Mursî, Mısır’ın ‘Derin Devlet’i Karşısında Direnirken..

03.12.2012 00:36
Mursî, Mısır’ın ‘Derin Devlet’i Karşısında Direnirken..
Mursî, vazifeye başlayalı henüz 5 ay oluyor.. Bu 5 ay içinde, herhalde, onu çok yakından tanıdığını söyleyenlerin bile beklemediği bir performans sergiledi..

Selahaddin E. Çakırgil

Mursî, Mısır’ın ‘Derin Devlet’i Karşısında Direnirken..

Muhammed Mursî, B. Amerika’nın Feza / Uzay araştırma ve faaliyetlerinin merkezi olan  NASA’da çalışan bir teknokrat idi... Ve Mısır’da da İkhvan-ul’Muslimîyn (Müslüman Kardeşler)’in seçkin isimlerindendi..

Ancak, İkhvan, Kral Fârûq’un ülkeden kovulduğu 1952 Devrimi’nden beri bu üllkeyi 60 yıl boyunca yöneten Nâsır, Sedat ve Mubarek çizgisindeki yönetim mekanizmasından ve onların kendi ideolojilerine göre oluşturduğu ’Derin Devlet’ kadrolarının zâlimâne uygulamalarından hep en ağrı darbeleri yediği için...  30 yıllık yumuşak diktatör Husnî Mubarek’in, bir halk patlamasıyla başlayan ayaklanma sırasında ölümler 1400’leri bulunca iktidardan ayrılmak zorunda kalıp, yetkilerini Ordu’ya devrederek kenara çekildiği 10 Şubat 2010 tarihinden sonra gelişen siyasi yapıda, önceleri tedirgindi..

Bunun için de, kendilerinin yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde adayı göstermiyeceklerini ve yakın buldukları bir ismi destekleyeceklerini, aynı şekilde, siyasî bir parti halinde de teşkilanmıyacaklarını, ve kendilerine yakın partileri destekleyeceklerini açıklamışlardı..

Ama, kısa zamanda anlaşıldı ki, halk kitleleri, elini taşın altına koymayanlara itibar etmiyor.. O zaman seçimlere girmek için bir parti de kurdular, ve Cumhurbaşkanlığı için aday da gösterdiler.. İkhvan’ın adayı, halk arasında çok sevildiği söylenen Hayrat Şatır idi, ama, Şatır’ın annesinin Amerika’lı olması gerekçe gösterilerek, onun Mısır Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olarak katılamıyacağı, iktidar yetkisini kullanan -76 yaşındaki- Mareşal Huseyn Tantavî başkanlığındaki yargı tarafından açıklanınca..

İkhvan, Şatır’ın yerine Mursî’yi göstermişti..

Mursî, ılımlı, kavrayış gücü vasatın üstünde birisi olarak bildiriliyordu..

Ve o seçimi, Mubarek döneminin son başbakanı olan rakibi Ahmed Şefiq karşısında yüzde 49,5’a karşı, yüzde 51,5’la kılpayı kazanmıştı, Mursî..

Ancak, Mısır’da yürürlükte olan anayasa gereğince, yarı başkanlık sistemi denilebilecek bir uygulama ve bunun sonucu olarak cumhurbaşkanının çok geniş yetkileri bulunduğundan ve de Mubarek, iktidardan çekilmek zorunda kalırken, yetkilerini Ordu’ya devrettiğinden, Ordunun yüksek komuta kademesi, kendisinde Cumhurbaşkanının sahib olduğu bütün yetkileri görüyordu ve Mursî’nin cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine Mareşal Tantavî  başkanlığındaki Yüksek Askerî Şûrâ, geleceğin Cumhurbaşkanı’nın hemen bütün yetkilerini sınırlamış, âdetâ ‘kukla bir cumhurbaşkanı’  istediklerini ortaya koyan kanûnî değişiklikleri yapmıştı.. En başta da, Cumhurbaşkanı’nın Ordu üzerinde, komutanların tayin ve azlinde ve ordunun savunma planlarının hazırlanmasında hemen hiçbir tasarruf  yetkisi kalmamıştı. Cumhurbaşkanı, savaş ve barış kararları almaktan ve diğer bir çok temel konularda inisiyatif  kullanmaktan  bile mahrum bırakılmıştı. Bu açıdan, Türkiye, son zamanlara kadar  TSK’nın dokunulmazlığını hatırlatan bir uygulamanın etrafına yeni hisarlar örülmüştü..

Mursî’nin işinin çok çetin olacağı ve bu engelleri aşamıyacağı düşünülüyordu.

Mursî, 30 Haziran 2012 günü Mısır Anayasa Mahkemesi huzurunda yemin ederek başlamıştı, vazifesine..

Onu seçen halk kitleleri adına agörüş açıklayan çevreler, Mursî’nin kendisini kuşa çeviren bir sistemin  Anayasa Mahkemesi önünde gidip yemin etmemesi gerektiğini, bunun o sisteme bütünüyle teslimiyet mânâsı taşıyacağını açıklıyor; bunun yerine gidip, Tahrîr Meydanı’nda milyonların huzûrunda yemin etmesini istiyorlardı.

Mursî, bu söylenenleri dinledi  ve bir orta yol buldu.. Önce gitti, kanûnen yapması gereken yemini Anayasa Mahkemesi huzurunda etti ve arkasından da, Tahrîr’de yüzbinlerin huzurunda ve İslam inancının çerçevesi içinde hareket edeceğine dair söz vererek ayrı bir yemin etti..

Birincisi kanunî gereklilik idi;  ikincisi, fiilî durumu yansıtıyordu.

Ancak, bu iki durum arasındaki çelişkinin ortaya çıkaracağı derin zıdlaşma ve çatışmalar nasıl giderilecekti, işin bu tarafı bilinmiyordu.

Mursî, işe başlar başlamaz,  bir mühendis olan Hişam Kandil’i başbakanlığa getirdi ve Tantavî’yi de Savunma Bakanlığı’na..

Ne var ki, işe başlaması üzerinden henüz 40 gün geçmekteyken, Sina Yarımadası’nda henüz de aydınlatılamıyan bir terör saldırısı gerçekleşti ve 16 polis katledildi..

Kamuoyu şaşkınlık içindeyken, Mursî beklenmiyen bir kararlılık gösterdi ve hemen Tantavî’yi emekliye sevketti, ordunun -başta istihbarat başkanı olmak üzere- bir çok komutanlarını da azletti...

Mursî, inisiyatifi ve dizginleri ele geçirmiş, kendisine anayasa’dan bir dayanak bulmuştu..  Ve askerlerin kendisini bağlama taktiklerine, anayasaya dayanarak başka imkanlarla karşılık vermişti..

Önce bir derin şaşkınlık ve sonra, kamuoyunun kendisine geniş çapta güven duymaya başlaması..

Mursî, vazifeye başlayalı henüz 5 ay oluyor..

Bu 5 ay içinde, herhalde, onu çok yakından tanıdığını söyleyenlerin bile beklemediği bir performans sergiledi..

Yazının Devamı…  

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim