyi tanımadığını ifade etmişti. Bu onun iktidarı sevdiğinden değil, bilakis eğer bu darbe girişimi başarılı olursa, işlerin artık bu şekilde devam edeceğini bilmesinden kaynaklanıyor. Üç ayda bir askeriye yönetime el koyar, başkan sarayından çıkarılır ve kendisine ‘sen git yerine ben geleceğim’ denilir. Ve olay böylece tekrar eder. Mursi bunu bildiği için darbeyi kabul etmedi ve görevinden vazgeçmedi.

Halk da bunu bildiği için başkanına sahip çıktı diyebilir miyiz?

Darbenin çirkin yüzüne rağmen güzel şeylerden bahsetmek mümkün mü?

Elbette, hatta şu an darbe çok kötü bir şey değil aksine güzel bir şey.

Darbenin insanları uykularından uyandırdığını mı kastediyorsunuz?

Evet, Mısır şu an daha iyi durumda. İnsanlar daha bilinçli. Halk mevcut sorunların asıl nedenini ve ordunun gerçekte ne istediğini sorgulamaya başladı. Ordunun bu darbeyle gözettiği tek şeyin kendi menfaati olmadığını aynı zamanda İsrail’in de çıkarları doğrultusunda hareket etiğini fark ettiler.

Harici ve dahili menfaatler. Bunu biraz açar mısınız?

Mısır ordusu, Enver Sedat’ın 1977 yılında İsrail ile imzaladığı Camp David anlaşmasından sonra Sina’yı silahsızlandırdı. Yani Mısır anlaşmadan ötürü o bölgede silah bulunduramaz hale geldi. Mısır ordusu, tüm silahlarını Amerika’dan temin eden bir oluşum haline geldi zira bu durumda bir devletten bahsetmek zor olacak. Ordu hücum değil savunma yapmaya başladı. İsrail’e savaş açmak istese bunu yapamaz çünkü mevcut silahları kullanma yetkisi yok. Buna binaen açıkça söyleyebiliriz ki ordunun dahili ve harici olmak üzere iki hedefi vardı. Birinci yani dahili hedefi; ülkeye hakim olup imtiyazı elinde bulundurmak. İkinci yani harici hedefi ise; Amerika ve İsrail’e hizmet eden bir strateji izlemek. Öte yandan halk ortaya konan her iki hedefi de reddetti. Seçilmiş bir başkanları ve kurulmuş bir hükümetleri olduğunu, kendilerini bir yabancının yönetmesini istemediklerini meydanlara inerek ilan etti. Bu şuur zamanla Mısırın dört bir yanında yayılmaya başladı. Şu an küçük kasabalarda dahi gösteriler düzenleniyor. böyle bir şeyi kim tahayyül edebilirdi ki? Allaha Hamdolsun, bu yüzden Mısır’ı şu an eskisinden daha iyi görüyorum. Şayet Mısırda refah seviyesi yüksek ama halk her şeyden bihaber olsaydı, şüphesiz ki Mısır asıl o zaman bedbaht bir halde olurdu.

Mursi’nin görevden alınmasına yönelik ne söylemek istersiniz?

Size bir örnekle anlatayım bunu. Müslüman bir kadın Müslüman bir adam ile İslami kurallar dahilinde camide evlenir. Peki ondan ayrılmak istediğinde kiliseye gidebilir mi? Gidemez. Aynı yolu izlemesi gerekir. Mursi sandıkla ve seçimle başa geldi. Eğer gidecek olursa bu yine sandıkla ve seçimle olacaktır. Halk getirdi, gönderecek olan da halktır.

Ve kızınız Habibe… (rahimehallah)

Habibe Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Amerikan Üniversitesi’nin basın bölümünden mezun oldu. Dubai’debulunan Gulf News gazetesinde çalışıyordu. O zamanki tatilini Rabia Meydanı’nda geçirmeye karar verdi. Meydana indiğinde yanında arkadaşları vardı. Orda hep beraber pek çok iş yapıyorlardı. Şehitlerle ve yakınlarıyla ilgileniyorlar, gelen yabancı aktivistleri karşılıyorlardı. Habibe aynı zamanda İngilizce bildiği için onlara halkın ne istediğini ve direnişi anlatıyordu. Sonra kamera ve canlı yayın işlerini de tecrübe etti. 14 ağustos katliamında o da Rabiatul Adeviyye meydanında, ön sıralardaydı. Askerlerin hemen yakınında. O esnada annesiyle konuşuyordu. Annesine sniperlerın karşısında bulunduğunu söylediğinde annesi; Allah yolunda çok önemli bir iş yaptığını söyledi ve ondan yerini terk etmemesini istedi. Habibe de annesine orayı terk etmeyeceğine dair söz verdi ve dua istedi. O an sniperlardan birinin işaret diliyle kendisine ‘ordan git ve fotoğrafımızı çekmeyi bırak yoksa seni öldürürüm’ dediğini fark etti. Habibe de ona birtakım işaretlerle oradan ayrılmayacağını ve olan biten her şeyi dünyaya duyurmaya devam edeceğini söyledi. O sırada orada bulunan 3 genç bu olaya şahit oluyorlar ve Habibe için endişelenerek yanlarına gelmesi için ona bağırıyorlar. Ama Habibe hiç kimseyi duymuyor. Aralarından ikisi zorla onu kenara almak için uğraşırken Habibe ile beraber şehit düşüyorlar. Kalan bir kişi de bize olanları anlatıyor. O gün orada 10 saat içerisinde 6000’den fazla insan öldürüldü. O insanlar silahsızdı ve bu yapılan tek kelimeyle katliamdı. Mısırda insanlar sokağa çıktıklarında öldürüleceklerini, yaralanacakların veya hapse atılıp serbest bırakılacaklarını biliyorlar. Yine de silahlanmıyorlar. Siz nasıl evden çıkıp işinize gidiyorsanız, tıpkı öyle. Darbenin hezimete uğramasının en önemli sebeplerinden biri de bu. Halk ‘istersen beni öldür ama ben hakkımdan vazgeçmiyorum ve sana iktidar olma hakkı tanımıyorum’ diyor açıkça, olay bundan ibaret. 28 Temmuzdan beri istisnasız her gün halk sokaklara iniyor. Kara rağmen, yağmura rağmen hatta şu an bile sokaktalar.

Evet, tüm dünyanın şahit olduğu çok güçlü bir direniş var ortada. Peki Muhammed Beltaci’nin kızı Esma’nın ve sizin kızınız Habibe’nin ölümleri planlanmış bir eylem miydi? Tanınmış isimlerin evlatları mı hedefteydi?

Habibe meydandayken yüzünde gaz maskesi vardı. Hiç kimse onun benim kızım olduğunu bilmiyordu. Onu gazeteci diye hedef aldılar. Esma ise kasten öldürüldü. Öldürüldüğünde meydanda ya da gösterilerde de değildi, mesciddeydi. Yanına birini gönderdiler, Muhammed Beltaci’nin kızı olduğunu tespit ettiler ve olduğu yerde şehit ettiler.

Anayasa için yapılacak olan referandum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hiçbir şey. Ordunun gerçekleştireceği bir referandum bizim için geçersizdir. Darbe geçersizdir, referandum geçersizdir ve sonucu da geçersiz olacaktır. Her şey geçersiz hükmünde bizim için.

Ocak ayında gerçekleşecek olan Muhammed Mursi’nin mahkemesinden ne bekliyorsunuz?

Hiçbir şey. Başkan Mursi suçsuzdur. Genellikle, büyük rütbeli sorumlulara isnad edilen suçlar mali olur. Zimmete para geçirmek gibi... Sizi şaşırtacak bir şey söylemek istiyorum. Muhammed Mursi görev yaptığı süre boyunca maaş almadı.

Neden peki?

İstemiyordu. Halk beni onlara hizmet etmem için getirdi ve sadece onlara hizmet edeceğim diyordu.

Bu gerçekten bizim için sürpriz oldu.

Daha pek çok sürpriz var. Mesela Mursi’nin oturduğu ev kiralıktı. Başkan seçilince oturduğu evi değiştirmedi, ya da kendisine tesis edilen cumhuriyet sarayına geçmedi. Mısır halkı Muhammed Mursi’yi artık daha iyi anlıyor.

“Türkiye’deki olay çok daha farklı tabi ki. Erdoğan seçimle başa geldi, öncesinde bir devrim olmadan yani bir devrim sebebiyle değil. Erdoğan İstanbul belediyesinden başlayarak aşama aşama ve doğal yollarla buralara kadar geldi. Mursi ise devrimden sonra ve içerisinde türlü problemlerin olduğu bir ülkeye başkan oldu. Kendisini halkına bir rol model olarak takdim etmeyi arzuluyordu. O ne yaparsa halk da onu yapardı. Bu yüzden evini değiştirmedi, hırsızlık yapmadı. Halkına da bunu öğütledi.”

Sisi’nin maaşı ne kadar peki?

Mursi’nin almayı reddettiği aylık maaşı, 35 bin cüneyh. Sisinin ise aldığı maaş aylık 3 milyon cüneyh. Yani Doktor Mursi’nin kaç yıllık maaşı Sisi’nin ancak bir aylık maaşına tekabül ediyor. Daha da mühimi, Sisi bu paradan infak etmiyor. Üstelik et sebze gibi harcamaları da devlet tarafından karşılanıyor.

Şu an için Mısıra dönmeyi düşünüyor musunuz?

Şu an çok zor. Eğer dönersem hapse gireceğim, neden döneyim ki.

Hakkınızda çıkarılmış bir hapis kararı var mı?

Bir karar yok ama olmasına da gerek yok. Gördükleri yerde yakalayıp hapse atabiliyorlar. Darbe, insanları önemsemiyor, özgürlüklerini önemsemiyor. Kanunları hiçe sayıyor ki kendisini tek kanun olarak görüyor. Bir kanuna ihtiyaç duymuyor. O ne isterse, kanun o oluyor. Dünyadaki tüm zalim ve diktatörlerin yaptığı gibi.

Mursi ile görüşebiliyor musunuz? Ya da avukatları kendisiyle iletişim kurabiliyor mu?

Şu an avukatları dahi kendisini göremiyor. Onu bir kez daha bizden kopardılar. Kimse şu an nerede olduğunu bilmiyor. Ancak o bir mücahid ve gerçekten güçlü bir kişiliği var.

Mursi mahkemede mahkum elbisesi de giymemişti.

İlk mahkemede giymedi evet. Sivil kıyafetiyle gelmişti çünkü mahkemeye gelmeden önce hapiste değildi. Ama mahkemeden sonra mahkum elbisesi giydi ve şu an nerede olduğunu nereye götürüldüğünü bilmiyoruz.

Biz her şeye rağmen Allah’a hamd ediyoruz. Devrim yakında gerçekleşecek, Mursi bizlere tekrar dönecek, Mısır çok iyi bir hale gelecek ve dünyadaki konumunu güçlendirecek inşallah.

İnşallah. Biz de bu değerli sohbetiniz için çok teşekkür ediyoruz.

Ben de sizlerle tanışmış olmaktan son derece memnunum.

 

HABERE YORUM KAT